Kanmaca, Kandırmaca
Evet hem anlatılanlara kanıyoruz hem de kandırıldığımızın farkında olmuyoruz.
Bakın; Türkiye akıl tutması yaşıyor. Aydınlar, akademisyenler, gazeteciler, yazarlar, iş adamları, siyasetçiler neye odaklaşacaklarını şaşırmış durumdalar. Bir yandan sınır ötesi operasyon, diğer yandan türban, öte yandan ihanet yasaları vakıflar kanunu gibi. Ve yine coplanan tersane işçileri, tazyikli su sıkılan Tekel işçileri. Aynı anda ülkemin insanlarının çözüm bekleyen sorunları.
Eğitimi, felç, tarımı can çekişen, özelleştirme adı altında sanayisi yabancılara geçmiş, yer altı ve yerüstü kaynakları yabancılara peşkeş çekilmiş bir ülkede, halkı kandırmak için akla hayale gelmeyen konular gündeme taşınıyor.
DTP’li yöneticilerin operasyonların durdurulması için tahrik dolu açıklamalarını, Diyabakır, Van ve Ağrı’daki provakasyonları, kundaklamaları, yanan araçları akşam TV ‘den izlerken farklı bir düşünce oluştu. Bilindik cümleler. Her şekilde yorumlanmaya müsait açıklamalar.
Açıklamaları dinlerken ben karşıt tarafta olsaydım acaba ne düşünürdüm!
Ben rejim karşıtı olsaydım, ağzından 'demokratik cumhuriyet' lafı çıkmış biri ile ve 'Ne mutlu Türküm demek ilkellik' diyen biri tarafından yönetilen bir ülkeye karşı savaştığım için sevinçten göbek atardım.. Kendimi dünyanın en şanslı teröristi sayardım...
Ben devlet karşıtı olsaydım, karşımda, Erbil'deki şalvarlı soytarının ayak oyunlarına karşı suskun kalan bir iktidar olduğu için zil takıp oynardım..
Ben terörist olsaydım, 'Türkiye içerideki teröristi halletti mi ki sınır ötesine gidiyor?' diye soran, 'Habur'u kapatırsak müteahitlik gelirlerimiz zarar görür' diyen, 12 şehidimizin hemen ardından eli kanlılara 'Gelin mecliste siyaset yapın' çağrısında bulunan, istemeye istemeye çıkarttığı tezkere için 'İnşallah kullanmayız' temennisi serdeden; 'Hele bir türban yasağını kaldırayım da, Vakıflar Kanununu geçireyim de' hesapları yapan bir iktidarın başını alnından öperdim
Ben devlet karşıtı olsaydım, 'Çankaya’da Türklük karşıtı, ABD ile gizli anlaşmalar yapan, biri devletin başında olduğunu düşündükçe mutluluktan gözlerim yaşarırdı...
Hele hele..'Terörle Mücadele Zirvesi'nin ardından yayınlanan her bildiride uyarının, yüzlerce yiğidini kaybetmenin infialini yaşayan halka da geldiğini görünce, hemen yeni bir kanlı eylemin hazırlıklarına girişirdim.
Ben devlet karşıtı olsaydım, bölücüler her fırsatta Apo posterleriyle yürüyüşler yapıp PKK lehine slogan atarken; 'Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez' sloganları atanların polis engeliyle karşılaştığı bir ülkede hedefime çok yaklaşmış olmanın heyecanını yaşardım...DTP'li belediyelerin PKK'ya açıkça lojistik destek sağlamalarına göz yuman, buna karşılık Emirdağ Belediye Başkanı hakkında 'Atatürk heykelini yenisiyle değiştirdiği için' soruşturma açanlara plaket verirdim...
Ben devlet karşıtı olsaydım, Şehit haberlerinin geldiği gün dansöz oynatan medyayı öpüp başımın üstüne kordum...'PKK bayrağı' adı altındaki kirli bez parçası elden ele dolaşırken, İstanbul'un göbeğinde bir evde asılı Türk bayrağını indirmeye kalkışanlarla gurur duyardım...
Güle oynaya operasyon yapılacağı duyurularak kendini koru, saklan, yer değiştir diyen bir iktidara şükranlarımı sunardım.
Kardeşlik projesinin kimler için olduğunu düşünür kahkaha ile gülerdim. Etkin pişmanlık tuzağını neden ve niçin gündeme getirdiklerini anlar, kendi çalıp kendi oynayan yetkililere dağarcığınızda başka bir şey var mı diye sorardım.
Siyasi, sosyal, ekonomik önlemler gibi içeriği olmayan boş lafları kimlerin telkini olduğunu sorardım.
Ve nihayet siyasi kanadım olan partinin milletvekillerine maaş verdikleri için, rahatça açıklamalarımı Ankara’da mecliste yapmama, görüşlerimi TV’de yayınlama ortamı sağladıkları için teşekkür ederdim.
Ve eş zamanlı tüm ABD-İsrail karşıtlarını, takip ettiren operasyon yaptırarak öldüren, yakalayan, gözetim altına alan yetkililere başarı ödülü verirdim.
Ve ben devlet karşıtı olsaydım şaşırdığım tek şey, bu kadar ihanete rağmen bir ülkenin nasıl hâlâ ayakta kalabildiği olurdu...
Günün Sözü: Milli hedefi, amacı olmayan yöneticiler, halkın birlik ve beraberliğini koruyamaz.