Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Linkler
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
14 Nisan 2008 Pazartesi 14:26
  Prof. Dr. Nurullah Aydın
  
AB'cılar ve AB karşıtları!

Bazıları, AB’ye ve AB’cilere çok kızmış, veryansın ediyor!

Peki, kızanlar AB’ye karşı mı? Sorarsan bu kesimdekiler antiemperyalist, bağımsızlıkçı ve Atatürkçü olduğu iddiasında!
 
Hem bağımsızlık benim karakterimdir diyen, batılılaşma değil çağdaşlaşma diyen, yaşamı batılılarla savaşarak geçirmiş, onlara rağmen bağımsız Türkiye devletini kurmuş Atatürk’ü esas alarak Atatürkçü düşünce tek esin kaynağımızdır diyeceksin hem de AB’a karşı değilim diyeceksin.
 
İşte sevgili okuyucular: Türkiyemiz böylesine şaşkın aydını, siyasetçisi ile karşı karşıya. Bakın; kamuoyunda konuşanların düşüncelerinden siz bir anlam çıkaracak mısınız?
 
MHP onurlu üyelikten bahsediyor. Koalisyon ortağı olduğu dönemde, üyelik için Türkiye programına imza attı. CHP derseniz Avrupa Birliğinin bayraktarlığını yaptığını bilmeyen yok.
Şimdiki DP ve ANAP ise hala düşünüyorlar, biz neyiz, kimiz, neyi savunacağız diye.
 
Peki karşı çıkanlar kim? Saadet Partisi, İşçi partisi ve Komünist parti. Diyeceksiniz ki onları boş ver, marjinal partiler. Peki yapılan kamuoyu araştırmalarında halkın eğilimi ne? Yüzde 60 civarında kesin karşı olan kesim var. Üyeliği içtenlikte destekleyenlerin oranı yüzde 25 civarında.
 
Ama halk onlara oy vermiyor dediğinizi, duyar gibiyim. Avrupacılıkta öncülük yapan partiler Anavatan, DYP, DP, nerde şimdi bir hafıza yoklaması yapsanız.
 
Prof.Dr.Erol Manisalı diyor ki:
...Hep aynı soruyu soruyorlar; AB'ye (Batı'ya); karşı mısın?

Ben AB'ye karşı değilim.

Ben onun emperyalist politikalarına karşıyım;

Beni bölmek istemesine karşıyım;

İçimde 'işbirlikçiler' üretmesine karşıyım;

Onun vahşi kapitalizmine karşıyım;

Bunlardan vazgeçtiği zaman karşıtlığım da ortadan kalkar" (Cumhuriyet 29.6.2007 )
 
Hikmet Çetinkaya diyor ki:
"Cumhuriyet Avrupa Birliği'ne   karşı  değil !.. Cumhuriyet Yayın Kurulu Başkanı ve Cumhuriyet Vakfı Başkanı İlhan Selçuk'un yazılarında bu açıkça görünmüyor mu?” (Cumhuriyet, 8.10.2005) 
 
İlhan Selçuk diyor ki:
"AB'nin durumu daha ilginç! Bu örgütün laik ve demokratik kurallar temelinde bir uygarlık oluşumunu simgelediği kesindir; Türkiye bu uygarlık hedefine yönelik pusulayı Atatürk 'ten beri benimsemiştir; yol haritamızı değiştirecek değiliz..." (Kurtuluşun Önkoşulu,  Cumhuriyet,  29.10.2004 )
 
Zübeyr Aydar (PKK-Kongra Gel örgütünün lideri) Yunanistan’da Elefterotipia gazetesine verdiği demeçte diyor ki: 
“Hedefimiz yerel parlamentosu ve özerk yönetimi olan İspanya’daki Katalonya modelidir. Doğu ve Güneydoğu’daki demokratik değişimler AB’nin desteği ve diretmesi ile atılan adımlardır. Kürtçe televizyonlar ve radyoların açılması olumlu ancak yetersiz. Türkiye’nin AB yolunda ilerlemesini istiyoruz.” (Cumhuriyet, 14.2.2007)
 
Ahmet Türk  (DTP Genel Başkan v.) diyor ki:
"Ben siyasetçi olarak AB sürecinin desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. AB üyeliği Türkiye'nin demokratikleşmesini getirir. Bu Kürtleri rahatlatır. Demokratik bir Türkiye'den Kürtler de yararlanır. Tartışılacak, çözümlenecek çok sorun var.” (Radikal, 17.4.2006)
 
AB’ni talep edenler!
AB’yi talep edenlerin söylediklerini sıralıyorum ve listesini veriyorum işte… Kimler yok ki?
 
İlhan Selçuk, Erol Manisalı, Hikmet Çetinkaya, Cumhuriyet gazetesi.
 
Bu listeye “Atatürkçüler AB fonlarını kullanmalıdır !” diyen Bedri Baykam’ı;
“Atatürkçülerin AB’ye karşı olması dar kalıpçılıktır” diye fetva veren Prof. Dr. Nur Serter’i; Türkiye’nin “Avrupa Birliği (AB) hedefinin devam etmesi gerektiğini” söyleyen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı da ekleyebilirsiniz…
 
Hatta resmi Vakıf Senedi’nde amacını “Bir sivil toplum örgütü olarak; Avrupa bütünleşmesi ve ortak Avrupa bilincinin oluşturulması çerçevesinde, Türkiye’nin gerek Avrupa Birliği’ne tam üyelik aşamasında ve gerekse tam üyelik sürecinde yapılacak çalışmalara katkıda bulunmak ve Avrupa Birliği ile uyum sürecine yönelik olarak hukuk, ekonomi, bilim, araştırma, kültür, sanat, eğitim, çevre gibi konularda ve alanlarda herkesin yararlanmasına açık olan sosyal, kültürel, bilimsel, eğitsel, sanatsal nitelikli etkinlikleri gerçekleştirmek, projeleri desteklemek ve bu yolda çeşitli kurum ve kuruluşlar meydana getirmek için girişimde bulunmaktır.” şeklinde açıklayan Türkiye-AB Vakfı’nda kimler var?
 
İlhan Selçuk ile beraber danışma kurulu üyesi olan, Dr. Alev Coşkun, Prof. Dr. Emre Kongar ,  Prof. Dr. Türkel Minibaş gibi aydınlarımızı da ekleyebilirsiniz bu listeye...
 
Bu aydınlarımızın aynı Vakıf’ta beraberce danışmanlık yaptıkları birkaç ismi de biz sayalım:
 
Emre Gönen (İstanbul Bilgi Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma Merkezi Müdürü), Jak Kamhi (İşadamı),  Prof. Dr. Eser Karakaş (Bahçeşehir Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı, Avrupa Birliği Bölüm Başkanı) Zülfü Livaneli (Yazar, sanatçı, UNESCO Büyükelçisi, UNESCO Genel Direktör Danışmanı), Derya Sevinç (TUSİAD Ankara Temsilci Yardımcısı), Prof. Dr. Mete Tuncay (İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı), Prof. Dr.Toktamış Ateş (İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim üyesi ve Fettullahçı Bugün gazetesi yazarı…), Taraf Gazetesi yazarı. Ahmet Altan’ı, Yasemin Çongar’ı, Yenişafak yazarı Ali Bayramoğlu’nu. Kısacası  II. Cumhuriyetçi ve mandacı takımı…
 
Şimdi ortada ilginç bir tablo var:
 
Bir tarafta topluma “ulusalcı”, “Atatürkçü”, “solcu” olarak sunulanlar…
İlhan Selçuk, Erol Manisalı, Hikmet Çetinkaya, Cumhuriyet gazetesi, Coşkun, Emre Kongar, Türkel Minibaş, Bedri Baykam, Nur Serter, CHP ve benzerleri…
 
Diğer tarafta Zübeyr Aydar, Ahmet Türk,  Hatip Dicle, Sertaç Bucak gibi Kürtçüler ve PKK uzantıları… Emre Gönen, Jak Kamhi, Eser Karakaş, Zülfü Livaneli, Derya Sevinç, Mete Tuncay gibi II. Cumhuriyetçiler ve Toktamış Ateş gibi Fettullahçılar…
 
Hepsini birleştiren ortak payda ise AB…
 
Ekranlarda görülen, yada köşelerinde yazan tipler sözde AB’ye karşı…
Sözde II. Cumhuriyetçilere, Kürtçülere, Fettullahçılara karşı…
 
Ama bu II. Cumhuriyetçi-Kürtçü-Fettullahçı takımı ile aynı hedefi, yani AB üyeliğini paylaşan sözde “solcuları”, sözde “Atatürkçüleri” tek tek sayıp, bu kişilerin söylediklerini kaynak göstererek ortaya koyduğumuz da utanıp sıkılmadan bazılarına, Kürtçü ve Fettullahçı diye saldırıyorlar!
 
Diderot: “Ömrünün dörtte üçünü okumakla geçiren, mutlaka namuslu olur.” demiş…
Kendisini tanımadığım için yukarıda isimlerini verdiklerim ne kadar “namuslu” bilemem… Ama cahil olduğu kesin! Onun için sadece “davul” gibi gürültü yapıyor! Çünkü “Bilgisiz insan davula benzer. Sesi çok çıkar, ama içi boştur.”
 
Oysa bu kişiler; konuşmadan, sağa sola bilip bilmeden saldırmadan önce biraz düşünmeli, tartmalı, elini vicdanına koymalı… Oysa bu kişiler hiç düşünmüyor, sadece konuşuyor…
 
Montesquieu ne güzel demiş: İnsan ne kadar az düşünürse, o kadar çok konuşur.
 
Siz şimdi bu açıklamalardan ne anladınız? Evet sevgili okuyucular, Türk aydını mı, maydını mı, ne derseniz diyin ama kafanızı böylesine karıştıranları dikkatle izleyin. Siz AB’ın ne getirip götüreceğini en iyi sizler bilirsiniz. Avrupalılarla bin yıllık mücadele sonunda teslim mi olacağız, egemenlikleri altına gireceğiz mi girmeyeceğiz mi? Soru bu!
 
Günün Sözü: Zaman değişimi zorunlu kılar, ama değişmeyi gelişme olarak yapmazsan, güvenilirliğin her zaman sorgulanır.
Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
Prof. Dr. Nurullah Aydın
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Konya ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet, gerçekten büyük hizmetler yapıyorlar
    Bilmiyorum, herhalde yapıyorlardır
    Hayır, bu yüzden Konya gerilemeye devam ediyor
    KONYA 16.05.2008
İmsak
-
3:52
Güneş
-
5:32
Öğle
-
12:53
İkindi
-
16:42
Akşam
-
20:02
Yatsı
-
21:34
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008