Enflasyon arttı artık bir çok kesim önceki yorumlarının tersine analizler yapıyor. ABD’ye endekslenmiş bir düşünce, Türkiye’nin hemen tüm kesimlerini anaforuna almış durumda.
Türkiye gündemi, asıl sorunlar gizlenerek meşgul ediliyor.
Bakın; Emperyalizm veya başka bir değişle küreselleşme önceden kurgulanmış bir üst tasarıma göre inşa edilmiş plandır. Bu palanın üretim, tüketim, kültür, yönetim ve askeri alt başlıkları vardır. Daha düz bir söyleyişle Amerika'nın müttefikleri ile birlikte dünyayı paylaşma planlarının adına küreselleşme denir.
Bu planın içinde yer alanlar, Amerikanın her bakımdan kötüye gittiğini görerek, şimdilerde Amerika batarsa dünya da batar diyorlar. Yani, o zaman bize düşen görev ne? Aman Amerika batmasın diye dua etmek! Hadi canım sende.
Bir zamanlar liberalizm şahlandığında tarihin sonu diyorlardı.
Amerika 1950'lerde Dünya gayri safi hasılasının %50'sini meydana getiriyordu. Şimdiler de ise %13 dür.
Dünya üretim ve pazarı Asya'ya kaydı. Önümüzdeki yüzyıl Asya yüzyılı olacağı şimdiden belli.
Emperyal ekonominin yayın organları tıkanan ekonominin önünü açmak için devletçiliğe dönüş diye başlıklar atıyor. Finansial Times planlı ekonomiden başka çare kalmadı diye makaleler yazıyor. Ekonomist Mao'yu kapak yapıp, Mao'dan yönetim öğrenelim diyor.
Bizim ekonomik batışımız tabi ki Amerika ve finans merkezlerinin batışı ile ilgilidir. Ulusal pazarlarımızın denetimi yabancılara terk edersek, elbette onların krizlerini de bize taşırız.
Eğer bankalarımızı, gümrüklerimizi, sermaye giriş çıkışını kendimiz denetleseydik onların krizinden etkilenmezdik. Veya az etkilenirdik. Bu durumda bazı sıkıntıların olması tabidir.
Olsun, yeter ki Türkiye bunlardan ders çıkarabilsin. Eğer Türkiye bu krizden ders çıkarırsa ki çıkaracaktır. Bu durum siyasetin yeniden yapılanması demektir.
İliğimizi kemiğimizi sömüren sıcak para gittikten sonra zorunlu olarak kendi kaynaklarımıza döneceğiz. Kaynaklarımız sınırlı olduğundan harcamalarımız da elbette sınırlı olacaktır.
Şimdi esas soru şudur. Bu çöküşün bedeli kime ödettirilecek.
Hortumculara ve işbirlikçilere yakın mevcut iktidar bedeli halkın sırtına yıkmaya çalışacaktır.
Bu çöküş yeni siyasi kuvvetler yaratacaktır. Sorun, yeni siyasi yapılanmalar olurken, iktidarı halk düşmanı, sermaye dostu yamyamlara bırakmamaktır.
Dünya pazarlarında ki bu çöküşten en fazla etkilenenler borçlu ülkeler olacaktır. Dünyanı en borçlu ülkesi biz olduğumuz için bizde çok etkileneceğiz.
İşte siyaseti dönüştürüp, yenileştirecek güçte buradan çıkacaktır.
Yeniden planlı ekonomiye dönüşten başka çare kalmamıştır. Kıt kaynakları iyi kullanmak için plana ihtiyaç vardır. Piyasa sorunları kendiliğinden çözseydi bu krizler de zaten gelmezdi.
Çözümler;
1) Gümrüklerimizi derhal kapatmak ve yalnızca yatırım ve ara mallar ithalatına müsaade vermek. Gümrük Birliğinden derhal çıkmak, üretim ekonomisine geçmektir.
2) Borçları on yıl ertelemek ve taksitlere bağlamak, paranın giriş-çıkışına ülke menfaatlerine göre sınırlamalar koymaktır.
3) Komşularımız ile serbest ticaret anlaşmaları yapmaktır.
Bu tedbirleri içeren bir milli direnme ekonomisi ile gelen ve gelecek olan ekonomik (şok) krizlerden az hasar ile çıkabiliriz.
Türkiye'nin önünde duran acil sorun, milli/ulusal bir hükümete sahip olma sorunudur.
Neden ve niçini üzerinde ise duracağız!
Günün Sözü: Sen mutlu ve rahat olabilirsin ancak unutma ki başkalarının umutsuz ve hayal kırıklığı yarın seni de o duruma getirebilir.
1007 defa okundu...


NURULLAH AYDIN
MAHMUT TOPTAŞ
AYDOĞAN DEVECİ





1.5120
60.866
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?