ABD ve İsrail terörü
Gittiği her ülkede karşılıklı çıkarmakla tanınan Chaney geldi ve gitti..Kapalı kapılar ardında neler konuşulduğu ise bir sır.
Bush-Chaney ikilisinin 8 yıllık ABD yönetiminde İsrail ile birlikte neler yaptıklarını hatırlamakta yarar var. Tarihe not düşmek açısından bu önemli.
Bakın; Amerika hariç, dünyadaki tüm ülkeler Amerika’nın dünyadaki terörü besleyen bir ülke olduğunu ve neo-con ideolojisinin dünyadaki tüm ülkeleri tehdit ettiğini biliyor. Bush’un ‘terörist’ ve ‘İran terörü besliyor’ argümanlarını kullanıyor. Arap ülkelerine, İran’ın terörü besleyen ülke olduğunu ve İran’ın politikalarının tüm ülkeleri tehdit ettiğini söylüyor.
Bush, İran’ın terörü besleyen bir ülke olduğuna inanıyor. Çünkü İran’ın Lübnan’da Hizbullah’ı ve Filistin’de HAMAS’ı finanse ettiği düşünülüyor. Oysa bu iki örgüt Lübnan ve Filistin’de İsrail’in saldırılarına kuruldular. Bu iki örgüt terörist olarak etiketleniyor, çünkü ikisi de İsrail’in Filistin topraklarını çalmasına ve Lübnan’ın güneyindeki operasyonlarına karşı çıkıyor. İsrail’in genişleme çabalarına karşı koydukları için, bu onları terörist yapıyor.
Terörü ABD ve İsrail provoke ediyor. İki örgüt de terörist olarak görülüyor, çünkü ikisi de Amerika’dan milyarlarca dolar değerinde askeri yardım almıyor. çünkü ikisi de Amerika’nın yardımıyla tanklara, casus uydulara, savaş uçaklarına ve ağır silahlara sahip değil. Gerçi Hizbullah küçük bir organizasyon olmasına rağmen, İsrail ordusunu iki defa yendi. Bununla birlikte Filistinliler İsrail tarafından ezilirken, HAMAS, sadece intihar bombaları ve küçük, önemsiz roketlerle karşılık verebiliyor. İsrail’in bu şiddetine karşı verilen terör cevabını lanetlemek dürüstçe değil. Ondan önce bunu provoke eden politikalara bakmak gerekir.
İsrail BM kararlarını hiçe sayıyor. Amerika’nın Irak’ta savaşta olmasının sebebi, neo-muhafazakarların Irak, İran ve Suriye gibi Müslüman hükümetleri İsrail’in yakasından düşürmektir. Bu ülkeler Amerika’nın yapmadığını yapmak istiyor ve Filistin ve Lübnan direnişini İsrail şiddetine karşı finanse etmek istemektedirler. Amerika tarafından korunan İsrail, 40 yıldan beri BM kararlarını çiğnemiş ve sistematik bir şekilde Filistinlileri Filistin dışına çıkarmaya çalışmaktadır.
Terörü Amerika ve İsrail yapıyor. Amerikalılar, kendilerinin ve İsrail’in terörist devletler olduğunu düşünmüyor. İsrail lobisi sayesinde, Amerikalılar sadece İsrail tarafının hikayesini biliyor. Yani; kötü anti-semitik Filistinliler suçsuz İsraillilerin barış içinde yaşamasına izin vermiyor ve terörle suçsuz İsrail devletine saldırıyor.
Gerçekler, İsrail lobisinin yaptığı propagandadan çok farklılık gösteriyor. İsrail, illegal bir şekilde Filistin’i işgal ediyor. İsrail, Filistinlilerin evlerini buldozerlerle yıkarken, ara sıra bir Amerikalı protestocuyu da öldürüyor, Filistinlilere ait zeytin ağaçlarının kökünü kazıyor. İsrail, Filistin köylerini susuz bırakıyor, hastanelere gitmelerine izin vermiyor, çiftliklerine el koyuyor, işlerine el koyuyor ve okulsuz bırakıyor. İsrail, Filistin içinde sadece İsraillilerin seyahat edebileceği yollar inşa ediyor.
Caddelerde Filistinli çocuklar katlediliyor. İsrail, her yerde Filistinlilerin hastanelere ve okullara gitmesini önlemek amacıyla her yerde kontrol noktaları inşa etmiş durumda. Birçok Filistinli kontrol noktalarını aşıp tıbbi tedavi alamadığı için hayatını kaybediyor. İsrail, illegal bir şekilde Filistin topraklarında Yahudi yerleşim birimi açmaya devam ediyor. İsrailli Siyonist yerleşimciler, Filistinlileri köylerinden ve şehirlerinden çıkararak, her yeri İsraillileştiriyorlar. Filistin gettoları ile el konulmuş Filistin toprakları arasında büyük bir duvar inşa edilerek, Filistinlilerin birbirleriyle olan iletişimini kesiyor İsrail.
Amerika ve Avrupalılar İsrail karşıtı Yahudiler kadar cesaret gösteremiyor. İsrailli tarihçi IIan Pappe hazırladığı ‘Filistinlilerin Etnik Temizliği’ kitabında Filistinlilerin İsrail tarafında nasıl etnik temizliğe tutulduğunu belgeliyor.
Amerikan ambargosu nedeniyle 500 bin Iraklı çocuk öldü. Lesley Stahl, Clinton’un Dışişleri Bakanı Albright’a ambargonun bu kadar çocuğun ölümüne değer olup olmadığını sorduğunda, Albright, ‘Biz buna değer olduğunu düşünüyoruz’ demişti.
Terör tanımında çifte standart var. Bush’un illegal işgaliyle öldürülen ya da katledilen Iraklıların sayısıyla ilgili farklı görüşler var, ki bu savaş Nuremberg standartlarına göre bir suçtur. Ölümler, İsrail’in Lübnan ve Gazze’de yaptığı gibi Amerikalıların sivil halkı bombalamasından kaynaklanıyor. Başkan Clinton da Sırbistan’a kendi politikasını uygulatmak için bu ülkeyi bombalamıştı. Ancak, Amerika ya da İsrailliler başka insanları bombaladığında bu terör sayılmıyor. Terör, Amerika ve İsrail saldırılarına karşılık verildiğinde oluyor.
İsrail’in bombaları terör değil mi? İsrail’in havadan Beyrut binalarını bombalaması terör değil. Ama bir Filistinli, İsrail cafelerinde intihar eylemi gerçekleştirdiğinde bu terör sayılıyor. Clinton, Sırbistan’da bir yolcu trenini bombaladığında bu terör değil, ama Irak’ta bir yerde bir Amerikan tankına patlatıldığında bu terör sayılıyor.
Bu açıklamalardan sonra Güneydoğu bölgesinde son günlerde artan olayları düşünmekte yarar var sanırım. Benden hatırlatması……
Günün Sözü: Devletler adalete ve insani değerlere dayalı kurallara sahip değilse yöneticilerinin değerleri ile hareket eder.