GÖÇ YOLLARINDA / 2
Ali Uçar’ı (bilinen adıyla Kuş Ali) tanıdığımda, gerçek bir yörük beyiyle karşılaştığımı anlamıştım. Taşkent’in Ilıcapınar beldesinin Elmaağaççığı yaylasında yaylıyordu. On devesi, ikisi erkek, sekizi kız çocuğu, dörtyüzü aşkın kara keçisi ile gerçek bir yörük beyi. Eşi Hatça Hanım da obayı çekip çeviren, obanın önemli işlerini omuzlayan gerçek bir yörük hanımı.
Elmaağaççığı Yaylası organik elma fidanı dikimi için parsellenince o da Kecimen köyünün yaylasına çıkmaya başlamıştı. Geçtiğimiz yıl yanına vardığımızda sözleşmiştik. Kuş Ali kışlaktan yola çıkınca bana haber verecek bir menzili geçerken ben de onlara katılacaktım.
Oğlu Mahmut aradı “abi Ermenek yakınlarındayız” diye.
Bir Ermenek otobüsüne atlayıp düştüm yola.
Her beldenin bir gezgini, delice seveni vardır. Ermenek’in gezgini de Yaşar Yalçın’dır. Ne zaman o taraflar
a düşse birlikte gezeriz. Nerde ne güzellik var bilir, adım adım gezmiştir beldesinin topraklarını. Gelen konuklara gezdirmekten zevk almıştır.
a düşse birlikte gezeriz. Nerde ne güzellik var bilir, adım adım gezmiştir beldesinin topraklarını. Gelen konuklara gezdirmekten zevk almıştır.Beni Ermenek garajında karşıladı. Birlikte Kaymakam Ali Yılmaz’ın yanına gittik. Daha önceki bir gezimde de yardımcı olmuştu Ali Yılmaz. Kuş Ali’nin Ermenek-Gülnar arasında bir yerde olduğunu, ona ulaşmak için araca ihtiyacımız olduğunu anlattık. İkiletmedi ricamızı.
Kaymakamlığın bir aracıyla düştük yola.
Karamanoğulları tarafından yaptırılan Görmeli (Alaköprü) Köprüsünü geçerken içim sızladı. Göksu (Ermenek Çayı) deli dolu akıp gidiyordu altımızda. Köprünün sol tarafında dimdik kayalıklar yükseliyordu. Bu kayalıkların arasında iyice daralıyordu ırmak. Ve biraz ilerde Ermenek hidroelektrik santrali barajının inşaatı hızla ilerliyordu. Sağ tarafımda yüksek dağların arasında cennet gibi bir vadi vardı. Baraj inşaatı bittiği gün bu cennet vadinin de sonu gelmiş olacaktı. Büyük bir ikilem içinde kalıyor insan. Bir yanda enerji ihtiyacı olan bir yandan su altında kalacak bereketli topraklar.
Görmeli Köyünün yirmi kilometre uzağında bulduk obayı. Kuş Ali her zamanki güler yüzlü karşıladı bizi. Kısa bir sohbetten sonra Yaşar Bey Ermenek’e geri döndü.
Kara çadıra vardığımızda Hatça Hanım temizlik yapıyordu. “Hoş geldin Zeki Emmi” diye karşıladı. Onları yeniden görmenin sevinci vardı içimde. Kuru meşe dallarının yandığı ocağın üzerindeki kara çaydanlık çoktan fokurdamaya başlamıştı. Biliyorlardı çayı sevdiğimi. “Açsan ekmek çıkarayım” dedi Hatça Hanım. Onların güler yüzü çoktan doyurmuştu beni.
Ermenek-Gülnar yolunun kenarında bir yanı dik kayalık, bir yanı derin bir derin bir vadinin arasında konaklamıştı oba. Biraz ötedeki çeşmeden karşılıyorlardı su ihtiyaçlarını. Doğada kamp yapmayı sevenler için mükemmel bir yerdi burası. Kara çadırın biraz ötesine kurdum çadırımı.
Kuş Ali karakeçilerin bir kısmını satarak koyun almıştı. Gün batımına yakın çadırın çevresine geldi koyun ve keçi sürüsü. Çocukların kimi deve kimi keçi ve koyun güdüyordu.
Gece çayımızı içerken söyleşimizin tek konusu yörüklerin iskânı üzerineydi. Göçerlikten başka hiçbir şey bilmeyen bu insanlar Karaman Sarıveliler’de olduğu gibi beton yığınları arasına tıkılmaktan korkuyorlardı. Devlet birkaç yıl önce doksan hane kadar yörüğü ikişer katlı evlere yerleştirmiş ama bunun dışında hiçbir destekte bulunmamıştı. İşsizlik, açlık, bela gibi geliyordu üzerlerine. Söz arasında Hatça Hanımın “Biz gavurmuyuz, bize de sahip çıksın devlet” demesi taş gibi oturdu yüreğime.
Sabahın beşinde kalktığımda keklik sesleriyle çınlıyordu koyak. Onca yıl gezerim yoğun bir kekik sesini burada dinledim.Hatça Hanım çayı çoktan kaynatmıştı közde. Birer ikişer bardak çay içen kalktı sofradan. Yoğun bir gün olacak, Ermenek tarafına doğru düşecektik yola. Onlar göçü yüklemek için develeri ıhtırırken ben de çadırımı, sırt çantamı hazırlamaya başladım.
Kuş Ali’nin çocukları Mahmut, Bayram, Kezban, en küçükleri Yasemin koyun ve keçi sürüsünün peşinden yola düştüler. Ben, Kuş Ali, Emine, Gülcan develeri yükledikten sonra yola düştük. Kuş Ali’nin kızı Ayşe cadım iki yaşındaki kızı İlknu
r’u onlara bırakmıştı. Onu bir devenin sırtına bağlamıştık. Obanın küçük bir kedisi vardı. Onu da başka bir deveye bağlamıştık. Yazık ki kedi yolda düşmüş kaybetmiştik.Emine, Yasemin hiç okumamışlardı. Fatma ile Nuray ilköğretim 2 ve 3 gidiyor, Mut’taki evlerinde kendi başlarına kalıyorlardı. Küçücük iki çocuğun çaresizliklerini düşününce ürpermiştim.Mazının Kaşı’ndan çıkıp tepelere ulaşınca muhteşem bir manzara seriliverdi önümüze. Tam karşımızda, kayalıkların altında Ermenek görünüyordu. Sol yanımızda Sarıveliler-Göktepe beldelerini çevreleyen yüksek dağlar, tam ortada bereketli toprakları ile Ermenek Vadisi. Bu dağlarda, vadilerde görkemli doğa güzelliklerinin yanında Hitit’ten Karamanoğluna binlerce yıllık tarih vardı. Ermenek’in üzerinde yükselen dağların üzerinde dümdüz platolar var. Bu platoların arasındaki vadilerden birinde, Balkusan’da Karamanoğullarının türbeleri var. Bu türbeleri ne zaman görsem bir hüzün, bir gariplik hissederim. Sevgiyle anarım o güzel insanları. Selçukluklar Moğollara baş eğerken onlar sonuna kadar direnmişlerdi Moğol baskısına.
r’u onlara bırakmıştı. Onu bir devenin sırtına bağlamıştık. Obanın küçük bir kedisi vardı. Onu da başka bir deveye bağlamıştık. Yazık ki kedi yolda düşmüş kaybetmiştik.Emine, Yasemin hiç okumamışlardı. Fatma ile Nuray ilköğretim 2 ve 3 gidiyor, Mut’taki evlerinde kendi başlarına kalıyorlardı. Küçücük iki çocuğun çaresizliklerini düşününce ürpermiştim.Mazının Kaşı’ndan çıkıp tepelere ulaşınca muhteşem bir manzara seriliverdi önümüze. Tam karşımızda, kayalıkların altında Ermenek görünüyordu. Sol yanımızda Sarıveliler-Göktepe beldelerini çevreleyen yüksek dağlar, tam ortada bereketli toprakları ile Ermenek Vadisi. Bu dağlarda, vadilerde görkemli doğa güzelliklerinin yanında Hitit’ten Karamanoğluna binlerce yıllık tarih vardı. Ermenek’in üzerinde yükselen dağların üzerinde dümdüz platolar var. Bu platoların arasındaki vadilerden birinde, Balkusan’da Karamanoğullarının türbeleri var. Bu türbeleri ne zaman görsem bir hüzün, bir gariplik hissederim. Sevgiyle anarım o güzel insanları. Selçukluklar Moğollara baş eğerken onlar sonuna kadar direnmişlerdi Moğol baskısına.Kuş Ali kışı Gülnar’ın Halifeler köyünde geçiriyor, nisan ayının başlarında yola düşerek Hamit Gölü, Dikili, Çıldır, Armutlu, Mezer Gediği, Görmeli Köprüsü (Ala Köprü) Balkusan yoluyla Keçimen’in yaylasına çıkıyor. Bu yıl 25 Martta yola çıkmıştı. Yani yirmibeş gündür yoldalardı. Yaylasına ancak mayıs ayının ortalarında varacaklardı.
Hatça Hanım yol boyu yalvarıyordu ata binmem için. İnat edip binmedim ama Görmeli Köyünün altında, Ermenek Çayının biraz üzerinde olan Konak yerine vardığımızda artık yürüyecek gücüm kalmamıştı.
Göçerlerin göç yolunda onlarca sorun çıkıyor karşılarına. Bunlardan biride su sorunu. Gürül gürül akan Ermenek Çayının hemen kıyısındaydık ama içme suyu sorunu vardı. Davar bu ırmaktan sulanmak zorundaydı. Oba Ermenek Maraspoli Mağarasının üzerinden aşıp platoda yol almaya başlayınca su sorunuyla birlikte yakacak sorunu ile de karşılaşacaktı. Gündüz ne kadar sıcak olsa da gece soğuk oluyordu ve çadırın içinde sürekli ateş yakmak gerekiyordu.
Akşam yemeğinden hemen sonra çadırımın önünde küçük bir ateş yakıp gecenin türküsünü dinlemeye başladım. Kuş Ali geldi yanıma, onunla biraz sohbet ettik.
Sabah kalktığımda Hatça Hanım çayı çoktan hazırlamıştı.
Çocuklarla, Kuş Ali ve Hatça Hanım ile vedalaşıp Bayram’la yola düştük. O, beni Ala Köprüye bırakıp döndü.
Konya’ya dönüşte, tekerleğin döndüğü her noktada bir cenneti geride bırakıyordum. Güneyyurt, Başyayla, Barcın Yaylası, Fesleğen Yaylası. Buraları bir gören tutkulu bir aşkla bağlanır, bir daha görmek ister. Ben yakın zamanda yeniden göreceğim. Bahanem hazır. Mayısın 11 inde “Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma Günleri” Ermenek’te başlayacak.
Baharın en coşkulu ayıdır mayıs. O günlerde yolunuzu Ermenek’e düşürün derim. Nice zenginlikler karşınıza çıkacak.
Zeki Oğuz / Memleket
1296 defa okundu...













1.8555
55.734
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







