Son günlerde artan kene vakaları ile ilgili yapılan hayvan hareketlerinin kontrol altına alınmadığı sürece Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının devam edeceğine dikkat çekildi. Rektörlük Binası’nda düzenlenen basın toplantısında Kaçak hayvan girişleri, kaçak kesimler ve 'kendin pişir kendin ye' gibi kontrolsüz durumların Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına yol açan virüsün hayvandan insana bulaşma riskini artırdığı bildirildi.Selçuk Üniversitesi (SÜ) Veteriner Fakültesi Hastalık ve Klinik Bilimler Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Bilal Dik, Prof. Dr. Sibel Yavru, Meram Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bitirgen ve Yrd. Doç. Dr. İbrahim Erayman kene vakaları ve KKKA hastalığı ile ilgili önemli bilgiler verdi.
TÜRKİYE’DE İLK DEFA 2002 YILINDA GÖRÜLDÜ
Toplantıda ilk olarak söz alan Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, kene vakalarının dünyada en çok Çin ve Balkan ülkelerinde görüldüğünü söyledi. Türkiye’de de 2002 yılından itibaren kene ısırmaları sonucu KKKA hastalığının ortaya çıktığını ve ilk ölümlerin bu tarihte gerçekleştiğini açıklayan Prof. Dr. Bitirgen, bu yıl içerisinde toplam 170 kene vakası yaşandığını bildirdi. Konya’da bu yıl kene ısırması sonucu 2 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Bitirgen, vakaların genelde Beyşehir’de meydana geldiğine dikkat çekti . SÜ Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Yavru da KKKA hastalığının ilk defa 1920’li yıllarda Sovyetler Birliği’nde görüldüğünü belirterek, KKKA virüsün diğer virüslere göre dayanıksız olduğunu söyledi. Prof. Dr. Yavru, virüsün sığır, koyun gibi küçük ve büyükbaş hayvanlardan daha rahat bulaştığını vurguladı.
HAYVAN TİCARETİ KONTROL ALTINA ALINMALI
KKKA virüsünün ortay çıkışında hayvan alım satımının ve göçmen kuşların etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bilal Dik, hastalığın hasta yakınlarını da bulaşma ihtimalinin olduğunu vurguladı. Dünyada 800 kene türünün bulunduğunu dile getiren Prof.Dr. Dik, Türkiye’de 23 kene türünün mevcut olduğunu ve bunlardan sadece birinin virüs taşıdığını söyledi. Türkiye’de Tokat civarında virüslü kenelerinin sayısının fazla olduğunu kaydeden Dik, “Keneler genelde otlak alanların bulunduğu vadileri tercih ediyorlar. Kenelere karşı doğaya keklik bırakıldığı yönünde haberler çıktı. Kekliklerin ve sülünlerin keneleri yediği doğru. Fakat doğaya sanılan kuşlar, kenelerin başka yerlere taşınmasına da neden oluyor. Göçmen kuşlar nedeniyle kenelerin Beyşehir’e geldiğini tahmin ediyoruz” dedi. Kenelerin yayılmasında hayvan ticaretinin önemli olduğunun altın çizen Prof. Dr. Dik, “Türkiye’nin her yerinden hayvan alım satımı yapılıyor. Tokat’taki virüslü ve kene taşıyan hayvan hiçbir kontrolden geçmeden rahatlıkla iç bölgelere gelebiliyor. Bu hayvanlar kontrol altına alınmadığı sürece kene ile mücadelede başarısız olunması kaçınılmazdır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmada Türkiye’deki bir küçükbaş hayvanın taşıdığı virüsle, Irak’taki bir hayvanın taşıdığı virüsün genetiği aynı çıkmıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hala önlenemeyen kaçak hayvan ticareti devam ediyor. Bu hayvanlar iç piyasalara kadar giriyor” diye konuştu. Hayvan nakillerinin kontrol altında tutulması, hatta, hastalığın yayılmasını önlemek için 'yerinde kesim' uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Dik, kaçak hayvan girişi ve kontrolsüz nakiller sürdüğü sürece hastalığın önüne geçilmesinin mümkün olmayacağını bildirdi.
İLAÇLAMA HEM DOĞAYA HEM İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLI
Keneye karşı ilaçlama mücadelesi gibi yöntemlerin gündeme getirildiği, fakat bu yönteme karşı olduklarını ifade eden Prof. Dr. Dik, 100 bin ton zehirli ilacın hem doğaya zarar vereceğini hem de insanlarda kanser riskini artıracağına dikkat çekti. KKKA hastalığının gündeme geldiği günden bu yana hiçbir yetkili kurumun kendilerini aramadığını ve hastalık hakkında bilgi sahibi olmadığını aktaran Dik, bilim adamlarına yeterli değerin verilmediğini öne sürerek, başarılı olunması için en önemli unsurun strateji ortaya konulması olduğunun altını çizdi.Her kene ısırmasının ölümle sonuçlanmadığına işaret eden Prof. Dr. Dik, şunları söyledi: “Her kene ısırmasının basında haber olarak çıkması insanlarımızı panik yapmasına neden olmaktadır. Bu tür haberlere sık sık yer verilmemelidir. KKKA hastalığı çeşitli yollardan insana bulaşabilmektedir. Virüslü kenenin insanı ısırması, virüslü kanının başka bir insana temas etmesi gibi nedenlerle KKKA hastalığı ortaya çıkmaktadır. Bu yüzden mezbahane çalışmaları, veteriner hekimleri, sağlık çalışanları ve hayvan satıcıları devamlı risk altındadır. Kene ısırdığı gün teşhisi koymak gerekiyor. Uzman olmayan kişilerin açıklama yapmasını istemiyoruz. Vatandaşların uzmanların uyarılarını dikkate almasını bekliyoruz.” SÜ Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. İbrahim Erayman ise kene ile mücadelede kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini bildirdi. Kene vakalarında sağlık çalışanlarının ve hayvancılıkla uğraşan insanların risk altında olduğun belirten Erayman, Tarım ve Köy işleri Bakanlığı uzmanları görevlendirerek, vatandaşları kene konusunda bilinçlendirmesi çağrısında bulundu.
Merhaba