TİKA’nın Türkistan’daki çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kâmil Uğurlu, Türk Tarih Kurumu’yla birlikte Türk Dünyası Kültür Atlası hazırladıklarını, 3 yıl sürecek olan bu çalışmanın bin sayfadan oluşacağını söyledi.
Konya Aydınlar Ocağı’nın Sille Kültür Evi’nde düzenlediği Salı Sohbeti’nde konuşan Prof. Dr. Kâmil Uğurlu, belgesel sunum eşliğinde Kırgızistan Hatıraları’nı anlattı.
Konya Aydınlar Ocağı Hars Heyeti başkan yardımcısı Prof. Dr. Kâmil Uğurlu, TİKA’nın Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik çalışmalarından kısaca bahsetti. Prof. Kâmil Uğurlu, kurul başkanlığını Kadir Ali Kangabeyev’in yaptığı söz konusu kurulun, dünyada yaşayan Türk halklarının birbirleriyle iyi anlaşmaları ve diyalog kurmaları, kültürel değerlerini muhafaza etmeleri için müşterek lisan üzerinde çalıştığını ve 19 ülke yetkililerinin zaman zaman biraraya geldiğini kaydetti. Prof. Uğurlu ayrıca, Türk Tarih Kurumu’yla birlikte Türk Dünyası’nın kültürel dokusunu ortaya çıkartmak için “Türk Dünyası Kültür Atlası” çalışması başlatıldığını, üyesi bulunduğu kurulun bu çalışmasının üç yıl süreceğini ve atlasın 1000 sayfadan oluşacağını söyledi.
Türkistan’ı gezdiğini ve Kırgızistan kadar güzelini görmediğini ifade eden Prof. Uğurlu, Amerika’daki Junesist Parkının, Tanrı Dağları eteklerindeki yeşillik ile harikülade tabiat manzaralarının yanında ikinci sınıf kaldığını belirtti. Kırgızistan’da çok zengin altın madenleri bulunduğunu ve bu madenleri Amerikan kökenli Yahudi Hollanda vatandaşları tarafından işletildiğini belirten Prof. Uğurlu, “Kırgızlar, Orta Asya’daki Türk grupları içerisinde en radikal olanlarıdır. Dünyaca ünlü Kırgız Yazar Cengiz Aytmotov, bütün eserlerini Rusça yazmış, buradan Kırgızca başta olmak üzere diğer dillere çevrilmiştir. Kırgızca, Osmanlı Türkçesine en yakın dildir” dedi.
Farklı bir cins ve değişik bir yürüyüşleri olan Kırgız atları ile köpek (taygan) çiftlikleri belgesel sunum eşliğinde gösterilirken Prof. Dr. Uğurlu, mübarek hayvanlar olan Türkmen atlarının etlerinin yendiğini ve bu atların “kan terleyen atlar” olduğunu kaydetti.
EN BÜYÜK NİMET İMAN NİMETİDİR
Tefsir Sohbeti’nde Fâtiha Sûresi’nin tefsirine devam eden Muammer Koştaş Hoca, Kur’ân-ı Kerîm’deki RAB kelimesinin “terbiye eden” anlamına geldiğini ve Rabb’imizin bizi “Kur’an’la” terbiye ettiğini kaydetti.
Muammer Hoca, sûrede geçen “Ancak Sana ibadet ederiz ve ancak Senden yardım dileriz” âyetini açıklarken burada, kişilerin sosyal vicdanlarına seslenildiğini ve her namazda bu vicdanın terbiye edilerek kuvvetlendirildiğini ve tekil olarak “ben” değil, çoğul (biz) zamirlerin kullanıldığına önemle dikkat çekti. Günümüz Müslümanlarının ilah edindikleri putları “Allah” ile karıştırdıklarına dikkat çeken Tefsir Uzmanı Koştaş, “İnsanlar, Allah’a iman etmesi ve salih ameller işlemesi halinde bir değer ve kıymet ifade ederler. Dünyada en büyük nimet iman nimetidir. Bundan daha iyi, daha güzel ve daha kıymetli bir başka nimet yoktur. Bundan dolayı Allah’a dua ediyoruz; “Allah’ım bizi doğru yola hidâyet eyle. O kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil.” diye konuştu. Koştaş Hoca, Fâtiha’nın “Elhamdülillah” cümlesinin de tam bir açıklaması olduğunu vurguladı.
Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü ise, 28 Ekim 2008 Salı akşamı saat 20’de başlayacak Salı Sohbeti’nde araştırmacı-yazar M. Sinan Ümit’in; “Yanlış Cumhuriyet” adlı kitabın yorumunu yapacağını, Konya Oğuzbeyi Mehmet Şendal’ın ise; “Fert, Toplum ve Medeniyet açısından Doğu – Batı Mukayesesi” adlı tarih sohbeti yapacağını söyledi.