Avrupa destekli terör
Avrupa ülkeleri yargının arkasına saklanıyor. Başka; özgürlüklerin, demokrasinin ve hukukun arkasına sığınıyor. Sığınıyor ama bu kavramlar ancak kendi vatandaşları için geçerli kendi dışındakiler için bu kavramların önemi yok.
Dünyada ne kadar terör örgütü varsa hemen hepsinin bir ucu Avrupa ülkelerine dayanır. Kara para aklama, uyuşturucu faaliyetlerini rahatlıkla yaptıkları ve lider kadrolarının sığındıkları in haline gelmiştir.
Terörizmle mücadele konusunda Türkiye Avrupa’dan beklediği desteği her türlü tavizi vermesine rağmen destek alamıyor. Avrupa hep ver diyor.
Yunanistan Dışişleri bakanı bile geliyor türban konunda konuşuyor. Konuşuyor ama hemen akabinde Kıbrıs konusundaki beklentilerini de vurgu yapıyor. Zaten geliş amacı Kıbrıs Rum kesimindeki yönetim değişimi ile ikili görüşmelerin hızlandırılması.
Geçenlerde büyükelçilerle bir araya gelen Recep Erdoğan AB büyükelçilerine, “Siz de oğlunuzu, kızınızı teröre kurban verseydiniz tepkiniz çok daha güçlü olurdu” demişti. Oysa oğlu askerlik yapmamıştı. Kızları desen yurtdışında. Yani ne oğlu ne kızı terörle mücadele de yok. Zaten hangi AKP’linin oğlu veya kızı ya da yakını mücadele içinde ki?
Oysa; Belçika, Almanya ve Hollanda’yı PKK ve DHKP-C faaliyetlerine göz yumdukları ve terör örgütlerinin üyelerini Türkiye’ye iade etmedikleri, Danimarka’yı da Roj-TV’nin yayınlarına izin verdiği sağır sultanın bile bildiği, duyduğu gerçekler.
Belçika Büyükelçisi Marc Vanrysselberghe; PKK’yı terör örgütü olarak kabul ettiklerini ve koruyup kollama gibi niyetleri bulunmadığını belirten, kararların yasa ve prosedürlerle ilgili olduğunu ve yargı tarafından alındığını belirterek, Türkiye’nin iadeler için daha fazla kanıt sunması gerektiğini söylerken,
Danimarka Büyükelçisi Jesper Vahr “Konunun sadece Roj-TV konusuna indirgenmemesi lazım. Türkiye ile operasyonel alan da dahil olmak üzere birçok konuda işbirliği yapıyoruz. Kanalın kapatılabilmesi için de Türkiye’nin daha fazla kanıt sunmasında fayda var” dedi.
Türkiye ile terörle mücadelede işbirliğinin iyi olduğunu” savunan Almanya Büyükelçisi Eckart Cuntz ise; terörü bitirmek için sivil önlemler alınıp alınmayacağını soruyor. Recep Erdoğan ne diyor: “Güneydoğu’nun ekonomik ve sosyal kalkınması için 7 milyar dolar harcadık. Bu yöndeki projelerimizi sürecek.
Türk yetkililer hemen her seferinde ne diyor; Avrupa’dan teröre karşı daha fazla dayanışma, daha etkili işbirliği bekliyoruz. Beklemeye devam edin bakalım ne zamana kadar. Balkanları, Ortadoğu’yu aynı yöntemle ele geçirenler aynı senaryoyu uyguluyor. Ama bizimkiler hala kış uykusunda.
Bakın; PKK’nın Belçika’da, 50 milyon euro değerinde kara para akladığını ortaya koyan Sputnik Operasyonu yapılmıştı.
Avrupalılar kendi ülkelerinde kendilerine yönelik harekette bulunmamak kaydıyla bu teröristlere karşı niçin aynı mekanizmaları zorlamıyorlar, gerekli yasal düzenlemeleri yapmıyorlar? Türkiye’deki kanun değişiklerine müdahale eden Avrupalıların kendi kanunlarındaki bu çarpıklıkların giderilmesi konusunda ise herhangi bir Türk yetkilinin hukukçunun, insan hakları savunucusunun açıklama yaptığını duydunuz mu?
Oysa; terörizmle uluslararası dayanışma içinde mücadele böyle olmaz. Bu, bir bumerang gibi döner, bir gün de bunlara destek verenleri vurur ve vuracaktır..
Interpol bülteni ve Avrupa tutuklama müzekkeresi ile aranan PKK’lıların bir AB ülkesinden diğerine seyahat edebildiğini, yakalandıklarında serbest bırakıldıklarını ve hatta Kandil dağına gitmelerine göz yumulduğu bilinmektedir. Bunun izahı var mı?
Belçika, Hollanda ve Almanya’nın DHKP-C lider kadrosuna yönelik tutumu da ortada. “Interpol aracılığıyla arandıkları halde yargılamaları uzun uzadıya gidiyor ve kimisi, zaman aşımına uydurulup oradan kurtarılıyor. Bunlar olacak şeyler değil.
Avrupalılar böyle yapıyor da Türkiye’yi yönetenler farklı mı hareket ediyor?
Bakın PKK’nın siyasi sözcüleri her gün ortamı gerecek, PKK’ya destek verecek açıklamaları devletten aldıkları milletvekili maaşıyla yapmıyorlar mı?
Bunların fezlekelerini kim TBMM başkanlığında tutuyor dersiniz?
Günün Sözü: Herkes yanlışlık yapar, ancak ders almasını bilmiyorsan yanlışlık yapmak senin kişiliğinin parçası haline gelir.