Başkent kulisleri
Ankara’nın hemen tüm lüks restaurantları, otel lobileri, meslek kuruluşları, söylentilerle çalkalanıyor.
Gerilim artıyor. TOBB ve TUSİAD’ın ziyaretlerindeki mesajlara rağmen taraflar geri adım atmıyor. Meydan okumalar tam yol ilerliyor. Medya’da kesin çizgilerle ayrılmış durumda yandaş medya tırmandırıyor. Gerilimden kim ne amaçla yararlanacak? Ne yapılmak isteniyor? Sorular birbiri peşi sıra geliyor ve yorumlar analizler, öngörüler çeşitleniyor.
********
Senaryolar ise her gün ileri sürülüyor, yeni senaryolar olabilirliğine bakılmadan rahatlıkla ifade ediliyor.
Senaryolardan biri Erdoğan’sız bir yapılanma. Denilen şu; istediklerini yaptıramayınca Başbakan'ı çete ve davayla atıp, Gül'ü lider yapmak isteyen grubun planları çöktü
Yine iş, sanat, spor ve hukuk dünyasının tanınmış isimlerinin katılımıyla kamuoyuna açıklamayı planladığı ve ülkedeki siyasi tansiyonun düşürülmesini hedefleyen Sağduyu Hareketi adlı bır çıkış gündemde.
Son hafta belli yerleri dolaşırken AKP, CHP, MHP ve DSP milletvekillerine ayrı ayrı neler oluyor, bu gerilimi nasıl değerlendiriyorsunuz diye sordum.
Kimileri bu soruyu, “Amaç, AKP kapatma davası ve Ergenekon göz altılarıyla ülkede yükselen siyasi tansiyonu düşürmek gerekir diye cevaplandırırken, Erdoğan’a yakın olduğunu bildiğim birkaç isim de oldukça enteresan bir senaryodan bahsettiler.
Senaryoya göre Sağduyu Hareketinin önemli bir görevi ve amacı vardı. Sağduyu Hareketi’nin öncüleri ise; bazı oda ve dernek yöneticileri ile bazı iş adamları.
İsimlere baktığımızda, AKP iktidarına düne kadar destek veren isimler ve bunların bir kısmı Avrupa’nın Türkiye’deki sözcüleri.
Türkiye’nin çıkarlarından çok, demokrasi adı altında Avrupa’nın, hatta ABD’nin menfaatlerini savunan isimler.
Bazı isimler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile zaman zaman ters düştüler; Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü kendilerine daha yakın buldular. Çünkü, Erdoğan’a bazı isteklerini yaptırmakta zorlandılar, hatta yaptıramadılar. Abdullah Gül’e ise hep sıcak baktılar.
Zaten asıl amaçları Erdoğan’ı Çankaya Köşkü’ne göndermekten çok, Abdullah Gül’ü Başbakanlığa getirmekti. Bu amaçlarında başarılı olamadılar. Çünkü, Erdoğan Çankaya için çekimser davrandı ve Gül’ün önünü açtı.
Gül’ün Çankaya Köşkü’ne çıkması bu isimlerin hükümet içindeki ellerinin bir bakıma kesilmesine neden oldu. Yavaş yavaş AKP hükümetinden kopmaya başladılar, ters düştüler. Hatta bir kısmı muhalefete başladı.
AKP kapatma davası ve Ergenekon gözaltıları bu isimler için fırsat oldu. Niye? diye sorarsanız...
Yeniden Gül’lü dönemi başlatmak için bulunmaz fırsatı yakaladılar. Ne de olsa Gül’e istediklerini hep yaptırmışlardı. Yeniden güzel günler gelecekti.
Bu hareket Tayyip Erdoğan’cıları ürküttü. Çünkü, bir anlamda AKP’yi ortadan çatlatmaya yönelik bir girişimin başlangıcıydı. Ve işin başındaki isimlere el altından mesaj gönderildi.
Zamanlama uygun değil mesajı alan isimlerin hevesleri kursaklarında kaldı.
Peki hareket devam etseydi ne olacaktı?
Hazırlanan metin, kamuoyuna açıklanarak, gereklerinin yerine getirilmesi için sağduyu çağrısı mektubu Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e verilecekti
Yani işin muhatabı olarak Çankaya Köşkü alınacak, bu yöntemle de bir anlamda AKP hükümeti ve iktidarın başı yok sayılacaktı.
Ve bir adım ileri geçildiği için bu girişim ileriki günlerde Abdullah Gül’e başkanlık sisteminin yolunu açan girişim olacaktı.
Ama şimdilik olmadı.
Turgut Özal’la gündeme gelen başkanlık sistemini, yeniden gündeme getirmek için çalışma yapanlar ise sesiz ve derinden gidiyor.
Ancak Ankara kulislerinde görülen bir gerçek var ki o da AKP grubunda ciddi anlamda bloklaşma, kamplaşma ve gelecek endişesi iyice artmış durumda!
AKP grubundan birer iki şer kopmalar olursa şaşırmayın!
Günün Sözü: Hayat herkese adil davranmayabilir.