Cari açık, ve DTP'nin savunması
Heyecanımız, coşkumuz; sevgiye dayalı üretime dönüştürüleceğine nefrete, kine, öfkeye yöneltiliyor. Bunda ülkenin önde gelen, siyasetçilerinin, akademisyenlerinin, iş adamlarının ve gazetecilerin rolü büyük. Tartışma, tartışma, eleştiri eleştiri. Başka, başka yok.
Bakın geçen gün TÜSİAD başkanı ekonominin kötüye gittiğini veriler ışığında açıklıyor ve uyarıyor. Dinleyen var mı? Duyan var ama ciddiye alan var mı? Kulak asan var mı? Yo
Bakın cari açık rekor kırıyor.
Merkez Bankası, aralık ayı ve 2007 yılına ilişkin Ödemeler Dengesi gelişmelerini yayımladı.
Türkiye'nin cari açığı 2007 yılı Aralık ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 71,7 artarak, 2 milyar 998 milyon dolardan, 5 milyar 149 milyon dolara yükselmiş. 2007 yılında ise cari açık, yüzde 18 artışla 32 milyar 193 milyon dolardan, 37 milyar 996 milyon dolara çıkmış.
Aralık ayında cari açığın en büyük alt kalemi olan dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,6 oranında artarak 4 milyar 909 milyon dolara yükselmiş.
2007 yılı Ocak-Aralık dönemi verilerine göre ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesi, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 14,9 artarak 47 milyar 498 milyon dolar tutarında açık verdi. 2007 yılının 12 aylık döneminde turizm gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 9,7 artarak 18.487 milyon dolara, turizm giderleri de yüzde 18,8 artarak 3.260 milyon dolara yükseldi. Bunun sonucunda söz konusu dönemde, net turizm gelirleri yüzde 7,9 oranında artışla 15.227 milyon dolar olarak gerçekleşmiş.
Hizmetler başlığının diğer önemli bir kalemi olan taşımacılık kaleminde 2006 yılında 386 milyon dolar net giriş kaydedilmesine rağmen, 2007 yılında 150 milyon dolar tutarında net çıkış gerçekleşmiş. Taşımacılık kalemi alt kalemler itibariyle incelendiğinde, 2007 yılının navlun kaleminde bir önceki yıla oranla yüzde 92’lik artışla 2.531 milyon dolar net çıkış; diğer taşımacılık kaleminde ise yüzde 39,7 oranında artışla 2.381 milyon dolar tutarında net giriş gerçekleşmiş..
Türkiye’nin bugününü ve yarınını bu durum nasıl etkileyecek kafa yoran var mı?Recep Erdoğan ne diyor; tam tersini. Kime nasıl ne şekilde inanacağız. Ama ianan güruh olduğuna göre bize sadece hatırlatma düşüyor.
Fethullahçı'lık 'izm' olmuş.
The Economist dergisinde yayımlanan, "Dini Uyanış - AKP hükümeti Kürt desteğini almak için İslamı kullanıyor" başlıklı makalede, Fethullahçılar, ilk kez Gülenist (The Gulenists) olarak tanımlanmış. İngilizce makalelerde daha önceleri Fethullahçı olarak söz ediliyordu.
İslami akımların ve AKP'nin çalışmalarının mercek altına alındığı makalede şu tespitlere yer verilmiş:"Türkiye'nin zengin İslami tarikatları, …AKP'ye yardım ediyor.
Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, Yenişafak gazetesine verdiği bir demeçte; 20. yüzyılın en büyük talihsizliklerinden birinin dini ideolojiye dönüştürmek olduğunu belirterek, "Din ideoloji değildir, daha geniş bir dünyadır. Din, bir 'izm' değildir. İslam ile İslamizmi birbirine karıştırmamak gerekir. İslamizm siyasal bir ideolojidir" demişti.
Peki ya türban din midir? İslam’ın şartı mıdır? İman’ın şartı mıdır? Açıklama var mı yok.
Türkiye parti mezarlığı olmasın ama şiddeti körükleyen açıklamalarda yapılmasın, halk tahrik edilmesin.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kapatılması istemiyle dava açtığı Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP), ön savunmasını oluşturan dilekçede, Kürt sorununun demokratik yollardan çözüm önerilerine yer verilmiş.
40 sayfalık 3 bölümden oluşan dilekçede, parti kapatma davalarında Avrupa İnsan şiddete başvurmadığı sürece parti kapatmaların, anayasa ve demokrasiyle bağdaşmadığı tezi öne çıkarılmış ve Kürt sorununun çözümüne ilişkin talepler de dilekçede yer almış..
Özetle savunmada; 'Parti mezarlığına dönüşen ülkede demokrasi gelişemez' deniliyor.
Peki ya bölücülüğü tırmandırmakla demokrasi gelişir mi? Küçücük çocukları tahrik ederek; askere, polise devlet binalarına taş attırmakla, araç kundaklatmayla demokrasi gelişir mi?
Günün Sözü: Gerçek ve doğru tek değildir. Bir çok doğru ve gerçek vardır. Önemli olan doğrudan ve gerçekten en anladığımızdır.