Hani bugünlerde meclisin üzerinde güç yok. Millet iradesi esastır diye nutuk atanlar var ya! İşte onların anlamadığı ya da anlamak istemediği olaylar yaşanıyor. Nedir bu? Yasama organının kanun çıkarma yetkisi mutlak mı? Hukuk devleti, yargı’nın varlığı ve denetimi gerekli mi gereksiz mi? Cumhurbaşkanı yargılanabilir mi yargılanamaz mı?
Kapatma davası üzerine AKP bir savunma hazırlıyor. Savunma da demiyor ya ne diyor cevap. Olur mu demeyin oluyor. Her şeyi tersyüz etmekte üzerlerine yok. Bakın biz yine savunma diyelim. Ve ne diyorlar?
Kendilerini savunma yerine hakaretlere varan sözcükler kullanmışlar. Siyasi paranoya, hayal ürünü, bilgisizlik, siyasi, çaresiz, ilkel, çağdışı gibi sözcüklerle Yargıtay başsavcısının iddianamesini güya çürütmeye çalışmışlar.
Sevgili okuyucularım inanın eski bir savcı-hakim olarak şimdi ise üniversitede ceza hukuku derslerini yıllardır veren ve bu konuda da ders kitabı yazan biri olarak böyle bir şeye ilk defa tanık oluyorum. Hakaretlerle dolu savunma yapanların hukuk dilindeki yeri ismi bellidir. Ama bir siyasi partinin böylesine kullanması gerçekten ilginç.
Bakın; dünkü yazımızda Hükümetin Meclis’i hızlı çalıştırma gayreti sonucu, Odalar ve Borsalar Yasası’nda genel sekreter seçilemeyecek suçların, "seçilebilecekler" arasında sayılmasına yol açan hataya bir yenisinin eklendiğinden bahsetmiştim.. Bugün bir kez daha konu üzerinde duracağım.
Demiştik ki; AKP hükümetinin hızlı yasama telaşı nedeniyle yapılan vahim hatalara bir yenisi eklendi. Odalar ve Borsalar Yasası’nda genel sekreter seçilmeye engel suçların "seçilebilecekler" arasında sayılmasının ardından, bu kez de Çankaya Köşkü’ne onay için yanlış yasa metni gönderildiği ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yanlış metni onayladı, Resmi Gazete’de yanlış metin yayınlandı. Hata bir hafta sonra fark edilip, düzeltmeye çalışılınca ortaya çıktı. Muhalefet ise üst üste yaşanan bu duruma sert tepki göstererek, iktidarı laçkalıkla suçladı.
Gül, bekletmeden onaylayamaya devam ediyor.
TBMM Genel Kurulu, devletin vergi borcu ve alacaklarına ilişkin bazı düzenlemeler içeren Amme Alacakları Yasasını 4 Haziran’da kabul etti. Yasa, Çankaya Köşkü’ne onay için gönderilirken, Genel Kurul’da kabul edilen değil, yanlış cetvel yollandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yasayı bekletmeden 6 Haziran’da onayladı.
Köşk’e gönderilen yasanın en sonunda yeralan cetvelde, arabaların silindir hacimleriyle, uygulanacak vergi miktarları bir çok yerde yanlış yazıldı. Hata bununla da kalmadı, ÖTV’den muaf tutulacak, Postlar, kürkler ve taklit kürkler sıralanırken de sığır postları unutuldu. Yasa resmi gazetede yayınlanınca, yapılan hata fark edildi. TBMM Genel Sekreterliği, 13 Haziran’da Resmi Gazeteye ilan vererek, yanlış cetvelleri düzeltti.
Yaparız-yapamazsınız tartışması yaşanıyor.
TBMM bürokratları, Çankaya Köşkü’ne Genel Kurul’da kabul edilen metin yerine, yanlış metin gönderildiğini kabul ettiler. Meclis’te doğru metnin kabul edildiğini için yasa değişikliğine gerek olmadığını iddia eden yetkililer, benzer hataların daha öncedeki yıllarda da aynı yolla düzeltildiğini söylediler.
Laçkalıkta sınır tanımıyorlar.
Ancak bu durum muhalefetin sert tepkisine neden oldu. TBMM Adalet Komisyonu Üyesi CHP’li İsa Gök, "Bu bir laçkalıktır. Bırakın düzeltmeyi, virgülün yerini bile değiştiremezler. Meclis’ten çıkan metin farklıdır, Köşkün onayladığı farklıdır. Meclis oyuncak edildi. Bu kadar absürt ve komik duruma düşürüldü" dedi. Gök, yıllarca hukuk fakültelerinde "yasada bir virgülün yerinin önemi" üzerine ders aldıklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı’nın onayladığı, Meclis’te kabul edilen metin değildir. Dolayısıyla yasa onaylanmamış ve yürürlüğe girmemiş sayılır. Düzenleme yeniden Meclis’e getirilmeli ve yasa değişikliği ile hata düzeltilmelidir" diye konuştu.
Atama kararnamesinde maddi hata yapıldı.
Hiç bir dönemde görülmediği ölçüde, TBMM’de yasaların yanlış yasalaştığı, bu yanlışlar düzeltilmeden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanıp, Resmi Gazete’de de yayımlarak yürürlüğe girdiği skandallarına dün bir yenisi daha eklendi. Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ait bir atamanın, yürütme yetkisi bir başka bakanlık olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na verildi.
Özensizlik hakim
Altında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün imza ve onaylarının bulunduğu üçlü kararname, İş Teftiş Kurulu Başkanlığına Alaaddin Coşkun’u atayan kararnamenin 2. maddesinde, Bu kararı Tarım ve Köyişleri Bakanı yürütür. 13.6.2008" denildi. Oysa, atama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ait bir atama idi. "Maddi hata" niteliğindeki bu yanlışın, ilgili Bakanlık, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı aşamalarında farkedilip düzeltilmeyişi, bir özensizlik olarak niteleniyor.
Redaksiyon yetkisi ile yasa yapıyorlar.
TBMM’de AKP iktidarı döneminde yasama anlayışındaki farklılıklar, son 5 yılın en çok tartışılan konusunu oluşturdu. Komisyonlarda sadece yasalardaki imla hatalarını düzeltmek için alınan redaksiyon yetkisi ile yeni madde yazıldığı belirlendi. Hakimler ve Savcılar Yasası ile Odalar ve Borsalar Birliği Yasalarında da komisyonun aldığı redaksiyon yetkisi ile komisyon üyelerinin haberi bile olmadan yasalara yeni maddeler eklediği saptandı. Muhalefetin sık sık eleştirdiği bu durum, AKP tarafından pek dikkate alınmadı. Komisyonlarda ayrıca, yanlış önerge verilmesi, görüşme usullerine uyulmaması, yanlış oylama yapılması gibi olaylar da sık sık tartışma yarattı. Bu dönemde başvurulan bir başka yöntem ise görüşülmesi zaman alacak tasarıların, kısa yoldan Meclis’e göndermek oldu.
Görüyorsunuz değil mi, meclis denilen yeri, çıkardığı kanunları! Böylesine bir meclis böylesine bir iktidar böylesine bir bakanlar böylesine bir cumhurbaşkanı. Görün. Görün ama ibretle de düşünün. Biz kimleri seçtik hangi özelliklere sahipler diye! Ve bunların iktidarı ile bu ülkenin gittiği yeri anlayın artık.
Günün Sözü: Deli ile dahi arasında pek fark yoktur. Biri kontrolü kaybetmiştir diğeri ise tembelliği.
1018 defa okundu...








1.7615
2.3015
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







