Ankara’nın büroları, otel lobileri, lüks lokantaların kuytu köşeleri toplantı halinde. Kimler yok ki. Bu köşenin yazarını hemen her grup arıyor. Görüşelim, sende katıl, düşüncenizi öğrenmek istiyoruz, diyorlar.
Ancak ben hemen hemen hiç bir toplantıya katılmıyorum, hiçbir görüşmede bulunmuyorum. Neden mi dersiniz?
Geçmişte örneklerini çok yaşadım. Gördüm. Boşa kürek sallama gibi bir şey. Toplantıya katılanları tanıyorum, biliyorum. Bir dönem ülke yönetiminde söz sahibiydiler. Uyarılarımızı dikkate bile almadılar. Her şey benim, diyorlardı. Bizleri göz ardı ediyorlardı.
Şimdi ise; Aman hoca, tamam hata yaptık, şimdi birlik zamanı, diyorlar. Diyorlar da hiç te inandırıcı değiller.
Çoğu da emekli kişiler. Yani yapacak bir şeyleri yok. Öyle yok ki evde eşleri, aman bey çökersin aktif ol bir şeylerle uğraş, diyor. Torunlara bakmak ya da tatil yaparak anıları yazma gibi bir çabaya da girmiyorlar.
Herkesin kabullendiği bir gerçek var. O da artık iki Türkiye olduğu gerçeği.
Müslemleke temsilcileri yani işbirlikçiler ki bunlar dini kimliği ön plana alarak halk nazarında meşruiyet arayışında . Dayanak kitle oyu. Diğer kesim; çağdaş, yerli, aydınlanmacı, gerçekçi bağımsızlıkçı.
Bir de bazı marjinal gruplar var. Onlarda kendi radikal düşünceleri açısından olanları yorumlayıp, görüş ortaya koyuyor.
Asıl bizi, iki ana kütle olan eğilim ilgilendiriyor.
Ankara’nın derinlerindeki konuşmalarda, bir hesaplaşma süreci içinde olduğumuzu hemen herkes kabul ediyor.
1920’lerin bağımsızlıkçı ve işbirlikçi ayrışmasının yeniden canlandığı kanaati var.
*******
Siyasi Partiler, köşe yazarları yanında, emekli yargı mensupları ve bir çok akademisyen siyasi tartışmalar içinde yorumlar yapıyorlar..
Peki ya emekli askerler! Onlardan şimdilik ses seda yok. Suskunluğa büründüler.
Kabul edelim veya etmeyelim. Anayasa Mahkemesinin varlığı demokratik sistem için bir güvencedir...Kabul edersiniz etmezsiniz ama bir gerçek..
******
Demirel diyor ki; Türbana ret çıkmasaydı üniversiteler okunmaz hale gelirdi. Bir hakem lazımdı, mahkeme o görevi üstlendi. 1960'ta Meclis Bizi halk seçti, ne istersek yaparız diyordu. Şimdiki gibi Anayasa Mahkemesi olsaydı, ihtilal olmadan halledilirdi.. Demirel’in bu yorumuna katılmamak mümkün değil. Doğru.
Türkiye bir hukuk devleti. Herkes bunu kabullenmeli. Bu karar olmasıydı üniversitelerde okunmaz hale gelinirdi. Hukuk söylüyor. Herkes kabullenecek. Burada bir hakem lazımdı. Mahkeme bu görevi üstlendi. Medeni tavır, hukukun verdiği bu karara saygı gerektirir. Anayasa Mahkemesi ne o tarafın ne bu tarafın; devletin. Onun dediğine herkes uyacak. Ne kadar ağır olursa olsun zorluklar aşılır. Demokratik sabır istiyor. Yalnız meşru zeminde kalmak şartıyla.
Türkiye kamuoyu 20 yıldır türban konusuyla meşgul ediliyor. Bu, çeşitli kaygılara sebep oluyordu. Kadınlarımızın kızlarımızın yüzde 60’ı başını bağlıyor. Buradaki olay. Baş bağlama hadisesinin siyasallaştırılmasıdır. İnancı gereği türban takana kimsenin bir diyeceği yok. Ama okullarda, devlet dairelerinde eğer kadınlar inançları gereği türban kullanırlarsa - ama kullanmayanlar da var - bu, başını bağlayanla bağlamayan arasında çatışma yaratıyor. Bölünme buradan çıkıyor. Çok kısa zamanda türban takanlar başını bağlamayanlara dinsiz gibi bakıyor. Onlar öbürlerine yobaz gibi bakıyor. Toplumumuzu yobaz ve dinsiz gibi iki kampa bölmek gibi tehlikelisi yoktur.
Şimdi birden başını bağlayıp açanlar çıkıyor. Bakın eski İstanbul Belediye Baklanı Müfit Gürtuna’nın eşine. Başı örtülü iken şimdi açtı. Hem öyle açtı ki verdiği pozlarla laik basının sayfalarında mankenler gibi poz veriyor.. Başka bir TV kanalının başı örtülü spikeri de açmış. Neden, bunun arkasında siyaset var.
Mahkeme tarihi bir karar verdi. Dedi ki, “Özgürlüklerin kullanılarak ayrımcılık yapılmasına izin vermiyorum. Siz ayrımcılık yapma konusunda özgür değilsiniz.”
Frenleme mekanizması: Anayasa Mahkemesi Meclis’in 411 oyla kabul ettiği bir düzenlemeyi iptal etti. Burada çok büyük bir hukuk konusu var. Anayasa Mahkemesi zaten TBMM’nin Anayasa’ya aykırı yasama faaliyetlerini frenlemesi için kurulmuş. Şimdi bunu yapıyor. Geçmişte de Türkiye, böyle tartışmaları yaşadı. Anayasa Mahkemesi Meclis’in üstüne çıktı, çıkmadı tartışmaları oldu. Şimdi Anayasa Mahkemesi Türkiye’yi rahatlattı. Bu olayda Türkiye uzlaşamıyordu. Meclis bir taraf olmasına rağmen, halk ikiye bölünmüştü. Devlet kurumları buna karşıydı. Anayasa Mahkemesi kararı meseleyi tümüyle bitirmiştir. Türkiye düne nazaran çok daha iyi çok daha sakin.
Siyasetçi oyunu kuralına göre oynayacak. Devletin yetkili mercileri karara bağladı, diyecek. Bu mesele bitmiştir, diye kabul edecek. Bundan sonra Türkiye’yi rahatsız etmeyelim, çağrısında bulunacak. Kızlarımız başlarımızı açarak üniversiteye gitsin diyecek. Çünkü başka hakemimiz yok. Bu nihai karar. “Efendim, referandum” diyorlar. Anayasa Mahkemesi kararlarını referanduma götürürseniz bunun sonu iyi olmaz. O, Isparta ve Atina demokrasisine gider. Her aklımıza geleni referanduma götüremeyiz. Isparta demokrasisi bunun için yıkıldı. Halk yanlış yapar diye değil, halkı kafi derecede irşat edemezsiniz.
Düşünmek gerekir.
Günün Sözü: Her gün bir bilmecedir, çözülmeyi bekler. Sende bu çözümde yer alabilirsen konuş yoksa izle.
582 defa okundu...


NURULLAH AYDIN
MAHMUT TOPTAŞ
AYDOĞAN DEVECİ





1.5120
60.866
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?