Ya Avrupacı baykuşlar!
Aydınlardan AB çıkışı imiş. Haber başlığı böyle.
Yüzden fazla aydın Avrupa Birliği konusunda hükümete somut adımlar atma çağrısında bulunan bir deklarasyon yayımlamış. Deklarasyonda, hükümete ‘Kaybedilen zamanı telafi etmenizi istiyoruz’ denilmiş.
Aralarında gazeteci, akademisyen ve sanatçıların da bulunduğu bir grup aydın, hükümeti Avrupa Birliği (AB) konusunda uyararak somut adımlar atma çağrısında bulunmuş. Bu yönde bir deklarasyon yayımlayan aydınlar imza kampanyası başlatmış.
Yüzü aşkın aydının imzaladığı deklarasyonda “genel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin bittiği, öncelikli gündeminiz, türban dahil tamamlandığı” vurgulanarak belli konular sıralanmış. Bu ütopist dünya vatandaşları neler istiyor acaba bakalım!
İcraat bekliyoruz: “Son üç yıldır ihmal ettiğiniz AB projesine, dört elle sarılmamak için artık hiçbir bahaneniz kalmadı. ‘2008 AB yılı olacak’sa eğer, sizden söz değil, somut adımlar bekliyoruz. AB sürecine laiğiyle sahip çıkmanızı, kaybedilen zamanı telafi etmenizi istiyoruz. Özgürlük anlayışınızın sadece türbanla sınırlı olmadığını, çoğulcu demokrasinin gereği olan tüm hak ve özgürlüklere sahip çıktığınızı, bunları belirli hedeflere ulaşmak için bir araç değil, amaç olarak gördüğünüzü, laiklikten taviz verme, Türkiye’yi Batı’dan ve dünyadan uzaklaştırma niyetiniz olmadığını kanıtlayacak icraat bekliyoruz.”
“Ve hatırlatıyoruz! İçeride ve dışarıda Türkiye’nin Batı’dan ve dünyadan uzaklaştığı izlenimini silecek, kaygıları giderecek tek yolun AB çıpası” olduğu belirtilen deklarasyonda, şu görüşlere yer verildi:
Başka ne diyorlar AB çıpası zayıfladı: “AB üyeliği, Türkiye’de laik demokrasinin, ekonomik ve siyasi istikrarın, sosyal refahın güvencesidir. Böyle olduğu için 50 yıldan beri bir devlet politikası olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak bugün, bu çıpanın zayıfladığı, Türkiye’nin başka mecralara kaymakta olduğu görüşü hakimdir. Her ne kadar aksini iddia etseniz de bu görüş içeride ve dışarıda giderek yaygınlaşmaktadır. AB çıpasına tutunmanın yolu, AB yolunda kararlılıkla ilerlemektir. İcraattır. İcraatın ölçüsü, bakanların Avrupa’da kaç el sıktığı, bürokratların Brüksel’de kaç toplantıya katıldığı değil, hükümetin attığı adımlar ve aldığı sonuçlardır.”
Son üç yıldır olduğu gibi, ‘önce iç politika, sonra AB’ anlayışı ile bu sürecin ilerlemesinin mümkün olmadığının vurgulandığı deklarasyonda başka ne var?
301 ayıbından kurtulunmalı “AB’yi bir dış politika meselesi olarak görmekten vazgeçilmelidir. AB, toplumsal yaşamın tüm alanlarını düzenleyen bir yeniden yapılanma sürecidir. Başlı başına bir iç politika meselesidir. Ve sadece 2008 yılında değil, üyeliğe kadar her yıl için öncelikli gündem maddesi olmalıdır.
Başka ‘Sözünüzü tutun: Siyasi reformlar hızla hayata geçirilmeli, ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalı, 301 gibi sembolleşmiş demokrasi ayıplarından kurtulunmalıdır. Aşağıda imzası olan bizler, hükümeti göreve çağırıyoruz. Kamuoyunun geniş desteği ile iktidara gelmiş, Meclis’te çoğunluğa sahip bir hükümetin, verdiği sözleri tutmamasının hiçbir izahı olamaz. Eğer AB üyeliği hedefini gerçekten benimsiyorsanız, bunu kanıtlamanın tam zamanıdır. Sözünüzü tutun, 2008’i ve takip eden yılları birer AB yılı yapın.”
Deklarasyona imza atanlar kendilerini aydın diye tanımlıyor. Belki öyledir. Ama kimin aydını? Türk aydını olmadıkları ortada. Ama isimleri teker teker incelediğimde bir tane Türk göremedim. Çoğu kimliksiz. Bazıları dönme. Bazıları maaşlı Avrupa işbirlikçisi, bazısı kökten Bizanslı.
Bunların Osmanlının son döneminde de dedeleri aynı talepler de bulunmuştu. İşgal sırasında da etnik kökenlerinin coşkusuyla işgalcileri coşkuyla karşılamıştı. Akrabaları ülkenin her yöresinde Türk kanı dökmüştü. İşgalcilerle işbirliği yapmıştı.
Şimdi torunlar aynı görevi ifa ediyor! Neymiş efendim; siyasi reformlar hızla hayata geçirilmeli, ifade özgürlüğünün önündeki engeller kaldırılmalıymış. Yapma ya acaba özlediğiniz ülke, dünyanın neresinde var? Üye olunmasını istediğiniz Avrupa’da ifade özgürlüğü herkese var mı?
Baksana Yahudi soykırımı yoktur diyen cezalandırılıyor. Ermeni soykırımı yalan diyen Doğu Perinçek’e ceza verilmedi mi İsviçre’de. Tarih Kurumu başkanı hakkında tutuklama kararı verilmedi mi? Papa’nın karikatürüne bile tahammül ediliyor mu? Alman anayasayı koruma kurulu; kimi, siyasi haklardan mahrum ediyor acaba.!
Hangi özgürlükten, hangi ifade özgürlüğünden bahsediyorsunuz. İstediğiniz düşünceyi gazetelerinizin köşelerinde yazıyorsunuz, TV ekranlarında dillendiriyorsunuz. Bu ülkeye vatandaş olarak ne veriyorsunuz? Ülkenin saygınlığı, onuru adına ne yaptınız, ne yapıyorsunuz? Kötülemekten, suçlamaktan, başka bir şey bilmez misiniz?
Bunlar aydın öyle mi? Boş verin hiçbir ülke de bunlar aydın maydın diye görülmez. Olsa olsa bunlar baykuşlar olarak görülür.
Günün Sözü: Düşünmeden yapılan konuşmanın, sonunu düşünmeden atılan adımın sonu hüsrandır.