Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Linkler
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
15 Mart 2008 Cumartesi 11:35
  Prof. Dr. Nurullah Aydın
  
Demokrasi ve milletin iradesi!
Yargıtay Başsavcısı'nın açtığı kapatma davasını değerlendiren AK Parti, hedefin demokrasi ve milletin iradesi olduğunu duyururken, bu girişimle demokrasi ne yazık ki tartışmalı hale gelmiştir diye açıklama yapıyor. Kim yapıyor, Genel Başkan yardımcısı Mir Dengir Fırat.
 
Güler misin ağlar mısın?
Bölücülük dosyası ile sen milletvekili ol, yargılanma ama aynı suçtan yargılananlar kamu hizmetinden yararlanmasın. Partin demokrasi, milli irade arkamda, destek var diye milletin tüm değerlerini yabancılara peşkeş çeksin ve sen demokrasiye, milli iradeye sığın..Böyle bir demokrasi nerde var!
 
Başka ne deniliyor:
 
Büyük bir ayıpla karşı karşıyayız. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı kapatma başvurusunun hedefi AK Parti değil Türk demokrasisi ve millet iradesidir. Bu girişimle demokrasimiz ne yazık ki bir kez daha tartışmalı hale getirilmiştir. Anayasamıza göre millet adına yetki kullanan yargı kurumu, bizzat millet iradesinin karşısına çıkarılmak istenmiştir.
 
Bunun vebali de varmış!
Türkiye'ye, demokrasimizin bütün kazanımlarına, milletimizin iradesine ve yüksek menfaatlerine, huzur ve istikrarımıza, dünyadaki itibarımıza yapılacak en büyük haksızlık budur.
 
Yapma ya! Sen tut; ABD’nin emrinde hareket et, Avrupa Birliği adına istenileni yap sonrada vebalden bahset.
 
Türkiye'yi düşünmek sadece AK Parti'nin görevi değildir. Bütün kişi ve kurumlar, ülke ve millet menfaatleri doğrultusunda sorumluluk duygusuyla hareket etmek zorundadır. Türkiye'nin demokratik görünümünü, ekonomik dengelerini, güven ve istikrar ortamını bozanlar bunun tarih önünde vebalini de taşıyacaklarını bilmelidirler.
 
Yine diyorlar ki; Taşıdığımız iktidar sorumluluğunun da gereği olarak bugün, aklı selimi muhafaza etmek, huzur ve istikrarımızı korumak, milletimizi sağduyu ve sükunete davet etmek yine bize düşmektedir.
 
Milletimize tam bir kararlılıkla sesleniyoruz. Müsterih olunuz, 22 Temmuz'da sandıkta verdiğiniz temsil yetkisine sonuna kadar sahip çıkacağız. Milletimizin uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek elde ettiği demokratik ve ekonomik kazanımların bir kalemde silinip gitmesine hiçbir surette izin vermeyeceğiz diyorlar.
 
Peki ama; masa başı bilgisayar oyunları ile yüzde 47 olup olmadığı kuşkulu seçim sonucuna göre istediğini yap, çiftlik gibi ülkeyi yönet, devletin kurumları ile tartışmalı ol, devlet otoritesini ve saygınlığını sars sonrada demokrasi de demokrasi diye feryat et!
 
Türkiye’ye haksızlığı kim yapıyor?
 
Açıklamada deniyor ki; Bu başvuru, AB ile katılım müzakerelerine başlamış, Atatürk'ün işaret ettiği çağdaşlaşma hedeflerine her gün daha fazla yaklaşan ülkemize ve aziz milletimize üçüncü sınıf bir hukuk anlayışı ve demokrasiyi reva görmektir.
 
Oysa; sırtlarında yüz kızartıcı suçtan dosyaları olan beşinci sınıf insanlar ülkeyi yönetecek, bürokrasiye sabıkalı tipler getirilecek, meclis’te hırsızlar, katiller, kalpazanlar, sahtekarlar, teröristler olacak bu demokrasi olacak, hukuk harekete geçince böyle hukuk olmaz denilecek. Böyle bir mantık nerede görülmüştür.
 
Bu tür heveslerden yargı mı, demokrasi mi kim zarar görür acaba!
 
Bugüne kadar siyaset, hukuku iktidar mücadelesinin aracı haline getirmiştir. Recep Erdoğan’ın muhtar bile olamayan hukuksal durumunu değiştirerek Siirt seçimlerini iptal edip milletvekili de yapan hukuktu. O zaman öyle demiyorlardı.
 
Eski liderleri Erbakan; kayıp trilyon davası nedeniyle siyaset yasağına tabi tutulup mallarına haciz konulurken, aynı suçtan sanık Gül’ün dokunulmazlık zırhıyla yargılanmaması üstelik cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtulması da hukuka göre yapılmamış mıydı?
 
Demek ki hukuk; herkesin bir gün ihtiyaç duyacağı olgudur.
Unutulmamalıdır ki, demokrasilerde temsil yetkisinin kaynağı millettir ama varolma şartı da hukuktur.
 
Demokrasi ve hukuk, karşı karşıya getirilemez ve getirilmemelidir. Türkiye’yi, bu çağda böyle bir tartışmanın içine çekenler, çoğunluğa dayalı her türlü hukuk dışılığı alışkanlık haline getirenlerdir.
 
AKP, siyaset kurumunu ve demokrasiyi zaafa uğratmaya dönük her türlü keyfi uygulamanın odağı haline gelmiştir. Milli irade adına siyaset ve demokrasini mücadelesi hukuk yok sayılarak sürdürülemez.
 
Günün Sözü: İnsanın en zayıf anı, kendini en güçlü hissettiği andır.
Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
Prof. Dr. Nurullah Aydın
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Konya ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet, gerçekten büyük hizmetler yapıyorlar
    Bilmiyorum, herhalde yapıyorlardır
    Hayır, bu yüzden Konya gerilemeye devam ediyor
    KONYA 16.05.2008
İmsak
-
3:52
Güneş
-
5:32
Öğle
-
12:53
İkindi
-
16:42
Akşam
-
20:02
Yatsı
-
21:34
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008