Geçen yıl, kolay bir yıl değildi. Ya bu yıl! 2008 yılı Doğu’nun ve AB ve ABD’nin çıkarlarının Heartland diye adlandırılan Hazar Denizi’nin çevresinde yoğunlaşacağı bir yıl olacaktır. Dünden/yarına bakışlarımızı öncelikle Avrupa Birliği ve ABD’ye yöneltmeliyiz.
Fransa ve Hollanda’da yapılan halk oylamalarında Anayasa’nın reddedilmesiyle ciddi bir sarsıntı geçiren AB’de, George W.Bush’un Irak’a Saldırısını köstekleyenler de, destekleyenler de (Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya’da) iktidar koltuğunu terk etmek zorunda kalmışlardır. Birlik önümüzdeki yıllarda, soykırım suçlusu Hırvatistan’ı bünyesine katmak ve Kosova konusu dışında, kendi iç meselelerine kapanmış bulunmaktadır.
Türkiye’nin üyeliği ise, zaten ucu açık bir süreçte iken, Sarkozy’ nin dayatmaları sonucu üyelik sözcüğünün metinden çıkarılmasıyla büsbütün belirsiz bir duruma girmiştir. Önümüzdeki Haziran ayında AB Dönem Başkanlığı Fransa’ya geçiyor. Bu nedenle, ülkemizde AB rüyası görenlerin umutları 2008’de de boşa çıkacaktır.
Karadeniz’e gelince
1990’da parçalanan Doğu Bloku’nun iki ülkesi (Romanya ve Bulgaristan) hem NATO’ya ve hem de AB’ye kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durum Rusya Federasyonu’nu rahatsız etmiştir. Ancak, daha kötüsü; ABD’nin Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya füzesavar sistemleri yerleştirme çabaları ile Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO Paktına alma girişimleri Rusya tarafından kendi güvenliğine yönelik tehditler olarak algılanmaktadır.
Putin, bunlara karşı ilk tepkisini Münih Konferansında ortaya koymuş ve ardından bir dizi eylem planını uygulamaya başlamıştır. Petrolün varil fiyatındaki sürekli artışlar ve de Gazprom’un doğalgaz dağıtımında rakipsiz bir dünya devi olması sayesinde, Rusya refaha kavuşarak IMF cenderesinden kurtulmuş bulunmaktadır. Putin, petrol ve doğalgazı AB-D’ye karşı, stratejik bir silah gibi kullanmaktadır.
Kafkasya’daki gelişmeler
Kafkasya’daki Rusya-Gürcistan gerginliği gittikçe tırmanma eğilimindedir. Rusya Gürcistan’daki askerlerini geriye çekmeyerek, Ermenistan’a kaydırmıştır. Böylece, Azerbaycan’a ve kısmen de Türkiye’ye karşı silahlı bir tavır sergilemektedir.
Gürcistan Ahıskalı kardeşlerimize yurtlarına dönme izni vermiştir. Ne var ki, onların topraklarına Stalin zamanında Ermeniler yerleştirilmiştir. Bu nedenle, Ahıska Türklerinin Ermeni toplumu ile çatışması durumunda Gürcistan’ın istikrarı sarsılacağı gibi, Türkiye’nin hassasiyetleri de artacaktır. Halen, Dağlık Karabağ krizi tırmanarak, devam etmektedir. Ermenistan, Karabağ’dan başka, Azerbaycan topraklarının %20’den fazlasını işgal etmiş ve bir milyondan fazla Azeri mülteci durumuna düşmüştür.
Ve…Ortadoğu
2006 Haziran ayında ABD Silahlı Kuvvetler Dergisinde yayınlanan BOP haritasına karşı Türk halkının tepkileri devam etmektedir. Yine, AB üyesi Güney Kıbrıs Yönetimi tarafından sahneye konulan Doğu Akdeniz’deki petrol oyunlarını da, bu haritaya ilave etmek gerekir…
Suriye’ye yönelik ABD ve İsrail baskısı; Lübnan’daki istikrarsız durum; Filistin’de El-Fetih/Hamas çatışması; Rusya’nın Akdeniz’e Filo gönderme ve bu kapsamda Suriye’den deniz üsleri elde etme çabaları; Irak’ın fiilen üçe bölünmüş olması; Kuzey Irak’taki (de facto) oluşum; İran’ın Ortadoğu’daki hakimiyet yarışı ve de İsrail’in barışçıl olmayan tutumunda ısrar etmesi…
Seçimler
2008 yılı komşularımızda ve dünyada seçim yılı olacaktır. Ocak ayında Gürcistan’da, Şubat ayında Güney Kıbrıs’ta Başkanlık seçimleri yapıldı. Mart ayında İran halkı Meclis seçimi için sandık başına gitti. Dost ve kardeş Pakistan’daki seçim oldukça sancılı geçti.. Rusya sorun yok. Sonbahar’daki ABD Başkanlık seçimi ise, dünyayı yakından ilgilendirmektedir.
Halen ABD Kongresinde çoğunluğu ele geçirmiş bulunan Demokratların adayının, Başkan Bush’ tan boşalacak koltuğa oturması sürpriz olmayacaktır. Fakat, dünyanın kuşkusu, Evangelist/Neo-con George W.Bush takımının giderayak bir çılgınlık yapıp yapmayacağı konusuna odaklanmış bulunmaktadır. Eğer korkulan olur da, ABD İran’a karşı silahlı bir müdahalede bulunursa, dünya barışı ve bölgemiz büyük bir çıkmaza girecektir.
Türkiye’nin gücü
Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) kış mevsimindeki arazi ve iklim şartlarının kara harekatını engellemeleri ve olumsuzlukları aşarak sadece PKK’ya değil, Kuzey Irak’ta böbürlenen aşiret liderlerine, Ortadoğu’ya egemen olmak isteyen güçlere ve de tüm dünyaya dersler verecek bir hava harekatını başarıyla gerçekleştirdi. Bunu karadan da destekleyerek, ateş gücümüzün üstünlüğünü dosta ve düşmana gösterdi. Şimdi önemli olan, TSK kazanımlarının konferans masalarında ve iç politikada yitirilmemesidir.
Ancak Türkiye bir anda türban, kapatılma davası, Ergenekon soruşturmaları ile göz altılarla karşı karşıya bırakıldı. Sizce tesadüf mü? Bence değil!
Günün Sözü: Güçlü olmak istiyorsan, kendini iyi tanı ne yapacağını iyi planla.
502 defa okundu...


NURULLAH AYDIN
MAHMUT TOPTAŞ
AYDOĞAN DEVECİ





1.5120
60.866
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?