|
1960’lı yıllar Türkiye için mühim hadiselerin cereyan ettiği yıllardır. Türkiye bu tarihlerde birçok yönden kalkınmaya çalışmış olmakla beraber, talihsiz olaylar da Türkiye’nin yakasının bırakmamıştır. İşte böylesine bir dönemde gazetedeki cümleden anladığımıza göre okuma bilinci göz ardı edilmemiş ve insanlara bu bilinç aşılanmaya çalışılmış. O dönemde böyle bir gayret gösterenlere can-ı gönülden teşekkür ederek asıl anlatmak istediğim meseleye geçmek istiyorum.
Yukarıda vermiş olduğum slagonik cümle günümüzdeki başka bir cümleyi hatırlattı bana. O cümle de ruhun gıdasının okumak değil de müzik olduğunu iddia eden bir cümledir. Bahsettiğim cümleyi herhalde hepiniz tahmin etmişsinizdir. ‘ Müzik ruhun gıdasıdır.’
Niyetim, birbirine zıt görüşlü iki cümleyi burada bir fikir çatışmasına sokmak değil. Ruhun gıdasının ne olduğunu tayin etmek gibi bir amacım da yok. Bu hususta müşterek bir karara varacağımızı da düşünmüyorum. Kaldı ki, ‘Ruhun gıdası nedir?’ diye bir soru soracak olursak eğer soruyu sorduğumuz kişi bir müzisyen ise onun cevabı müzik olabilir, eğer bir ilahiyatçı ise ruhun gıdası ibadettir diyebilir ya da tam tersi cevaplar da alınabilir söz konusu kişilerden. Bunların haricinde farklı kişilerden, farklı cevaplar da almak mümkündür. Niyetimin, ruhun gıdasının ne olduğunu tayin etmek olmadığını yukarıda zikretmiştim. Yalnız şunu söylemek isterim ki keşke günümüzde de yine ‘Ruhun gıdası okumaktır’ cümlesi yaygın olsaydı. Bu sözümden dolayı benim müzik düşmanı olduğumu da düşünmeyin. Çünkü müziğin böyle bir kampanyaya ihtiyacı yok. Müziğin zaten herkes dinliyor. Hele ki son zamanlarda yaygınlaşan müzik çalarlarla da müzik her yerde rahatça dinlenebilir bir hale geldi. Müzik çalarların da bu kadar yaygınlaşması ayrı bir söz konusu. Çünkü artık bir çok yaşıtım her yere bir müzik çalarıyla gidiyor, sürekli müzik dinlemekten yanımdakilerle sohbet etmeye,eline bir kitap okumaya fırsat bulamıyor. Ben bir üniversite öğrencisiyim, bu satırları da üniversitedeki gözlemlerimi aktarıyorum. İşte bu gözlemlerime dayanarak şöyle bir tespitte bulunmak istiyorum: ‘Eğer, üniversite gençliği müzik dinlemeye ayırdığı zamanın üçte birini kitap okumaya ayırırsa Türkiye’nin çehresi şimdikinden çok daha farklı olur.’ Merhaba |



