| deneme Haberleri |
İstanbul, Fatih’in bize mirasıdır. Dünyanın gözbebeği ve tam ortası sayılan şehirler dilberi İstanbul’a sahip çıkmak; bugün dış mihrakların Türkiye ve İstanbul’u parçalama plânları karşısında uyanık olmak en büyük görevimizdir. Bu sebeple dünyanın incisi, İslâm âleminin göz bebeği bu güzel şehrimizin değerini bilmeli, dünya durdukça onun Müslüman kalmasına, Müslümanların ve İslâmın emrinde bulunmasına itina göstermeliyiz. İstanbul bir zamanlar, Fatih’in adın koyduğu gibi İslâmbol idi. Şimdilerde ise isyanbol oldu. Bizans artıkları, Fatih’e duydukları hınçlarını onun oğullarından, kızlarından alıyor.
Güzellik yarışmaları... Fuhuş geceleri... Eğlence programları gibi tavırlarla alıyor. Papazlar, İstanbul ile ilgili menfur emellerini fiiliyata koymak gibi bir çalışmalarını alenileştirdiler. Bu ülke bize emanet. Emanete ihanet edenlerin akıbetleri çok çirkin olur. Bunu göz ardı etmeyelim. Feth-i Mübîn’in 555’nci yıldönümünde fetih şehidleriyle birlikte cümle şühedâya rahmet, şükran ve minnet... Yeni ufuklar açılmasına vesile olması dileği ile ruhlarına el-Fatiha.
Hey koca Hünkâr! “İslambol’um ve kardeşlerim ne haldedir” diye soracak olursan, halimizi sana arzetmek çok güç. Şu kadarını söyleyeyim, bu şehrin fatihi olan sen, fetihte giydiğin o kisvenle şehre adım atamazsın. Artık gerisini sen tahmin et. Seni ve fetih ordusunu seven insanlar bugün muğber ve mükedder vaziyettedir. Gün, dünkü gün önünde diz çöküp etek öpen frenklerin kurduğu teşekküllerin günüdür. AB’nin, BM’nin, şunun, bunun. Şimdi onların dediği oluyor. Onların talepleri “paketler halinde” bu halkın önüne konuluyor. Her hususta onlara benzememiz isteniyor. Yarınki gün, “İstanbul, Bizans’ın ebedî başşehridir.” Denilirse şaşırmayacağız. Patrik, “ekümenlik” diye tutturmuş gidiyor. Hatta Patrikhânede mahkeme bile kuruyor. “Bre bu ne iştir!” diye kükreyeceğinizi biliyorum. Daha olup bitenlerin, senin dâvâna sahip çıkanların başına neler geldiğini anlatsam, eminim tahammül edemeyeceksin. İyisi mi sizi daha fazla üzmemek ve incitmemek için sözü uzatmayalım.
Muhterem büyüğümüz. İslambol değişti. Senin torunların değişti. Şu kadarını söyleyeyim, yukarıdaki şiirini anlayanlar bile nâdir çıkar.
Biliyoruz ki bu dünya ile âlem-i berzah arasında tül kadar ince bir perde var. Sizler ruhânilerle hasbuhal ediyorsunuz, bu dünyadan günah yükünden âzâde olmuş kimselerle görüşüyorsunuz. Bizlerde o hüner yok. Hasretimizi gıyabî mektupla dindirmek istiyoruz. 29 Mayıs 1453’ün üzerinden bunca yıl geçti. Bir İslâm âlimi kerametkârane İstanbul’un 550 yıl Müslümanların elinde kalacağını söylemişti. Şimdi sâlipi Anadolu’nun ve İslambol’un bağrına dikmek istiyorlar. Seni zehirleyenlerin torunları ve sen İstanbul’u fethettiğinde henüz keşfedilmemiş olan topraklarda kurulan bir devletin askerleri Müslümanları doğruyor.
Hey koca Hünkâr! Seni şimdi daha iyi anlıyor ve hasretle yâdediyoruz. Cenab-ı Hak tez vakitte bu mazlum ümmete senin gibi sâhip göndersin…
1.8500