Anasayfa | Künye | Sitene Ekle | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle
    Linkler
    Gazete 1. Sayfaları
Yazı Karakteri Boyutu:
   
08 Şubat 2008 Cuma 12:52
  Mahmut Toptaş
  Milli Gazete
Biz ayrılamayız

İstanbul boğazından geçen bir geminin sahildeki sandalları salladığı gibi, dünyanın öbür ucundaki bir olay da bütün insanları doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendirir.

Amerika’da bir gaz borusu patlasa dünyada piyasa allak bullak oluyor.

Aynı güneşte ısınıyoruz. Aynı havayı soluyoruz.

Küreselleşme kaçınılmazdır.

Onun için sevgili peygamberimizi bize tanıtırken Rabbimiz: “Biz, seni alemlere rahmet peygamberi olarak gönderdik” buyurur.  (Enbiya suresi 107)

Halkımızın  bir çoğu bu ayeti ezbere bilirler. Kulaktan duyarak öğrendiler. Müezzinlerimiz beş vakit namazın ardından tesbih çekiminden sonra dua için elleri kaldırırken bu ayeti okurlar ve iman ettikleri bu İslâm dininin yalnız, Araplara, Türklere, İranlılara, özel bir din olmadığını, bütün insanlığa, dağlara, taşlara, denizlere, yıldızlara, çiçeklere, çocuklara velhasıl yaratılan her şeye rahmet olduğunu okuyarak bu İslâm dininin evrensel bir din olduğunu ifade eder.

Yatsı namazının sonunda bu ayeti okuduktan sonra eller duaya kalkar ve duanın ardından imam veya müezzin efendi Bakara suresinin son iki ayetini bütün cemaata okurlar ve orada yeniden iman tazelerken, Rabbe dua ederken, hatalara af talebinde bulunurken yine altı milyar insana mesaj verilir: “Lâ nüferriku beyne ehadin min rusülih”= Bütün peygamberlere iman ederiz ve peygamberler arasında ayırım yapmayız” diye ilan edilerek evreni kuşatacak siyaset yaparlar.

İsrail’in Filistin’de, Hıristiyan Almanların ikinci dünya harbinde beş milyon insanı öldürmesi, Hıristiyan Amerika’nın, Meksika’da, Nikaragua’da, Küba’da, Kolombiya’da, Kamboçya’da, Dominik’te, Şili’de, Vietnam’da, Lübnan’da, Arjantin’de, Panama’da, Körfez harbinde, Afganistan’da  ve en son olarak Irak’ta sergilediği vahşet, göstermiştir ki, bu iki dinin salikleri dünyayı yönetmeye layık değiller.

1400 yıllık İslâm tarihinde harp meydanında iki taraftan ölenlerin sayısı Hıristiyan Hitler’in beş yılda öldürdüğüne denk değil. Veya Amerika’nın elli yılda öldürdüğüne denk değildir.

Yahudiler, Hz. İsa’yı kabul etmezler, Hıristiyanlar, Hz. Muhammed’i kabul etmezler.

Müslümanlar ise bütün peygamberlere iman ederler ve aralarında ayırım yapmazlar. Onun içindir ki, hepsini kanatları altında barış içinde yaşatabilecek tek din İslâm dinidir.

Böyle bir dine sahip olduğumuz için seviniyoruz. Yerküresinin saadetinin bu dinle olacağını biliyoruz.

Kur’an-ı Kerim, bize bütün dünyada gelişen olayları takip edip doğru, iyi ve güzel insanların ve işlerin yanında olmamızı “Rum” suresinin ilk ayetleriyle uyarır.

615 yılında ateşe tapan İranlıların, Hıristiyan Rumlara galip geldiğini duyan ve sevinen Mekkeli müşriklere karşı çok yakın bir zamanda Rumların galip geleceğini Kur’an haber vermiş ve dokuz sene sonra 624 de Rumlar, İranlılara galip gelmişler. Rumların bu galibiyetine Mü’minler çok sevinmişler.

Karun’un haram mala sevinmesi kötülenmiş(Kasas 78), Faydasız ilimle övünenler yerilmiş (Mü’min 83), Harpten kaçanların sevinmesi kötülenmiş (Tevbe 81).

Onlar halktan çalıp çırptıkları mallara sevinsinler; “Biz Amerika’da bankanın içinin nasıl boşaltılacağının ilmini öğrendik” diye hava bassınlar. Bir yolunu bulup hizmetten kaçmanın yolunu bulmakla sevinsinler.

Biz de Allah’ın bir lütfu olarak imana sahip olduğumuza sevinelim (Yunus 58), Her gün Kur’an’dan bir veya daha fazla ayet öğrendiğimize sevinelim (Ra’d 36), dünyanın öbür ucunda adını sanını bilmediğimiz, yerini yurdunu görmediğimiz haklı, doğru, iyi insanların başarılarıyla sevinelim (Rum 4) ve o başarıların yaygınlaşmasına çalışalım.

Şair: “Gözü dünya mı görür aşıkı dîdâr olanın?” diyor. Sevgilisine doğru koşan insanın ayağına diken batsa onu görenlerin yüreği dayanmaz ama o sevdiğine doğru koşanın ayağına batan dikenden haberi olmaz.

Doğum yaparken ağlayan anne, doğan çocuğun ağlamasıyla acıları sevince dönüşür.

Ağlarken hüzün gözyaşları dökeriz, gülerken sevinç gözyaşları dökeriz. İkisinin de kaynağı aynı.

Hüzünle keder, geceyle-gündüz gibidir. birbirini izleyerek gider ve gelirler. Onun için Rabbimiz “Kaybettiklerinize yerinmeyesiniz, verdiklerine de sevinmeyesiniz diye...”buyurmuş.(Hadid 23)

Yunus Emre de bu ayeti :

“Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim” diye terceme etmiş ve

 “Aşkın ile övünürüm. Bana Seni gerek Seni” diye devam edivermiş.

Son günlerde başörtüsü tartışması da göstermiştir ki bu milletin mayasında İslam vardır.

İslam karşıtı gibi tavır alanların taarruzlarında kullandıkları malzeme de İslamidir.

İşte biz, buna da seviniriz. “Biz, ayrılamayız.”
Bu yazı toplam 378 defa okunmuştur
Yazarın Diğer Yazıları

    » Piyasalar
$ USD
1.2290
€ Euro
1.9100
IMKB
42.498
Altın
35.78
Prof. Dr. Nurullah Aydın
Tüm Yazarlar
    Anket
    Milletvekillerimizin Konya ile ilgili çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?
    Evet, gerçekten büyük hizmetler yapıyorlar
    Bilmiyorum, herhalde yapıyorlardır
    Hayır, bu yüzden Konya gerilemeye devam ediyor
    KONYA 16.05.2008
İmsak
-
3:52
Güneş
-
5:32
Öğle
-
12:53
İkindi
-
16:42
Akşam
-
20:02
Yatsı
-
21:34
Ana Sayfa | Künye | Bize Ulaşın | Giriş Sayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle |
anadoluweb© 2007-2008