Başbakan’a ve bakanlara bakılırsa yandaş gazete ve TV’lere bakılırsa ülke ekonomisi iyi yolda, halk memnun, eleştirenler hesap kitap bilmiyor ve halktan uzak.
Devletin bazı kurumları engel çıkarıyormuş.
Başka! Yargı meclise yani siyasete ram olacakmış. İlkel toplumdan çağdaş topluma geçtiğimizi sanıyordum. Meğerse ülkeyi yönetenler çağdaş devlette yargının yeri ve rolünü yok sayıyor. Nasıl demeyin? Bakın Hükümet açıklamalarına AKP sözcülerine!
Gerçekten öyle mi oluyor?
Kimse durumu sorgulamıyor.
Bazı gazeteler çok açık olarak sıcak para, dünya’daki dalgalanmalar Türkiye’yi ciddi şekilde etkileyecek diyor. Yargı krizi ülkeyi kaosa sürüklüyor diyor. Olan bitenler olanca hızıyla ve keskinliğiyle kamplaşmaya doğru giderken birilerinin bildirdiği şekilde kamuoyuna yansıtılmaktadır.
Soruşturmaların da belirli merkezlerce istenildi anlayışıyla hiçbir ilgisi yoktur, Soruşturma da ve dava açmada hiçbir izin alınmaz.
Hukuk düzeninin sarsılmasına neden olan söz, fiil ve eylemler yapılıp sizin düzeninizi bozmak istedikleri zaman onları hoşgörü ile mi karşılarsınız? Adı üstünde siyasi kriz başladı mı bu ekonomide sarsıntı meydana getirir. Bu nedenle yapılan açıklamalar gerçeği teryüz etmekten başka bir şey değildir.
Hem ekonomik karalarlarda hem halka yapılan açıklamalarda, sokağa bakıldığında ekonominin iyi durumda olduğunu hayalinin turşusu yapılmaktadır.
Hele ülkeyi yönetenlerin, dünya ekonomisinde yerimiz iyiye gidiyor, fert başına düşen milli gelir 9 bin dolara yükseldi şeklinde sözleri, gerçek dışıdır, inandırıcılıktan yoksundur.
Dünya’nın hiçbir ülkesinde Türkiye’deki kadar devlet kurumları tartışılmıyor. Böyle bir değerlendirmek yok. Bütün dünya basını hukuku kurumları tartışan haberlerle doldu değil.
Bildiriler, birbiri ardına gidip geliyor. Ağır suçlamalar, güç gösterisine dönüşüyor..
Herkes bir diğerini düşman olarak konuşacak olursak, düşman kuvvetlerini dışarılarda aramaya gerek yok.. Güneydoğu’da olanca kapsamıyla askeri harekat yürütülürken Ankara’dakiler neyle meşgul!
Dikkat edin. Kim ne amaçla hareket ediyor.
Ve görünenler de şahıslar, kurumlar ve nihayet devlet otoritesi bombalanıyor. Görünenlerin hemen hepsinde düşman kuvvetlerinin psikolojik teknikleri görülüyor. İçimizdeki beşinci kol tümü ağırlığıyla hareket halinde..
Hiç kimse de bir yıpratılan devlet kurumlarının ülkeyi ciddi bir kaosa götürdüğünü söylemedi. Söylemiyor. Suçlama harekatında gidilip, geliniyor.
Onların önünü açmaya yönelik toplumda kazandık şu anda barışalım havasını yaratmak için darbe vurduk şu an barışalım, biz artık büyüklük gösterelim havasını yaratmak için yapılmış harekatlardır..
Bu hükümetin de bu tür adımlar atması ne niyeti var ne gücü var, bunlar atılmadığı müddetçe bu tedbirlerle oyun oynanır başka hiçbir şey yapılmaz.
Türkiye yanlış bir maceraya sürüklenmektedir.
İçinde büyüdüğü ve kendisini iktidara getiren halka yalan konuşan, aldatan bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız
Gaza gelmek Yapılanlarla, atılan her adım, birilerini tatmin etmek için atılmaktadır.
Devlet anlık heyecanlarla yönetilemez. Gaza gelmiş bir yönetim var Türkiye’de. Batıya karşı hiçbir strateji geliştiremeyenler, başkalarının stratejilerini hayata geçirmektedir.
Hamasetle devlet yönetimi:
Devlet yönetimi öyle anlık heyecanlarla olmaz. Devlet yönetiminde aklıselim egemen olacak. Devlet yönetiminde bilgi egemen olacak. Devlet yönetiminde tecrübe egemen olacak ve karar verdiğiniz zaman da her zaman söylediğim gibi bir vereceksiniz ama pir vereceksiniz. Tabii bize, belki tabir biraz ağır olacak ama gaz vermek isteyenler oldu.
Eğer bu gaza bizler gelmiş olsaydık veya gelecek olsaydık, bu stratejinin hayata geçirilmesi olmazdı. Bu taktik uygulamanın hayata geçirilmesi olmazdı. Bu olsa olsa sadece birilerinin tatmin olması olurdu.
Birileri istedi diye adım atılmaması gerekir. Aklıselim neyi istiyorsa, neyi emrediyorsa, bilgi neyi gerektiriyorsa, tecrübe nereye istikamet veriyorsa bu köşede bunları yazıyoruz.
Günün Sözü: Otorite zaafıyeti yaratmak, devletin varlığına konulan dinamittir.