Anayasa değişikliği girişimine karşın toplumu anlamsız gerginliğe iten tavır ve söylemlerin büyük bir üzüntü ile karşılandığı belirtilen açıklamada, hukukun temelde insan hak ve özgürlüklerini ele aldığı ve koruduğunun unutulmaması çağrısında bulunuldu. Açıklamada, toplumun bir kesimini diğer kesimine düşman edici, toplumu oluşturan unsurları ayrıştırıcı ve parçalanmaya sebebiyet verebilecek yaklaşımların şiddet üretmekten başka bir faydasının olmayacağı belirtildi.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Hukuk, kendini bu ülkenin asli unsuru, diğer kesimini ise her türlü hak ve özgürlükten yoksun bırakmayı amaç edinen, belli bir zümre ya da sınıfa imtiyaz tanıyan düşünce sahiplerinin veya belli bir kast kesiminin elinde silah değildir. Bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin şahsına sıkı sıkıya bağlı, devredilemez ve vazgeçilemez haklarına müdahale boyutuna ulaşmış anlamsız yasakların kaldırılması çağdaş medeniyet anlayışının gereğidir. Kanun koyucunun iradesine ipotek koyan ve toplumumuzun mağduriyetini görmezlikten gelen açılım ve beyanların kastı aşar şekilde ifadesi, gerginlikleri artırmaya matuf girişimlerdir. Toplumda oluşabilecek gerginlik ve huzursuzluktan; sadece belli çıkar gruplarının menfaatleneceği bunun yanında toplumun büyük bir kesiminin hüsrana uğrayacağı göz ardı edilmemelidir. Hukuk yorumlanırken ideolojik yaklaşım ve tutumlar sergilemekten kaçınılmalıdır. Hukukun yasakları hedefleyen değil, kamu huzuru ve barışını sağlayan bir araç olduğu unutulmamalıdır. Karşısındakini düşman gibi görmenin, hele türban örneğinde olduğu gibi ona cüzamlı muamelesi yapmanın, toplumsal huzur ve barış açısından sakıncaları, Türkiye’nin yakın siyasal tarihine bakıldığında görülecektir.”
Bölünme ve kaosa yol açabilecek tehlikeli tutum ve davranışlardan azami ölçüde kaçınılması gerektiği vurgulanan açıklamada, aceleyle yapılan tepkisel, hakir bakış açısıyla şekillenen yasakçı beyanatlardan kaçınılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Keza yargı mensupları da ifade ve beyanlarını özenle seçmelidir. İhsası reyden kaçınmalıdır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi gözetilmeli, yasamaya müdahale gibi algılanabilecek eleştiri sınırlarını aşan beyan ve üslup yanlışlığına düşülmemelidir” denildi. Denge Hukukçular Derneğinin, Barolar Birliğinin yasağın devamı yönündeki görüşlerine katılmadığı, özgürlükten yana tavır koyduğu vurgulanan açıklamada, hukukçuluk sıfatının da bunu gerektirdiği ifade edildi. Açıklama şöyle tamamlandı: “Israrla kamplaşma ortamına çekilmek istenen toplumumuz, sağduyusunu ve özverisini bugüne kadar kaybetmemiştir. Ve bundan sonra da aynı sağduyu ve özveriye katkı sağlamanın bireysel ve kurumsal olarak hepimizin üstünde bir görev olduğu inancını taşımaktayız. Tarih yasakçı zihniyeti her daim sorgulamış ve sorgulayacaktır. Gelecek nesillerimize anlamsız yasaklar değil, daha özgür ve daha huzurlu bir dünya bırakma yolunda çaba sarf etmeyi bir görev telakki ediyoruz.”
Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “Hukuk, kendini bu ülkenin asli unsuru, diğer kesimini ise her türlü hak ve özgürlükten yoksun bırakmayı amaç edinen, belli bir zümre ya da sınıfa imtiyaz tanıyan düşünce sahiplerinin veya belli bir kast kesiminin elinde silah değildir. Bu ülkeye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin şahsına sıkı sıkıya bağlı, devredilemez ve vazgeçilemez haklarına müdahale boyutuna ulaşmış anlamsız yasakların kaldırılması çağdaş medeniyet anlayışının gereğidir. Kanun koyucunun iradesine ipotek koyan ve toplumumuzun mağduriyetini görmezlikten gelen açılım ve beyanların kastı aşar şekilde ifadesi, gerginlikleri artırmaya matuf girişimlerdir. Toplumda oluşabilecek gerginlik ve huzursuzluktan; sadece belli çıkar gruplarının menfaatleneceği bunun yanında toplumun büyük bir kesiminin hüsrana uğrayacağı göz ardı edilmemelidir. Hukuk yorumlanırken ideolojik yaklaşım ve tutumlar sergilemekten kaçınılmalıdır. Hukukun yasakları hedefleyen değil, kamu huzuru ve barışını sağlayan bir araç olduğu unutulmamalıdır. Karşısındakini düşman gibi görmenin, hele türban örneğinde olduğu gibi ona cüzamlı muamelesi yapmanın, toplumsal huzur ve barış açısından sakıncaları, Türkiye’nin yakın siyasal tarihine bakıldığında görülecektir.”
Bölünme ve kaosa yol açabilecek tehlikeli tutum ve davranışlardan azami ölçüde kaçınılması gerektiği vurgulanan açıklamada, aceleyle yapılan tepkisel, hakir bakış açısıyla şekillenen yasakçı beyanatlardan kaçınılması çağrısı yapıldı. Açıklamada, “Keza yargı mensupları da ifade ve beyanlarını özenle seçmelidir. İhsası reyden kaçınmalıdır. Kuvvetler ayrılığı ilkesi gözetilmeli, yasamaya müdahale gibi algılanabilecek eleştiri sınırlarını aşan beyan ve üslup yanlışlığına düşülmemelidir” denildi. Denge Hukukçular Derneğinin, Barolar Birliğinin yasağın devamı yönündeki görüşlerine katılmadığı, özgürlükten yana tavır koyduğu vurgulanan açıklamada, hukukçuluk sıfatının da bunu gerektirdiği ifade edildi. Açıklama şöyle tamamlandı: “Israrla kamplaşma ortamına çekilmek istenen toplumumuz, sağduyusunu ve özverisini bugüne kadar kaybetmemiştir. Ve bundan sonra da aynı sağduyu ve özveriye katkı sağlamanın bireysel ve kurumsal olarak hepimizin üstünde bir görev olduğu inancını taşımaktayız. Tarih yasakçı zihniyeti her daim sorgulamış ve sorgulayacaktır. Gelecek nesillerimize anlamsız yasaklar değil, daha özgür ve daha huzurlu bir dünya bırakma yolunda çaba sarf etmeyi bir görev telakki ediyoruz.”
Merhaba
989 defa okundu...







NURULLAH AYDIN
MAHMUT TOPTAŞ
AYDOĞAN DEVECİ





1.5150
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?