KONYA BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Geçtiğimiz günlerde Down Sendromlu çocukların düzenlediği etkinliklere katılmak üzere Konya’ya gelen Türk Halk Müziği Sanatçısı Yavuz Bingöl, müzik yaşantısının Konya’da başladığını söyledi. 1964 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Bingöl, 1972-1974 yılları arasında babası Yılmaz Bingöl’ün Meram Orta Okulu’nda Müdürlük yaptığını ifade ederken, “Babamın hizmet süresince bende Konya’da okudum. Benim için Konya’nın ayrı bir önemi ve özelliği var. Müzik yaşantım ilk olarak burada başladı. Bugün bile birkaç ay ara ile Konya’ya gelirim. Kimseye haber vermeden geldiğim Konya’da Mevlana Müzesi’ni ziyaret ederek buranın manevi havasını teneffüs ederim. Burada bulduğum huzuru hiçbir yerde bulamadım. Bunun için Konya’yı ve Konya’nın manevi havasını çok seviyorum” dedi.
ÖĞRETMENİM MÜZİĞE BAĞLADI
Daha sonra Halk Ozanı olan Annesi Şahsenem Bacı’nın etkisiyle ortaokulu ikinci sınıfta bırakarak Ankara Devlet Konservatuarı Korno-Piyano bölümüne iyi bir dereceyle girdiğini ifade eden Bingöl, “Uzun yıllar gittiğim konservatuarı 1979 yılı sonunda bıraktım. 1980-83 yılları arasında bazı ailevi ve özel sebeplerden dolayı müziğe ara verdim. O yıllarda bende bir takım hatalar yaptım. Gençliğin verdiği etki ile gittiğim yolun yanlış olduğunu anlamama yardımcı olan tek insan Konya’da büyük desteklerini gördüğüm Karaman’lı mahalli sanatçı ve müzik öğretmenim İsmail Ünlü oldu. Kendisinin destekleri ile yaptığım tüm hataları terk ettim. Ve yeniden müziğe döndüm. Bugün bir çok hayırlı hizmete imza attıysam, bir çok hayır kurumlarının duasını aldı isem bunda öğretmenim katkısı büyük” diye konuştu.
PARA HER ŞEY DEMEK DEĞİLDİR
Hayatta paradan çok daha değerli varlıkların olduğunu da dile getiren Bingöl, “Sanat hayatımda maddiyatı hiçbir zaman ön plana çıkarmadım. Gittiğimiz konserlerde, programlarda, mümkün olduğu kadar aracı kullanmamaya özen gösterdim. Birilerinin bizim sırtımızdan haksız para kazanmasını önlemek için büyük çaba sarf ettim.. Bir gün bana hayır kurumunda programa çıkmam için teklif geldi. Teklif edilen para 25 milyar idi ve benden sadece yarım saat konser vermem isteniyordu. Buranın bir hayır kuruluşu olduğunu öğrenince oraya ücretsiz gittim ve istedikleri süreden daha çok sahnede kaldım. Bu insanların hayır duası bana o paradan daha değerli geldi. Bunu sanat hayatımda her zaman uyguladım. Çünkü ben atadan böyle gördüm böyle gider” diyerek maddiyata önem vermediğini gösterdi.
SANAT KÖTÜLÜKLERDEN KURTARIR
Sanat ile uğraşan bir kişinin kesinlikle kötü işlerden uzak kaldığını özellikle vurgulayan Yavuz Bingöl, “Hangi dalda olursa olsun sanatın hangisi olursa olsun. Sanat ile uğraşan, sanata önem veren, emek veren kim olursa olsun zararlı çıkmaz. Çünkü sanat bizim geleneklerimizde var. Geleneklerimizde bizlere her zaman doğru yolu göstermiştir. Ben Konya, Erzurum, Kars, Sarıkamış gibi geleneklerine ve kültür değerlerine önem veren Anadolu kentlerinin suyu ve havası ile yoğruldum. Bunun için sanata önem verdim. Bunun için hatalarımdan uzaklaştım. Ve bundan her zaman yarar gördüm. Bugün gençlere de tek öğüdüm bu. Geleneklerimizden, kültürümüzden, bize ait sanatlardan kopmayın. Ahlaki değerlerimize sahip çıkın ve sanat ile uğraşın. Çünkü sanat insanı hatalardan uzaklaştırır” dedi.
YOZLAŞMA İLE HEP MÜCADELE ETTİM
Poptan ve arabesk müzikten dolayı gittikçe yozlaşan ve kirlenen müzik ortamına Anadolu kültürüyle yoğrulmuş türküleriyle çıkan ve türkülere ayrı bir önem verdiğini gösteren Bingöl, “Edebiyatçı bir baba ve ozan bir annenin oğlu olmam bana çok şey kazandırdı. Aldığım eğitim ve aile terbiyem ile bu tür yozlaşmayla yaptığım mücadelede her zaman başarılı çıktım. 1980’den sonra yükselen pop dalgası ile herkesin “sanatçı” olduğu bir dönemde “sözü ve özü kirletene ve bu kültürü taşıyamayanlara, küçülene ve küçültene bin ‘sitemdir’ bu türküler” diyerek alın teri ile işlenmiş müzik tarzı sayesinde Anadolu insanına hep yakın oldum. İzmir Narlıdere İlçesinde bir sokağa ismimin verilmesi ve 2000 yılının sonunda UNESCO tarafından barış elçisi olarak seçilmem bu başarımın bir ödülü oldu” diye konuştu.
DEVLET MİLLETİ İLE BARIŞIK OLMALI
Son günlerde ülkede yaşanan olaylara da değinen Bingöl, devletin milleti ile barışık olması gerektiğini belirtirken, “Böyle zamanlarda gönül insanı olmak gerekir. Bugün ülkemizde yaşanan onlarca sorun var. Ülke insanımız gerçekten zor durumda. İşsizlik artmış, çalışanın maaşı açlık sınırının altında kalmış, insanlar arasında bin bir türlü sorunlar ortaya atılmış, herkes ayrı bir sıkıntı içerisinde iken bir takım gündemler ile oyalanmak doğru değil. Ülkeye hizmet gönül işidir. Vicdan için, huzur için yapılan işler insanı mutlu eder” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda, Hz. Mevlana’nın, ‘Hatasız dost arayan dostsuz kalır’ sözünü hatırlatan Bingöl, “Bizlerde dostlarımızı hataları ile sevmeliyiz. Mutlaka hepimizin hataları olmuştur. Ama asıl erdemlik hatalarını anlayarak hatadan vazgeçmesini bilmek” diyerek söyleşiyi bitirdi.
Geçtiğimiz günlerde Down Sendromlu çocukların düzenlediği etkinliklere katılmak üzere Konya’ya gelen Türk Halk Müziği Sanatçısı Yavuz Bingöl, müzik yaşantısının Konya’da başladığını söyledi. 1964 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Bingöl, 1972-1974 yılları arasında babası Yılmaz Bingöl’ün Meram Orta Okulu’nda Müdürlük yaptığını ifade ederken, “Babamın hizmet süresince bende Konya’da okudum. Benim için Konya’nın ayrı bir önemi ve özelliği var. Müzik yaşantım ilk olarak burada başladı. Bugün bile birkaç ay ara ile Konya’ya gelirim. Kimseye haber vermeden geldiğim Konya’da Mevlana Müzesi’ni ziyaret ederek buranın manevi havasını teneffüs ederim. Burada bulduğum huzuru hiçbir yerde bulamadım. Bunun için Konya’yı ve Konya’nın manevi havasını çok seviyorum” dedi.
ÖĞRETMENİM MÜZİĞE BAĞLADI
Daha sonra Halk Ozanı olan Annesi Şahsenem Bacı’nın etkisiyle ortaokulu ikinci sınıfta bırakarak Ankara Devlet Konservatuarı Korno-Piyano bölümüne iyi bir dereceyle girdiğini ifade eden Bingöl, “Uzun yıllar gittiğim konservatuarı 1979 yılı sonunda bıraktım. 1980-83 yılları arasında bazı ailevi ve özel sebeplerden dolayı müziğe ara verdim. O yıllarda bende bir takım hatalar yaptım. Gençliğin verdiği etki ile gittiğim yolun yanlış olduğunu anlamama yardımcı olan tek insan Konya’da büyük desteklerini gördüğüm Karaman’lı mahalli sanatçı ve müzik öğretmenim İsmail Ünlü oldu. Kendisinin destekleri ile yaptığım tüm hataları terk ettim. Ve yeniden müziğe döndüm. Bugün bir çok hayırlı hizmete imza attıysam, bir çok hayır kurumlarının duasını aldı isem bunda öğretmenim katkısı büyük” diye konuştu.
PARA HER ŞEY DEMEK DEĞİLDİR
Hayatta paradan çok daha değerli varlıkların olduğunu da dile getiren Bingöl, “Sanat hayatımda maddiyatı hiçbir zaman ön plana çıkarmadım. Gittiğimiz konserlerde, programlarda, mümkün olduğu kadar aracı kullanmamaya özen gösterdim. Birilerinin bizim sırtımızdan haksız para kazanmasını önlemek için büyük çaba sarf ettim.. Bir gün bana hayır kurumunda programa çıkmam için teklif geldi. Teklif edilen para 25 milyar idi ve benden sadece yarım saat konser vermem isteniyordu. Buranın bir hayır kuruluşu olduğunu öğrenince oraya ücretsiz gittim ve istedikleri süreden daha çok sahnede kaldım. Bu insanların hayır duası bana o paradan daha değerli geldi. Bunu sanat hayatımda her zaman uyguladım. Çünkü ben atadan böyle gördüm böyle gider” diyerek maddiyata önem vermediğini gösterdi.
SANAT KÖTÜLÜKLERDEN KURTARIR
Sanat ile uğraşan bir kişinin kesinlikle kötü işlerden uzak kaldığını özellikle vurgulayan Yavuz Bingöl, “Hangi dalda olursa olsun sanatın hangisi olursa olsun. Sanat ile uğraşan, sanata önem veren, emek veren kim olursa olsun zararlı çıkmaz. Çünkü sanat bizim geleneklerimizde var. Geleneklerimizde bizlere her zaman doğru yolu göstermiştir. Ben Konya, Erzurum, Kars, Sarıkamış gibi geleneklerine ve kültür değerlerine önem veren Anadolu kentlerinin suyu ve havası ile yoğruldum. Bunun için sanata önem verdim. Bunun için hatalarımdan uzaklaştım. Ve bundan her zaman yarar gördüm. Bugün gençlere de tek öğüdüm bu. Geleneklerimizden, kültürümüzden, bize ait sanatlardan kopmayın. Ahlaki değerlerimize sahip çıkın ve sanat ile uğraşın. Çünkü sanat insanı hatalardan uzaklaştırır” dedi.
YOZLAŞMA İLE HEP MÜCADELE ETTİM
Poptan ve arabesk müzikten dolayı gittikçe yozlaşan ve kirlenen müzik ortamına Anadolu kültürüyle yoğrulmuş türküleriyle çıkan ve türkülere ayrı bir önem verdiğini gösteren Bingöl, “Edebiyatçı bir baba ve ozan bir annenin oğlu olmam bana çok şey kazandırdı. Aldığım eğitim ve aile terbiyem ile bu tür yozlaşmayla yaptığım mücadelede her zaman başarılı çıktım. 1980’den sonra yükselen pop dalgası ile herkesin “sanatçı” olduğu bir dönemde “sözü ve özü kirletene ve bu kültürü taşıyamayanlara, küçülene ve küçültene bin ‘sitemdir’ bu türküler” diyerek alın teri ile işlenmiş müzik tarzı sayesinde Anadolu insanına hep yakın oldum. İzmir Narlıdere İlçesinde bir sokağa ismimin verilmesi ve 2000 yılının sonunda UNESCO tarafından barış elçisi olarak seçilmem bu başarımın bir ödülü oldu” diye konuştu.
DEVLET MİLLETİ İLE BARIŞIK OLMALI
Son günlerde ülkede yaşanan olaylara da değinen Bingöl, devletin milleti ile barışık olması gerektiğini belirtirken, “Böyle zamanlarda gönül insanı olmak gerekir. Bugün ülkemizde yaşanan onlarca sorun var. Ülke insanımız gerçekten zor durumda. İşsizlik artmış, çalışanın maaşı açlık sınırının altında kalmış, insanlar arasında bin bir türlü sorunlar ortaya atılmış, herkes ayrı bir sıkıntı içerisinde iken bir takım gündemler ile oyalanmak doğru değil. Ülkeye hizmet gönül işidir. Vicdan için, huzur için yapılan işler insanı mutlu eder” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda, Hz. Mevlana’nın, ‘Hatasız dost arayan dostsuz kalır’ sözünü hatırlatan Bingöl, “Bizlerde dostlarımızı hataları ile sevmeliyiz. Mutlaka hepimizin hataları olmuştur. Ama asıl erdemlik hatalarını anlayarak hatadan vazgeçmesini bilmek” diyerek söyleşiyi bitirdi.
Merhaba
720 defa okundu...













1.7650
2.3276
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







