Biz, gülü görünce gönlümüz güler. Dilimiz, “Gül” demekten zevk alır. Burnumuz onu koklamaktan haz duyar. Kur’an-ı Kerim’in kelimeleri, Rabbimizden geldiğinden manasını anlamasak bile o kelimeleri dilimizle tekrarlamaktan zevk alırız. Harflerine bakmak, gözümüzün cilasıdır.
Manasını bilmediğimiz İngilizce bir metnin bir sayfasını bile okumaya tahammül edemezken, milyonlarca insanımız, baştan sona okuyarak Kur’an-ı Kerim’in hatmini yapmaktadır.
Kelimeler çiçekler gibi, manalar ise güzel kokular gibidir. Dilimiz, kelimeleri söylerken, kulağımız o kelimeleri duyarken zevk aldığı gibi gönlümüz de kelimelerin güzel kokusu olan mana denizinde yıkanmalı.
Okumaktan zevk aldığımız Kur’an’ı bir anlasak yerimizde duramazdık. Mekke’den Medine’ye koşan, Medine’den Kudüs’e koşan, Kudüs’ten İstanbul’a koşan sahabe gibi yerimizde duramazdık.
Kur’an ayetlerine bakarak cehennemi görür gibi
(Tekasür 6) cenneti koklar gibi (Muhammed 6) bir hale gelseydik Bush, Şaron, Putin gibi zalimlerin önüne geçer, Cehenneme giden yollarını Cennete çevirmeye çalışırdık. İnsanlığın da başını belalardan kurtarırdık.
Divanda, dergâhta, barigâhta, mecliste ve meydanlarda Kur’an’dan başka ses olmazdı.
Bir Amerikalının siyasetine hizmet etmek, ticaretinden arta kalanları toplayabilmek için anaokulundan üniversite sona kadar İngilizce öğrenen, bu konuda ağzını doldurarak, avurdunu şişirerek İngilizce öğrenmenin özelliklerini ve güzelliklerini anlatan, anlatanları hayran hayran dinleyen insanlarımız, iki Dünyamızı da mutlu edecek olan Kur’an-ı Kerim’in dilini de öğrenmelidirler.
Sevgili Peygamberimiz: “Kalbinde Kur’an’dan bir şey olmayan kişi harap ev gibidir” buyurmuş. (Tirmizi, sevab-ül-Kur’an Hadis 2914)
İnsanın yaşamadığı harabelere yılanlar akrepler gelir yerleşir. Kur’an’dan uzak kalan kalplere de şeytanlaşmış insanların kötü düşünceleri çöreklenir. (Bak Zuhruf 36)
Mevlana:
“Asa, kör olanların sevgilisidir. (Ma’na ya ) kör olanlar da Kur’an’ın sandığıdır.” (Tahir’ül Mevlevi tercemesi 9098)
“Kur’an dolu bir sandık, yani manasını öğrenmeden Kur’an’ı ezberleyen bir hafız, boş sandıktan daha iyidir. “ (T.M. 9099)
“Yine, eşyası olmayan boş bir sandık, fare ve yılan dolu sandıktan iyidir.” (Tahir-ül- Mevlevi 9100)
Bu dünyada bunalımlardan, streslerden sıkıntılardan kurtulmak için Kur’an ikliminin cennet kokulu havasında yaşayalım. (Bak: Taha 124)
Ahirette de bu sevdiğimiz, ayna karşısında bakımını yaptığımız tenimizin yanmaması için kalbimize Kur’an’ı ve sevgisini dolduralım.
Sevgili Peygamberimiz: “Kur’an okuyun. Çünkü Kur’an’ı ezberleyen kalbe Allah azap etmez” buyurmuş. (Darami’den naklen et-Tibyan, Nevevi)
Allah’ımıza hamd olsun hepimizin kalbinde “Fatiha” suresi ile “İhlas” kulhüvallahu ehad sureleri var. Gönlümüzde Allah Kelamını artırmaya ve okumasını öğrenmeye gayret edelim.
Harfleri, kelimeleri, ayetleri ve sureleri birbirine kenetlenmiş, bir harf ilave edilemeyen, bir harf çıkarılıp atılamayan, çağların her türlü saldırısına karşı dayanıklı, Muhkem ve Hakim olan Kur’an.
Ana sütü gibi okuyanın yaşına, kültürüne, anlayışına uygun gıda veren, her türlü derdine şifa olan Kur’an.
Herkesin, insanları kendi aklının gölgesine çağırdığı, bin türlü sapıklığın kol gezdiği zamanda, insanları en doğru yola götüren Kur’an.
Paramparça olup lokmalar haline gelip düşmana yem olmamamız için, bizim sımsıkı sarılmamız için, Allah tarafından sarkıtılan sağlam bir ip olan Kur’an.
Suyun Hz. Ademden beri akarak çiçeklere ve çekirdeklere can verdiği gibi bizi dirilten, bize ruh veren Kur’an.
Gönlümüzü göz eyleyen, çekirdekteki çiçeği görür gibi, şerrin gerisindeki hayrı, hayrın gerisindeki şerri gösteren Kur’an.
Kendinden önce gönderilen kitapları kendinde toplayıp koruyan, sure ve ayetlerde geçmişi ve geleceğin yolunu sergileyen Kur’an
Allah’la konuşma, peygamberlerle sohbet etme kitabıdır Kur’an.
İnkarın, isyanın, fuhşun, Karunluğun, Firavunluğun kötü sonlarını gösteren ve ibret veren kitaptır Kur’an.
Kalpleri tatmin eden, gönülleri huzura kavuşturan, evrendekilerin hepsini kucaklayacak bir gönüle sahip kılandır Kur’an.


