Saadet Partisi Konya İl Başkanı Veli Tolu, parti il binasında düzenlediği basın toplantısında ilk olarak yeni göreve gelen yönetim kurulu üyelerini basına tanıttı. Tolu, “Bildiğiniz gibi 3 hafta önce yaptığımız kongrede bendeniz ve 50 arkadaşımız yeni il yönetimini oluşturduk.
İl yönetimimizde görev dağılımını yaptıktan sonra, ülke meselelerine bakış açımızı bilimsel tabana oturtabilmek için farklı alanlarda çalışmak üzere komisyonlar oluşturduk.Bu komisyonlarımız; Eğitim komisyonu, Tarım komisyonu, İktisat komisyonu, Sosyal işler komisyonu ve sağlık komisyonu gibi ana dallara yönelik komisyonlardır.Bu komisyonlarımız kendi alt dallarını oluşturacak ve kendi alanları ile ilgili bütün verileri toplayarak il teşkilatımızda bir veri tabanı oluşturacak. Bütün birimlerimiz bu veri tabanından elde edeceğimiz bilgilerle vatandaşımızın problemlerine çare aramaya çalışacak, Yada yöneticilerin icraatlarını denetleme görevimizi daha bilimsel verilerle yerine getireceğiz. Böylece günlük sıcak gündeme kapılıp kalmadan kendi gündemimize göre bir istikamet çizip vatandaşın gerçek gündemine ışık tutmaya çalışacağız” dedi.Tolu, konuşmasının ikinci bölümünde ülkemiz tarımında yaşanan sıkıntılara değindi. Tolu, “Bu günlerde Ankara’dan esen rüzgar oldukça sert. Ama hayat devam ediyor ve Ankara’nın sıkıntısı çiftçilerimizin harman beklentisini ortadan kaldırmıyor. Doğrusunu söylemek gerekirse çiftçimiz bugün gelinen noktada ne Anayasa Mahkemesi’ni nede Ankara’da yapılan kısır tartışmaları gündemine almıyor. Çünkü çiftçimiz varsa yoksa bu harman dönemini bekliyor. Eğer çiftçimiz elindeki mahsulü maliyetleri karşılayacak ve önümüzdeki yıl ekim yapabilecek bir fiyata satabilirse ne ala, değilse çiftçimizin bir dekar bile ekim yapabilecek mecali kalmamıştır. Çünkü çiftçimiz şu anda harmanı yapacağı tarlaları borç alarak ekti. Tarım yüzde sekseni maalesef bankaların ipoteği altındadır. Çiftçimiz bu harmanda alacağı parayla hem banka borçlarını ödeyebilmeli hem de gelecek sene ekimini de yapabilmelidir. Ancak bundan da hiç umutları yoktur” dedi.Taban fiyatının mutlaka çiftçinin tüm borçlarını ödeyebilecek bir oranda olması gerektiğini de özellikle vurgulayan Veli Tolu, “Geçen seneki maliyet birimlerinden mazot ve gübrenin ortalama fiyatının yüzde 150 arttığını ve bunun önümüzdeki yıl tarla ekimlerine yansıyacağını da düşünürsek bizim belirlediğimiz maliyetlerin bile çok üzerinde bir maliyet artışı olacağı kesindir. Tarım komisyonumuzun belirlemiş olduğu maliyet hesabına birim fiyatlarının ortalamasını aldığımızda bir kg buğdayın taban fiyatı maliyet artı en az yüzde 20 kar olmalıdır. Yani bir kilogram buğdayın ortalama taban fiyatı en az 80 YKr olmalıdır.80. YKr aslında çok düşük bir rakam eğer bizim iktidarımız olsaydı bu fiyat en az 1 YTL olur idi. Çünkü biz Refah Partisi zamanında 54 hükümette 11 ay iktidarda kaldık ve taban fiyatlarına bir önceki yıla göre yüzde100’ün üzerinde fiyat artışı verdik. O dönemde 1 ton buğdayla 456 litre mazot alınabilirken, bu iktidarın başladığı 59 hükümette 1 ton buğdaya 166 litre mazot alınabilir hale geldi. Şimdi gelinen noktada ise 1 ton buğdaya ancak 128 litre mazot alınabilmektedir. Yani çiftçimizin bir ton buğdayda kaybı 328 litredir. Bu hükümetin çiftçiyi her geçen gün nasıl batağa sapladığı bu rakamlarla bile anlaşılabilmektedir” diye konuştu.Tolu, çiftçilerin geçen yıl tarlalarını ekmek için bankalardan aldığı kredi ile tohum aldığını da hatırlatırken, “Bu güne kadar hükümetin dağıttığı umutlara inanan çiftçiler kredi batağına saplanmış durumdadır. Böylece umudunu her yıl erteleyen çiftçilerimiz gelecek yıl umuduyla tarlalarını kredi karşılığı ipotek vermiş ve tarım arazilerimizin yüzde sekseni bankalarca ipotek altına alınmıştır. Eğer çiftçimize en az 80 YKr taban fiyat verilmezse borcunu ödeyemeyecek ve maalesef icra takibi ile karşı karşıya kalacaktır” dedi.Tolu, çiftçiye verilecek olan taban fiyatı için hükümetin kaynak sıkıntısı içerisinde olmaması için iki farklı önerisinin de olduğunu söyledi. Tolu, şimdi biz bunu söyleyince hükümet taraftarları tamam da kaynak nerede diye soracaklardır. Bu milletin değerleri pek çok kaynağı bulmakta zorlanmayacaktır. Ancak diğer kaynakların neler olabileceğini iktisat komisyonumuzun çalışmalarına bırakarak sizlere iki tanesini söyleyeceğim. Hiçbir yeni kanuna gerek olmadan sadece üç cümlelik bir genelge ile yapılabilecek kamu-tek hesabı yani havuz sistemi uygulamaya konulsa yıllık 15 milyar dolarlık bir kaynak elde etmiş olacağız. Ama bu hükümetin bunu yapmaya cesaretinin olduğuna inanmıyoruz. Bu hükümet kaynak denilince sadece yeni vergi ve özelleştirmeleri var zannediyor, Muhterem arkadaşlar sizlerle paylaşacağımız ikinci kaynak ise faiz gederlerinin azaltılması ile elde edilecek kaynaklardır. Hepinizin bildiği gibi yıllık 60 milyar YTL faiz ödüyoruz.Türkiye’de yıllık üretilen buğday miktarı 17 milyon ton civarındadır. Tamamını ofis satın alsa 8 milyar YTL yani yaklaşık 8 katrilyon bedel öder. Yani 8 haftada faize giden para Türkiye’de üretilen buğdayın tamamını almaya yetecek bir miktardadır. Eğer iki ay faize para ödenmese Türkiye’de üretilen buğdayın tamamını devlet 1 YTL den almak imkanına sahip olur. İşte Türkiye’nin nasıl sömürüldüğünü anlamak için bu iki kaynak ve örnek yeterlidir. Şimdi geldiğimiz noktada çiftçilerimize bu günü kurtarabilmesi için verilmesi gereken en az taban fiyat 80 YKr yani eski parayla 800 bin lira olmalıdır. Ama çiftçimizin rahat bir nefes alması ve kredi batağından kurtulabilmesi için buğdaya en az 1 YTL taban fiyat verilmelidir” diyerek yaşanan sorunları gündeme getirdi.
Merhaba