Müslümanların zulüm görmeden, sömürülmeden, müslümanca yaşayabilecekleri bir sistem kurmak için İslam davasına vakfedilmiş bir ömür.
İnsanların insan gibi yaşayabilmeleri için ırkçı emperyalizme, küfrün kalbine, Siyonizme karşı onurluca, yılmadan, usanmadan mücadele içerisinde geçen çile dolu bir hayat.
Azmin, kararlılığın cesaretin adıdır Erbakan.
Suikastlerin, hapislerin, iftiraların, engellemelerin durduramadığı adamdır Erbakan.
Anlaşılması zor olsa da hep bu davanın zafere ermesi için soğukkanlılığını koruyan, sakin iken cesaretinden ve kararlılığından ödün vermeyen liderdir Erbakan.
Ulu bir çınar duruşuyla Mücahide güven, düşmana korkudur Erbakan.
Evet, son bir asırdır başsız kalması yüzünden her türlü zulme maruz kalan İslam Alemini tek çatı altında toplamaya çalışan, bu uğurda hayatını feda etmiş, tüm sıkıntılara göğüs germiş Erbakan bugün hapse mahkum edilmiş durumdadır.
Elbette ki Siyonizme karşı verilen mücadelede hapisler, iftiralar, suikastler, şehadetler normaldir. Bu, hak davanın olmazsa olmazlarıdır. Bütün bir dünya yönetimine adalet, huzur, barış ve refah getirmeye çalışan, bu davanın mensuplarına bunların gelmesi kaçınılmazdır. Çünkü biz, Hak-Batıl mücadelesinin içindeyiz ve biz dünyaya Adil Düzeni getirmeye çalışırken, doğaldır ki zulüm ve sömürü üzerine hakimiyetlerini kurmuş olanlar hiçbir zaman dünyada kendi ayrıcalıklarını, tahakkümlerini ve menfaatlerini yıkacak bir Adil Düzenin gelmesini istemezler. Bunun içindir ki bu davayı ve liderine milyonda bir oy bile çıksa kendi haline bırakmazlar.
İdrak edilmesi gereken gerçek, Hak-Batıl mücadelesinde Siyonizm büyük bir savaş vermektedir. Görünen ve görünmeyen bütün imkanlarını kullanmakta, olanca gücüyle saldırmaktadır.
Buna karşın, dünyalık işlere kendilerini kaptırmış Müslümanlar, değişen savaş yöntemlerini fark edememekte, gerçek bir savaşın hali hazırda devam ettiğinin farkına dahi varamamaktadır.
İşte böyle bir ortamda İslam davasının lideri hapse atılmakta ama kimse kılını dahi kıpırdatmamaktadır. Büyülenmiş insanların yanı sıra yarı büyülenmiş insanlar dahi hiçbir şey yapmamaktadır. Binlerce kilometre öteden gelen İslami Hareketin önde gelen isimleri ve fikir adamları “Bu mahkumiyet kabul edilemez, İslam Alemi bunu kaldıramaz” diyerek tepkilerini dile getirirken Türkiye’deki bu davaya gönül vermiş insanlar sanki üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi, film izler gibi mahkumiyet kararını izlemektedirler.
Nedir bu suskunluk ey İman edenler!
Bu sinmişliğin, bu tepkisizliği dile getirmemenin bu kabuğa çekilmişliğin, pasifliğin sebebi nedir?
Böyle mi bildirmiştiniz bağlılığınızı, parmaklarınız havada!
Böyle mi söz verdiniz bütün gücünüzle çalışacağınıza!
Hatırlayın verdiğiniz sözleri Müslümanlar!
Dünyada Adil bir Düzen kurmaya, yaşanabilir ve büyük Türkiye’yi kurmaya yeni bir dünya kurmaya söz verdiniz.
Şimdi ise size bunları öğreten ve uygulanması için yol gösterip çalışan, size şuurlu Müslüman olmayı öğreten lideriniz hapis!
Sadakatiniz liderinize bu kadar mı! Liderinize sadakatiniz bu kadarken davanıza sadık olduğunuzu mu sanıyorsunuz!
Oysa ( Bir davanın lideri olarak baktığımızda) böyle değildi sahabeler, Uhud gününde Hz. Peygambere. Etten duvar örüp can siperane savunmuşlardı davanın liderini, ölümüne.”Bir el kadar” dahi ayrılmış değildi bağlılıklarından, sonlarının hüsran olduklarını bildiklerinden.
Neden bu suskunluk!
Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı gözaltına alındığında böyle mi davrandı sevenleri? Sabahlara kadar gazete bahçesinde salıverilmesi için bekleyip, yazılarla, dilekçelerle protesto etmediler mi gözaltını?
Bu sebeple Cumhurbaşkanı Emniyeti telefonla arayıp “Aman ha, 84 yaşındaki insana gösterilmesi gereken nezaketi gösterin” demedi mi?
Bu kadar mı değeri yok sizin için Hocanın!
Bu kadar mı sahipsiz!
Hayatını İslam davası için harcamış insan hapisteyken nedir sizi engelleyen, demokratik tepkilerinizi dile getirmekten!
Hayatında bir kez olsun şahsı için teşkilatını ve otoritesini kullanmamış bir liderin size “demokratik tepkilerinizi dile getirin” emrini vermesini mi bekliyorsunuz!
Beyhude bekleyişleri bırakın, davanın lideri sizin hassas noktanızdır. Hassas noktanıza dokunduğunda refleks göstermek için emir mi bekliyorsunuz!
Nedir sizi buna iten sebep, yoksa sizin için Erbakan’ın değeri bitti mi? Hassas nokta olmaktan mı çıktı! Artık sizde mücadele verdiğiniz Siyonizmin oyununa kapılıp “zaten yaşlandı, otursun evinde” mi diyorsunuz! Sizde mi büyülendiniz!
Sadakatiniz kadar şeref bulursunuz! Hiçbir tepki göstermeyecek kadar mı şerefiniz kaldı!
Veya tembelliğinizden dolayı mı susuyorsunuz. Nefsinize hoş mu geliyor tepki göstermemek! Yoksa sizde mi dünyacı oldunuz!
Demokratik tepkilerinizi dile getirmeyi, “bizden böyle bir şey istenmedi” diyerek ahirette, lideri hapse atılırken susma vebalini başkalarına yükleyeceğinizi mi sanıyorsunuz!
Hiç mi feraset ehli yok!
90 Sene önce bu ülke işgal edildiğinde böyle mi yaptı atalarınız!
Halbuki Mondros Mütarekesine göre “Ordular terhis edilecek, silahlar teslim edilecek, işgal güçlerine direnç gösterilmeyecek” hükümleri varken, bu din, bu vatanın bölünmezliği hassas nokta olduğundan 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir ordusunu terhis etmedi. Fahrettin Paşa, Medine’yi savunmaktan vazgeçmedi son takatine kadar. Hasan Tahsin, Sütçü İmam vs. savunması gereken değerleri için kimseden emir beklemedi, savunmak için.
Çünkü onların hassas noktaları vardı ve bunları savunmayı emir gelmesine bağlamıyorlardı.
Siz, siz Ey Müslümanlar!
Hocanızın mahkumiyet kararı için demokratik tepkilerinizi dile getirmekten dahi acizsiniz!
Sizin evinize gecenin yarısında düşman askeri girip ailenize saldırsa, bir şey yapmak için başkalarının size bir şey demesini bekleyecek hale geldiniz. Halbuki atalarınız böyle yapmış değillerdi.
Beyler! Kendinize gelin. Siz böyle davranmaya devam ederseniz ahirette bunun hesabını veremezsiniz!
Cumhurbaşkanının Hocamızın hapsini kaldırma yetkisi vardır. www.cankaya.gov.tr adresine Cumhurbaşkanımızın bu yetkisini kullanması için mail atabilir veya Cumhurbaşkanımıza mektup gönderebilirsiniz.
Hocamıza destek mektupları yazabilirsiniz. (Saadet Partisi Genel Merkezi veya Altınoluk’taki adresine mektuplarınızı postalayabilirsiniz.)
Hocamızın bu ülkeye yaptığı hizmetleri anlatan makale yazıp bunları basın yayın organlarına gönderebilirsiniz.
Bu mahkumiyetin haksız olduğunu anlatan makale, kitap, kitapçık ve internet siteleri hazırlayabilirsiniz.
Cumhurbaşkanına ulaştırılmak üzere 10 Milyon İmza Kampanyası başlatıp, bundan sanal ortamda da faydalanabilirsiniz.
Bu haksız mahkumiyeti daha fazla insana duyurmak için kısa SMS’ler yoluyla cep telefonunuzdan mesajlar çekebilirsiniz.
Hocamıza malımızla, canımızla arkasında olduğumuzu göstermek adına bu uğurda mallarınızı feda edebilirsiniz.
Her ne niyet için okunursa o sebebin hasıl olmasına vesile olan Yasin Suresi okunup gözyaşlarıyla bu mahkumiyetin kalkması için seher vakti gözyaşlarıyla dua edebilirsiniz.
1450 defa okundu...













1.7650
2.3276
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







