Pervez Müşerref Türkiye’ye geldiğinde beraberinde gelen bir yetkiliden öğrendiğime göre Pakistan’da devlet okullarının programlarından Yahudi ve Hıristiyanlardan bahseden ayetler kaldırılmış.
Devlete bağlı olmayan okullarda durum nedir? Diye akla gelirse yine aynı yetkilinin ifadesine göre dört bin tane resmi olmayan medrese Amerikalıların verdiği adreslerde derhal kapatılmış.
Bir dostum, Suudi Arabistan’ın ders programlarındaki değişikliği lise ders kitaplarını göstererek ispat etti.
Türkiyeli olup da Amerikan tankları üzerine çıkarılarak Irak’ın işgalini tankların gösterdiği yerlerden görüntüleyen Embeddet gazetecileri gördük, Amerikan çıkarları için Irak’a girmeyi canı gönülden isteyen gazetecileri de görmüştük ama cami önüne yazılan bir ayete karşı mücadele vereni göreceğimi hiç mi hiç tahmin etmiyordum.
Ben yine de iyimserliğimi koruma adına bu yazıyı yazıyorum.
Zeynep Sultan Camii önüne yazılan ayetin metni şöyle:
“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları (idareci) dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur (idarecisidir.) Sizden kim onları (idareci) dost edinirse muhakkak o, onlardandır. Allah zalim toplumlara yol göstermez.” (Maide suresi, ayet 51)
Benim tercümemde parantez arasında “idareci” kelimesi vardır.
Ayetteki “Dost” kelimesinin karşılığı “Evliya” kelimesidir. “Evliya” kelimesi “Veli” kelimesinin çoğuludur.
Türkçede “Veli” kelimesini kullanırız.
Ergenlik çağına gelmemiş çocuğun okulda velisi olur. Yani çocuğun kanuni sorumlusu ve ihtiyaçlarının karşılayıcısı odur.
Vakfın “Mütevellisi” kelimesi de “Veli” kelimesinden türetilmiştir. Mütevelli, vakıf malını vakfedenin koyduğu şartlar doğrultusunda yönetir.
Şehrin yöneticisi olan “Vali” de “Veli” kelimesinden türetilmiştir.
Vali, yönettiği şehrin insanlarının, hayvanlarının, ağaçlarının velayetini üzerine alan, onların güvenliğini, korunmasını, bakımını, sağlığını, eğitimini, gıdasını, yollarını, sularını kanuni kurallara göre yöneten insandır.
“Amerika, Irak’ı istila etmiştir” cümlesindeki “İstila” kelimesi de “Veli” kelimesinden türetilmiştir. Başka bir ülkenin yönetimine el koyduğu için “İstila” denmiştir.
Bütün bu açıklamalardan sonra ayeti yeniden okursak Müslüman bir milletin başına Müslüman olmayan birinin yönetici olamayacağı anlaşılır.
Yoksa bizim “Dost” kelimesinden anladığımız gibi anlarsak o zaman ayeti yanlış anlamış oluruz.
Müslümanların safında Uhud harbine katılan Kaynuka Yahudi hahamlarından Muhayrık için sevgili peygamberimiz “Yahudilerin en hayırlısı Muhayrıktır” demiş. Muhayrık ölürken mallarının velayetini sevgili peygamberimize bırakmış. (Bak İbni Sa’d, Tabakatı Kübra 1/502)
Sevgili peygamberimiz de Muhayrık’ın mallarını vakf yapmış. (Bak: Hassaf, Ahkam-ül Evkaf sayfa 1)
Caminin imamı keşke ayetin hemen arkasından gelen: “Kalplerinde hastalık bulunanların “Bize bir belâ gelmesinden korkarız” diyerek onların (Yahudi ve Hıristiyanların) arasında koşuşturduklarını görürsün. Umulur ki Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir de içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” Diyen 52’nci ayeti de yazıverseydi de cami önüne bu ayetin yazılmasına karşı çıkanların hastalıklarının teşhisini ayetin diliyle anlatıverseydi.
51’inci ayette geçen ve “Dost” anlamı verilen “Veli” kelimesinin yönetimle alakası olduğunu söylemiştim.
Müslümanlar, Yahudiler veya Hıristiyanlarla arkadaş olurlar. Onlarla yerler, içerler, gezerler, tozarlar, birbirlerinin evlerine misafir olurlar, alış-veriş yaparlar, borç alırlar borç verirler.
Sevgili peygamberimiz, Medine’deki (Ebu Şahm) isimli Yahudi’nin birinden borca gıda maddesi almış ve zırhını rehin bırakmıştır. (Buhari, K. Cihad, bab 88, Hadis 2759, K. Rehn, bab 2, Hadis 2374)
Ayetin yasakladığı şey yönetici olmasıdır.
Tevbe suresinin 23’üncü ayetinde “Ey iman edenler, eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşı küfrü severlerse onları dost edinmeyiniz. Sizden kim onlardan dost edinirse, onlar zalimlerin ta kendileridir.” Buyurmuş.
Müslüman olmayan kişi babamız veya kardeşimiz bile olsa onu yönetici yapmayız ama onlara olan sevgi ve saygımızı koruruz. Çünkü Rabbimiz, anne ve babalarımız puta tapan bile olsalar onlara iyilik yapmamızı ancak İslam’dan dönüp putperest olmamızı isteyen emirlerini tutmamamızı ister:
“Biz insana, anne ve babasına iyilik yapmasını tavsiye (emr) ettik. Eğer annen, baban bilgisizce, Bana ortak koşman için çalışırlarsa, onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Yaptıklarınızı Ben size haber vereceğim.” (Ankebut suresi, ayet 8)
Yazarlarımız, ayetin bu anlama geldiğini bilselerdi itiraz etmezlerdi.
Yazarlarımızın Hıristiyan Bush veya Yahudi Peres’in ülkeyi “istila” edip çocuklarını öldürüp, kendilerinin Guantanamo hapishanesine gönderilmesini, ülkenin etrafını duvarlarla çevirmesini, vatanperver insanların teröristler listesine alınmasını istemezler ve bu konuda beni de geride bırakarak yapılması gerekeni yapacaklarına inanırım.


