İnsanın kadrü kıymetini bilmek onun yaratıcısını bilmekle orantılıdır. Hazine arayıcıları buldukları eski eserleri değerlendirirken o eski eserin yapımcısına ve yapıldığı asra bakarak değer biçerler. Eserin alçı veya mermer olması fazla bir şey değiştirmez.
İşte toprağın süzülerek şekillendiği ve insanoğlu adını aldığı bu varlık da değerini yaratıcısından alır. Çamur yiyip çiçeğe dönüşen, çamur yiyip çayıra dönüşen bu çiçekler ve çayırlar da değerlidir ve çiğnenmemelidir. Ama insan ise çamurdan çayıra, çayırdan ota, ottan koyunda ete, etten insana dönüşerek birkaç defa süzülerek gelmektedir.
Sergi salonlarındaki eserlerin bir tanesine çizik atmak, yırtmak o eser için en büyük kötülük olduğu gibi Rabbin yarattığı insanın tenine veya ruhuna çizik atmak daha büyük suçtur.
Ten topraktan geldiğinden bu tenin gıdası da topraktan gelmektedir. Bütün ihtiyaçlarımızı topraktan karşılıyoruz. Can ise Rahmandan geldiğinden gıdası da Rahmandan gelmelidir.
Tenimize, midemize buğday ekmeği yerine plastikten ekmek veremiyoruz. Ama canımızın gıdası olarak Rahmanın kelamı yerine, kendimiz gibi bir insanın sözlerini vermeye çalışıyoruz. Kafkaslarda kar altında bin bir çeşit belaya göğüs gererek direnen Müslümanların bu direnişi plastik ekmek gibi olan Rus rejimini Müslümanların kusması olayıdır.
Cezayir’de Fransızlar yüz otuz senede Müslümanların canını Fransız malı ruhi gıdalara alıştıramadılar. Cezayirlileri alıştıramadıkları gibi her doğup büyüyen Fransız gençlerinde de onları kafirleştirinceye kadar sıkıntı çekmekteler.
“Her doğan İslam fıtratı üzere doğar. Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hıristiyan veya Mecusî yapar” diyor Peygamber Efendimiz. Fransa’da, Almanya’da, Amerika’da, İngiltere’de okul yıllarında öğrenciler direniş gösterecekler.
Çocukluğun safiyetini, temizliğini, dürüstlüğünü, ergenlik çağında da korumak için gösterilen direniş hareketleridir bunlar. Yüz sene sonra yine okullarda direniş hareketleri olacaktır. Sonra büyükler onları da kendilerine benzetecekler.
68 kuşağı şimdi geriye dönüp o temiz ve saf duygularını hatırlayıp gülüyor. Şimdi yaşayan yılın kuşağına nasihat ediyor: “Eğ başını, gör işini, al maaşını” diyor.
Efendimize ilk iman edenlerin çoğunluğu gençlerden meydana gelmekteler. Daha asli özelliği kaybolmamış gençler Müslüman olmuşlar. Almanya, Fransa, Hollanda’da Müslüman olanlar da gençler.
Geçen hafta Almanya’daki konuşmamı videoya kaydeden Müslüman olmuş bir Alman genci Allah’ın kitabı Kur’anı anlamak için Arapça’yı da öğrenmiş.
“Alman Müslümanlar” derneği kurmuşlar, çoğunluğu genç. Yetmişinden sonra Müslüman olanlar da var. Onlar da siyaset üzerine, toplumun sorunları üzerine kafa yoranlar. 80 senede dünyanın her tarafından arayıp bulmaya çalıştığı hakikat parçalarını toplu halde Kur’an’da bulduklarını söylerler.
Rabbimiz canımızın-ruhumuzun gıdası olarak Kadir gecesinde Kur’an’ı indirmiş Kadri yüce Cebrail’le, Kadri yüce Peygamberimizin aracılığı ile, Kadri yüce insanlara göndermiş. Kadir olan Allah’ın kitabını terk ederek altı milyar insandaki hakikat parçalarını toplayarak bir bütün oluşturulamaz.
Aklımızın delili Kur’an olsun.
Kalbimizin kandili Kur’an olsun.


