Karakter Boyutu A A A
Prof. Dr. Nurullah Aydın
Avrupacılar ve gerçekler
23.06.2008


Bu köşe’ninin amacı, içinde bulunduğumuz siyasi, sosyal, ekonomik ve güvenlik sorunlarının çözümüne katkı yapmaktır. Tek yönlü bakıştan uzak, her kişiye, konuya olaya çok yönlü bakarak bilgilendirirken aydınlatmak. Gazeteciliğin, yazarlığın aydın olmanın gereği de budur. Sevgimizin de nefretimizin de ölçüsü insandır, ülkedir.
 
Partiler araçtır. Amaç değildir. Amaç değişince partilerde ya değişirler ya da giderler. Şimdi ihtiyaç vatanı savunmadır.
 
Türkiye’de iki güruh oluştu. Batıcılar yani batının emrinde oraya endekslenmiş bir iktidar olmak isteyenler, diğeri ise dinciler yani dini söylemlerle güç elde etmek isteyenler. Milliyetçisi de milliyetsizi de dincisi de dinsizi de ne yazık ki bu yaklaşım içinde. Liboşları, dönekleri saymıyorum onlar zaten düşünce ve inançları açısından asalak tipler.
 
Ne yazık ki kendimiz olmak akıllarına gelmiyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya nedeniyle  küresel bir güç etkin bir aktör olmasını düşüncesinin odağı yapanlar ise sınırlı. Hangi çağda yaşıyoruz diye başlayan nutuklarla anlamsız kılınmaya çalışılan yaklaşım tarzı.
Oysa bu coğrafya asla başkalarına eklemlenmiş bir yönetimi kabul etmemiş bir coğrafyadır.
 
150 yıldır Batı ile yapılan savaşların nihayetinde hep biz zararlı çıktık. Bundan ötürü aydınımız sanıyor ki Batı’ya biat etmezsek yaşayamayız.
 
Batı ile ilgili temel yanılgılarımızı sık sık ifade ediyoruz..

Batı artık Rönesans ve Reform'daki aydınlanmacı Batı değildir.

Batı evrensel bir politika üretmek yerine, Batıya tepki gösteren Doğu halklarını denetim altına alacak politikalar üretmektedir.
 
Bu durumda, Batıdan çözüm beklemek büyük yanılgıdır.
 
Sosyal demokratlardaki irticayı Batının desteği ile çözeriz mantığı çökmüştür. Tersi olmuştur. Batı içimize girdikçe irtica yükselmiştir. Gerçek budur.
 
Dinci kesim de yanılgı içindedir.
 
Cemaat, tarikat, dernek vakıf olarak örgütlenen kesimler paranın gücünü iktidar saltanatının keyfini hissettiklerinden beri Kuran odaklı bakış yerine kanaat önderlerinin düşünceleri doğrultusunda dini algılanmaya başlamışlar dinden sapmışlardır.
 
Din birey vicdanından çıkmış toplumsal etkinlik kazanma aracına dönüştürülmüş öyle algılanmaya başlamıştır. Dolayısıyla dinin ilahi anlamı kaybolmuş sosyal tabakada yer edinme aracı görülmüştür.
 
Bu durumda gerek batıcılar gerek dincilerden çözüm beklemek temel sorunu anlayamamak demektir.
 
Din temsilciler eliyle din özgürlüğü sağlanır ve yaşanır mantığı da çökmüştür. Haçlı irtica egemen olmaya başlamıştır. Dinler arası diyalog safsatası ile haçlı işbirliği öne çıkmıştır.
 
Türkiye’deki bu iki akımdan da çözüm beklemek hayalden öte değildir.
Ülkemizde milli/ulusal bir uyanışın olduğu ve halkımızın Batı ile yapılan işbirliği sonucunda ulusal pazarlarımızın yağmalandığını fark etmeleri gibi  büyük bir uyanış vardır. Avrupa kendi içinde siyasi bir birlik olamamıştır.
 
Ekonomik konularda bile büyük görüş ayrılıkları vardır. Nereye gideceği belli olmayan böyle birliğe devletimizi teslim etmek ve buna uygun politikalara destek vermek cinayettir.
 
Neden bazıları AB'ye karşı söylemler geliştiriyor, sonra da Bağımsızlığımızı AB'ye teslim edecek kararlar söz konusu olduğunda bunun tersine hareket ediyorlar.
 
Onurlu giriş düşüncesi ile hem kendilerini hem de halkı kandırmaktadırlar. AB temsilcilerinden aşağılayıcı söylemler oluyor, buna cevap kimden geliyor?
 
Hem AB sürecinin Türkiye'nin aleyhine işlediğini söylüyorlar, hem de bu sürecin içinde kalmak için gayret sarf ediyorlar. Washington ve Brüksel'de bürolar açarak Batı öncülerine kendilerini anlatmak gibi bir mecburiyet hissediyorlar.
 
AKP emperyalizm ile iyi işbirliği yapamadı, biz daha iyi işbirliği yaparız diye bir şey olamaz. Yani şerefli giriş yoktur. Bağımsızlığımızı hangi sebepten olursa olsun başkalarına devretmenin şereflisi olmaz. AB İsrail ve ABD ile daha iyi işbirliği yaparım yarışması olmaz.
 
AB tek derdi vardır.1000 yıldır savaşıp söküp atamadığı Anadolu’yu yeniden kolonileştirmek eyaletleştirmek. Bunun içinde kültürünü hakim kılmak ve ulusal pazarlarımızı tam olarak denetlemek.
 
AB süreci kölelik sürecidir.  Osmanlı'nın Avrupa'dan Adil Barış bekleme sürecine benzemektedir. Afgan halkının ve Irak halkının ABD-İsrail-İngiltere’den İnsan hakları, demokrasi beklemeleri gibi.
 
AB’yi savunanlar vatanı savunamazlar. Her toplum sarsılır ama güç olarak da doğar.
 
Günün sözü:  Vatan ve bağımsızlık inancı olmayan köle ruhludur.

932 defa okundu...
31.561 1.3560 1.8500
ANKET Diğer Anketler
Ramazan'ı gerektiği gibi ifa ettiğinizi düşünüyor musunuz?
Evet
Hayır

Açılış Tarihi: 02.10.2008
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
Konya Haber İçin KonOnline.com
Telefon: 0332 223 34 00
Eposta: kononline@kononline.com