Havaların hızla değiştiğini, soğuyup-ısındığını hatırlatan Yılmaz, şöyle devam etti: “Mevsim sıcaklıkları dengesiz seyrediyor. Etrafımızda hapşıranların sayısı artmaya başladı. İnsanların her yıl ortalama 3-4 kez soğuk algınlığı geçirdiğini dikkate alırsak, sıranın bize de geleceği muhakkak görünüyor. Öyleyse bu hastalığa yakalanmamak veya hafif atlatabilmek için neler yapabiliriz. Gribe karşı aşı ile korunmak mümkün iken soğuk algınlığının aşısı maalesef yoktur.
• Soğuk vücut direncini azaltırken virüslerin çoğalarak hastalık yapmasına zemin hazırlar. Özellikle rüzgarda, cereyanda kalmak, teri üzerimizde soğutmak, soğuk su içmek, soğuk algınlığına neden olmaktadır.
• Havanın güneşine aldanmadan mevsimlik giymeyi ihmal etmemeli bedenimizi terletmeden sıcak tutmaya gayret etmeliyiz.
• Dengeli ve düzenli beslenmeye özen göstererek vücut direncimizi artırmalıyız. Bol C vitamini (mandalina, portakal, kivi, kuşburnu v.s.) almaya gayret etmeliyiz.
• Kapalı ve kalabalık ortamların havalandırması iyi yapılmalı, mümkünse girmemeli, hapşıranlardan uzak durmalıyız.
• Virüsler, kontamine kapı kolu, telefon ahizesi v.s. gibi yüzeylerde saatlerce canlılıklarını koruyarak durabilirler. Bu nedenle sık el yıkamaya özen göstermeli, ellerimizi özellikle hasta kişilerle temastan sonra tekrar yıkamalıyız.
• Hastalığa yakalananlar hastalıklarını evde dinlenerek geçirmeli, topluma çıktıklarında ise maske kullanarak başkalarına hastalık bulaştırmaya karşı tedbir almalıdırlar.
• Hasta çocuklar okula gönderilmemelidir. Salgın dönemlerinde toplumda yayılmayı önlemek için okul ve kreş gibi toplu ortamların 4-5 günlüğüne tatil edilmesi de toplumu koruma adına faydalı bir uygulama olacaktır.
• Özellikle risk gruplarında olanlar gribe karşı aşılarını yaptırmalıdır.” | |