Yolunuz, ihramsız geçmenin yasak olduğu Mikat mahalline gelince tırnaklar kesilir (sünnet) traş olunur (sünnet), makam, rütbe ve sosyal farklılığı simgeleyen elbise ve işaretleri üzerinden atar. Banyo yapar (sünnet) veya abdest alır (sünnet) ve ihrama girer. (farz)
İhrama Mikat’ta girmek vaciptir.
Mikat mahallini ihramsız geçen biri ceza olarak bir koyun veya keçi keser. Geri gelir de ihramı Mikat’ta giyerse ceza gerekmez.
İhramı giyince: ALLAHÜMME İNNİ ÜRİDÜ-L-HACCE FE YESSİRHÜ Lİ VE TEKABBELHÜ MİNNİ (Allahım hac yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul et) diye niyet ve dua eder. Yalnız umre yapmak isteyenler: “Allah’ım umre yapmak istiyorum” diye değiştirir.
Temettu’ haccı yapmak isteyenler de umre için niyet ederler. Çünkü onlar hac için yeniden ihrama girecekler.
Kıran haccı yapmak isteyenler ise; “Allah’ım umre ve hac yapmak istiyorum. Bunları bana kolaylaştır ve onları benden kabul et) diye niye ve dua ederler.
Niyetten sonra eğer kerahet vakti değilse iki rekat namaz kılar. Birinci rekatta Fatiha’dan sonra Kafirun suresini ikinci rekatta Fatiha’dan sonra İhlas suresini okur (sünnet).
Traş ve banyo ile bedeni pisliklerini, elbiseleri çıkarıp ihramı giymekle sosyal farklılığı gideren Müslüman, namazda okuduğu surelerle küfür sistemleriyle hiç bir anlaşması olmadığını, olamayacağını ancak ve ancak bir olan Allah’a inanıp O’nun dinini yaşayacağını, dili, kalbi ve bedeniyle ikrar eder.
Allah’ın İbrahim aleyhisselama “İnsanları hacca çağır” (K.Kerim, Hac 27) emri ile İbrahim aleyhisselamın Ebu Kubeys dağının tepesinden yaptığı davete icabet etmek üzere Mikat mahallinden; LEBBEYK ALLAHÜMME, LEBBEYK. LEBBEYK LA ŞERİKE LEKE LEBBEYK İNNE-L-HAMDE VE-N-Nİ’METE LEKE VE-L-MÜLKE LA ŞERİKE LEKE.
“Ya Rab! Davetine tekrar tekrar icabet ettim. Her emrini yerine getirmek için huzuruna geldim. Rabbim Senin her davetine icabet borcumdur. Senin saltanatında eşin ve ortağın yoktur. Allah’ım bütün varlığımla Sana yöneldim, hamd Sanadır. Nimet Senindir, mülk de Senindir. Bütün bunlarda eşin ve ortağın yoktur” diyerek hareket eder. Yol boyunca telbiyeyi çokça söyler.
Yol güzergahında Efendimizin uğradığı yerlerde mümkünse durur. Tebliğini ve fetihlerini zor şartlar altında nasıl yaptığını, otobüsle geçmenin zor olduğu o vadilerde deve üstünde ve yaya olarak nasıl geçtiklerini düşünerek Mekke’ye girer.
Mekke’de kalacağı yere eşyalarını koyduktan sonra gusül veya abdest alarak (sünnet) hemen Kabe’ye gider.
Haremi Şerife girerken Telbiyeyi keser. Haremi ilk gördüğünde dua eder (sünnet) “ALLAHIM BU GÜNE KADAR YAPTIĞIM, BUNDAN SONRA YAPACACAĞIM HAYIRLI DUALARI KABUL ET” der.
Kabe’ye tapınma korkusu dahil olmaması için LEBBEYK’i keser, söylemez. Tekbir getirir.
“ALLAHÜ EKBER, EN BÜYÜK ALLAH’DIR” der.
Dünya üzerinde kurulan ilk ev olduğunu hatırlar. Yapanlarının Hz. Adem’den sonra Hz. İbrahim’le Hz. İsmail olduğunu düşünür.



