Öğrenci olaylarını kim organize ediyor?
Film tekrarlanıyor. Ancak amaç, içerik, yöntem biçim farklılığı ile. Her kafadan bir ses. Senaryolar üretiliyor. Rektöre, güvenlik birimlerine, öğrencilere yönelik yorumlar, analizler. Şimdi de bir kız nedeniyle çatışma başlamış diyerek konu basitleştiriliyor.
Oysa baharla gelen tehlike büyük! Gelecek endişesi içinde olan gençlerin umutlarını heyecanlarını, coşkularını istismar etmeyi bekleyenler her zaman vardır.
Yabancı istihbarat elemanlarının parmağı
Derin devletler, gizli örgütler ve istihbarat örgütlerinin Türkiye merkezli, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya üçgeninde cirit attıkları görülen bir gerçektir. Asıl hedef ise; Bölgenin doğal lideri olan Türkiye’nin kendine gelmesi, güçlü devlet olmasını her dönem sekteye uğratan kesimler yeniden iş başında.
Eğer Ankara’da bazı ülke istihbarat örgütlerinin büroları var ise ve elemanlarının Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında denetim ve kontrol dışında ise faali meçhul cinayetlerin ve her türlü provokatif eylemler kaçınılmazdır.
Çeşitli ülke ajanları rahatlıkla elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girebiliyorlar. Gazeteci, işadamı, sivil toplum örgütü temsilcisi adıyla Türkiye’ye gelen ajanlar, psikolojik sorunu olan, heyecan ve coşku özelliğine haiz gençleri rahatlıkla terörist eylemlere yönlendirmesi kaçınılmazdır. Geçmişte de böyle oldu bundan sonra da olma ihtimali vardır.
Üniversitelerde 1960 ihtilali, 12 Mart ve 12 Eylül döneminde de pek çok sağ ve sol örgüt mensuplarının ajan provokatörlük yaptıkları ve bağlantıları itibari ile tam karşıt kesimden yönlendirildikleri açıktır. Bu bakımdan üniversitelerde bazı yandaş kesimlerin benzeri bir provokatif faaliyete giriştiklerinin bir örneği bu. Genel kanaat Akdeniz üniversitesi’nde de örgüt liderinin fotoğrafının yurtlara asılması ve bu çatışmanın oradan başladığıdır.
Kapkaç olayları, kundaklama olayları ve üniversitelerde karşılıklı tahrike dayalı yönlendirmeler baharla birlikte çok ciddi bir tehlikeyi göstermektedir.
Amaç DTP-MHP çatışmasına zemin hazırlamak
1968 dönemi sağ-sol olayları gibi bugün de etnik çatışma tehlikesi bulunmaktadır. Başta hükümet olmak üzere rektörlerin ve üniversite öğretim üyelerinin daha duyarlı daha dikkatli hareket etmesi gerekir.
Ulusalcılığın tehdit kapsamına alan raporun da bu nedenle hazırlandığı kanaatindeyim. Etnik, mezhep, bölge ve din milliyetçiliğinin Türkiye için bir iç tehdit olduğu açıktır. Derin devletlerarası çatışma ortamı olan Türkiye’de yabancı istihbarat ajanlarının çantalarla döviz getirerek tetikçi bulması kaçınılmazdır.
Bundan sonraki olayların işaret fişeği
Akdeniz üniversitesi’ndeki olaylarda eli silahlı vatandaşın aranılan sabıka kaydı, sakal, alnında bir mezhep yansıtması bu anlamda bilinçli bir silah doğrultup çekmesi, gazete ve televizyoncuların gözlerinin önünde böyle bir eyleme girişmesi açık ve yakın tehdidin bir göstergesidir. Bu olay bundan sonraki daha vahim provokatif eylemlerin de işaret fişeğidir.
Siyasal tercihlere göre öğrenciye yaklaşılmamalı
Üniversite yönetimleri; öğrencilerin ayrışmasını, çatışma noktasına gelmesini önleyecek sihirli değneğe sahip değillerdir. Dolayısıyla başta İçişleri Bakanlığı, YÖK, rektörler, dekanlar ve öğretim üyelerine büyük görev düşmektedir. Herkes üzerine düşen sorumluluğa göre hareket etmelidir.
Anne babalar, medya tahrik edici çatıştırıcı her türlü faaliyetten uzak bir şekilde toplumsal hoşgörüyü sağlamalıdırlar. Öncelikle meslektaşlarına sağduyu çağrısında bulunuyorum. öğretim üyeleri öğrencileri ile yakından ilgilenmelidir.
Hükümeti, üniversite yönetimlerini sağduyuya davet ediyorum. 18-22 yaş arasındaki üniversite gencinin her türlü tahrik edici provokatif faaliyetlere maruz kalabileceği göz önüne alındığında başta öğretim üyeleri olmak üzere rektörlerin daha ciddi daha soğukkanlı daha bütünleştirici hareket etmeleri zorunludur.
Üniversite yönetimi ve öğretim üyeleri siyasal tercihlerine göre öğrenciye yaklaşım tarzını sürdürdükleri müddetçe üniversite olaylarının ateşi fitillenmiş olur. Geçmişte oldu bu gün de benzeri bir eğilim görülmektedir.
Günün Sözü: Ölçülü ol, güven duy ama dikkat et, ihanet en çok ölçüsüz güven duyduğundan gelir.