23 Nisan kutlaması. Ve Meclis!
Ankara’da aman bir telaş bir telaş ki sormayın gitsin, Ne oluyor, her yıl olan oluyor. Yani 23 Nisan çocuk ve egemenlik bayramı. Üstelik resmi tatil. Böyle bir garabeti, siz dünyada görebiliyormusunuz?
Meclis 23 Nisan 1920 de açıldı. Ancak ilk meclis denilmesi de Büyük kelimesinin kullanılması da devam ediyor.
Gerçekten öyle mi?
Bakın;
Meclis yani halkın temsilcilerinin bir çatı altında düzenli ve sürekli istişare ettiği yer. Ülke yönetimini seçmek denetlemek, uygulanacak kanunları çıkarmakla görevli halk temsilcilerinin yer aldığı kurum..
Sadece demokratik ülkelerde de olan bir kurum mu elbette hayır.
İnsanlık tarihi boyunca yöneticiler yönetilenleri idare edebilmek için zaman zaman halktan bazı kişilerle bir araya gelir onların taleplerine göre hareket ederdi.
Biz de meclis, 1876 anayasası ile batılı anlamda kurum olarak oluşturulmuştur. Osmanlı-Rus savaşı ve meclisteki bazı balkan temsilcilerinin ayrılıkçı faaliyetleri nedeniyle askıya alınarak kapatılır.
Meclis; 1908 de ikinci meşrutiyetle tekrara açılır. Ne zamana kadar İstanbul’un işgaline kadar.
Meclisi Mebusan son kez de Misak-ı milliyi kabule der. İşgal altındaki İstanbul’da İngilizler ve Fransızlar tarafından bir kısım milletvekili Malta’ya sürülür. Bir kısmı ise Anadolu’ya geçer ve 23 Nisan 1920 de Ankara da meclisi açarlar.
İşte işgale karşı mücadeleyi bu meclis verir.
Atatürk; 23 Nisan ulusal egemenlik bayramının aynı zamanda çocuk bayramı olmasını istedi mi? Hayır.
23 Nisan 1920 de Meclis açıldı. Bir yıl sonra Saruhan (Manisa) milletvekili Refik şevket (ince) arkadaşları ile teklif etti. 23 Nisan milli hakimiyet bayramı olarak kabul edildi.
1929 da Himaye-i Etfal Cemiyeti( çocuk esirgeme kurumu) başkanı ve Mersin milletvekili Dr Fuat (Umay) Bey’in girişimi ile 23-29 nisan arası Çocuk haftası olarak kutlanmaya başladı.
23 Nisan 1929 da ilk törene başbakan İsmet İnönü, meclis başkanı Kazım(Özalp) paşa bulundu.
Atatürk; 1929’dan 1938’e kadar 10 çocuk balosundan ikisine katıldı.
Ve o meclis feshedilir, ikinci meclis seçilir.
1960 da tekrar lağvedilir, 12 Eylül 1980 de bir kez daha lağvedilir.
İlk meclis egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ilkesine göre hareket eder. Saltanatı Hilafeti kaldırır. Batıdan kanunları olduğu gibi alır. Topyekün hukuk düzenin değişimi ile bu kez 2000 yılından 2008 e kadar ki süreçte Avrupa Birliği üyeliği için yapılır..
Ve 2008 meclisi, egemenliğin önemli bir kısmını, AB’ne, ABD’ye IMF’ye devreder.
Bakmayın şimdi ise Halkın iradesi laflarına.
Her yıl milli egemenlik adıyla kutlama yapılır ama biraz daha o egemenlikten törpülenerek.
Bağımsızlık mücadelesi veren meclisten, eyaletleşmeye, sömürgeleşmeye evet diyen meclise!
Ve bayram neyin bayramı? Köklerinden tüm değerlerinden koparılarak kimliksizleştirilen bir toplum, geleceğe umutla bakamayan çocuklar, gençler ve egemenlik.
Ve 23 Nisan çocuklara armağan olsun ve Egemenlik kutlaması, Ankara’da TBMM önünden geçerken içim hep buruklaşır. Neden mi binlerce insan her gün oraya akın ediyor. Devasa bir mabed. Bana göre iş ve işçi bulma kurumu.
Adım adım sömürgeleşmeye ilişkin kararların alındığı başkaca bir iş yapmayan meclis.
On binin üzerinde emeklisine, çocuğuna yakınlarına ömür boyu güvenlik, ayrıcalıklı ekonomik durum sağlayan yer. Hırsıza, katile, teröriste kapağı atınca yargı bağışıklığı kazandırılan, özel bölge. Kanunlar öyle diyor diyen çıkacak. Doğru. Dokunulmazlıkla ilgili hukuk kuralları var.
Ve dün siyasetçisi, akademisyeni gazetecisi egemenlik, meclis iradesi , millet iradesi gibi kavramlarla bir kez daha halkı kandırdılar, oyaladılar.
Ha sahi neyin egemenliği bu?
Günün Sözü: Yalan söyleyene dikkat et. Alışkanlığa dönüşen yalan, ne büyük tehlikedir.