Nüfusu on üç bin olan bir ilçemizde iki yüz tane öğrenci imam-hatip okulunun birinci sınıfına kayıt yaptırıyor. Sebebini araştırdım. O küçücük ilçede gayretli dört insanımız el ele vermişler, şehirdeki ve köylerdeki okulların öğrencilerinden birinci, ikinci ve üçüncü olarak okulunu bitirenlerin isimlerini tesbit etmişler.
Sonra aileyi ziyaret ederek çocuğu İmam-Hatip okuluna verdiği takdirde üniversiteyi bitirinceye kadar atletinden kıravatına kadar bütün masraflarını karşılayacaklarını hatta köye gelip gitme parasını dahi vereceklerini söylemişler ve iki yüz zeki talebenin kaydını yaptırmışlar.
Milli Eğitim Bakanımız, imam-hatip okulu olan şehirlerimizin nüfusunu esas alarak öğrenci sayısına göre müdür beyleri değerlendirmeli ve ona göre tayin isteklerini yerine getirmeli.
Mesela on iki bin nüfuslu ilçenin beş yüz öğrencisi varsa nüfusun yirmide biri İmam-Hatip öğrencisi oluyor. Diğer il ve ilçeler de buna kıyasla çalışmaları istenebilir.
Müdür beyler, dernek üyeleri, şehrin müftüleri, bu günden itibaren ilk öğretimden mezun olan öğrencilerin ilk üçe girenlerini şimdiden tespite başlayınız.
Öğrencilerin velileri ile görüşerek, öğrencileri okula getirip göstererek ve de bütün masraflarını çekerek kayıt hazırlığına başlayınız.
Yirmi bin nüfuslu bir ilçemizin müftüsü, “Kutlu Doğum Haftası” düzenliyor ve iki bin insanımızı toplayabiliyor.
Yüz sorudan meydana gelen bir kitapçığı bütün şehre ve köylere dağıtıyor ve bu soruları cevaplayıp Müftülüğe gönderenlerden yüz soruya da doğru cevap verenler arasında kura çekileceğini ve yüz kişiye altın verileceğini, soruları cevaplarken kopya çekilmesinin serbest olduğunu, yardımlaşabileceklerini, soru kitapçığının sonuna yazar.
Köylerden ve şehrin içinden ve de yakın şehirlerden yirmi bin insan bu yarışmaya katılır cevaplar gelir. O ay şehirde ve köylerde bütün iş yerlerinde, dairelerde, kahvelerde, parklarda yarışma konuşulur.
İnsanların ellerinde kitapçıklar, kahvede bir bilenden doğru cevapları bulma yarışı yaparlar veya cami imamından cevapların doğruluğunu sorarlar. Böylece şehirde bir ay o sorular konuşulur.
“Bu insanlar, at yarışlarında, milli piyango önlerinde neden kuyruk beklerler” diye kızmanın anlamı yok. O şehirde yirmi bin milli piyango oynayan insan yokmuş.
İnsanların hem para kazanabileceği, hem de yarışabileceği ortamlar oluşturmalı.
Müftüler, yaptıkları boş binalar sebebiyle terfi ettirilmemeli.
Bulunduğu şehirde yetiştirdiği öğrenci sayısına ve şehir halkının dini bilgilerine olan katkısına göre değerlendirilip terfi ettirilmeli.



