Küresel ısınmanın etkileri ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırma ve incelemelerde bulunmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Meclis Araştırma Komisyonu ilk ziyaretini kuraklıktan en çok etkilenen il olması nedeniyle Konya’ya yaptı. Komisyonun ziyareti dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi.
KOMİSYON İLK GEZİSİNİ KONYA’YA YAPTI
Küresel ısınma nedeniyle iyice artan Konya’daki kuraklık sorununun masaya yatırıldığı toplantıda sorunlar ve çözüm yolları konuşuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Mustafa Öztürk, iki aydır çalışmalarını sürdüren komisyonlarının ilk ziyareti Konya’ya gerçekleştirdiğini söyledi. Öztürk, küresel ısınma nedeniyle iyice kısıtlı hale gelen su kaynaklarının iyi yönetilebilmesi için çıktıkları yolda ilk adımı Konya’dan başlattıklarını belirterek, “Burada yaptığımız inceleme ve çalışmalardan elde ettiğimiz bilgiler ışığında mecliste gerek yasal gerekse uygulamada değişiklik ve düzenlemelerin yapılması için çalışmalar gerçekleştireceğiz. Sadece tarımsal sulamada değil konut ve sanayide de suyun iyi yönetilmesi gerekir” diye konuştu.
VALİ AYDIN: HER KAYNAK TÜKENİR ÖNEMLİ OLAN İYİ KULLANMAK
Vali Osman Aydın konuşmasında, küresel ısınma nedeniyle oluşan kuraklıktan en çok Konya’nın olumsuz etkilendiğine dikkat çekti. Son 20 yıl içinde Konya’daki yer altı su seviyesinin 22 metre daha derine gittiğinin altını çizen Aydın, “Hiçbir kaynak tükenmez değil. Ne kadar su kaynağımız olursa olsun onu iyi kullanmadıktan sonra tükenecektir. Hem mevcut kaynakların korunması konusunda hem de kaynakların azalmasını engellemek konusunda önlemler almalıyız” diye konuştu.
Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ise konuşmasında toplantının Konya ve ülke için büyük önem taşıdığını belirterek, tasarruf politikalarının son yıllarda artan kuraklık nedeniyle hayata geçirilir hale geldiğini açıkladı. Konya’da tasarruf konusunda önemli çalışmaların yapıldığını geçtiğimiz sene yüzde 10 oranında tasarrufun sağlandığını dile getiren Akyürek, artan nüfus ve abone sayısına rağmen su kullanımının azalmasının önemli olduğunu kaydetti.
KURAKLIK NEDENİYLE 750 MİLYON YTL’LİK ÜRÜN KAYBI YAŞANDI
Protokol konuşmalarının ardından DSİ 4. Bölge Müdürü Hacı Haksal, görevi bölgesi dahilindeki Konya, Aksaray, Karaman ve Nevşehir’in kuraklık ve su sorunu ile ilgili sunumda bulundu.
Haksal, son yıllarda Türkiye ve dünyayı etkisi altına alan küresel ısınma sorunundan Konya’nın da ciddi seviyede olumsuz etkilendiğine dikkat çekerek, “2007 yılında bölgemizde etkili olan küresel ısınmaya bağlı kuraklık sorunu ciddi seviyede ürün kaybına neden oldu. Bunun toplam değeri 750 milyon YTL. Kuraklık nedeniyle 2007 yılında 48 bin 547 hektar alanda ekmeklik buğday, 3 bin 714 hektar alanda makarnalık buğday, 28 bin 881 hektar alanda arpa, 705 hektar alanda çavdar, 450 hektar alanda yulaf, bin 520 hektar alanda fiğ, 93 hektar alanda çerezlik ayçiçeği hasat edilememiştir. Kuraklığın etkisiyle makarnalık buğdayda 74 kilogram/dekar, ekmeklik buğdayda 113 kilogram/dekar, arpada 115 kilogram/dekar, ayçiçeğinde 194 kilogram/dekar, fiğde (dane) 29 kilogram/dekar verim kaybı olmuştur” dedi.
125 BİN ÇİFTÇİNİN 75 BİNİ KURAKLIKTAN ZARAR GÖRDÜ
Haksal, 2007 yılı içinde çiftçi kayıt sisteminde bulunan 125 bin 566 çiftçinin 75 binin kuraklık afetinden zarar gördüğünü beyan ederek mağduriyetlerinin giderilmesi için Tarım İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğunu açıkladı. Bu şekilde toplam 51 milyon 378 bin 408 YTL’nin tahakkuk ettirildiğinin altını çizen Haksal, hasat edilmeyen ürün kaybından doğan zararın 624 milyon 430 bin YTL toplam ekonomik kaybın ise 749 milyon 258 bin YTL olduğuna dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl Tuz Gölü havzasında yer alan ilçelerde yoğun kuraklığın Toroslar ve Sultan Dağları civarında yer alan ilçelerde ise yıllar ortalamasında yağışın kaydedildiğini belirten Haksal, özellikle kuru alanlara ekilen ekmeklik buğday çeşitlerinin yoğun olarak kuraklıktan etkilendiğinin görüldüğünü söyledi.
BÖLGEDEKİ KUYULARIN ENVANTER ÇALIŞMASI SÜRÜYOR
Konya’da ruhsat verilen kuyuların yanında izinsiz açılan kuyuların da mevcut olduğunun altını çizen Haksal, “Bölgemizdeki yer altı suyu kullanımını tespit etmek ve alınması gerekli tedbirleri belirlemek amacıyla Konya Kapalı Havzası bakanlığımız tarafından pilot bölge ilan edildi. Yeraltı suyu kuyuları tespit çalışmaları; Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler, KOSKİ, MEDAŞ kurumları ile muhtarlıkların yardım ve destekleriyle yürütülmektedir.
Bugüne kadar Bölgemizin alansal olarak yüzde 65’lik kısmında çalışma yapılmış ve 48 bin 900 adet kuyu tespit edilmiştir” dedi.
BEYŞEHİR GÖLÜNDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Son yıllarda kuruma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Beyşehir Gölü ile ilgili de tespitlerde bulunan DSİ Bölge Müdürü Haksal, ülkenin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde yaklaşık 100 yıldır günlük olarak regülatörden su çekildiğini açıkladı. Ülkede bu kadar uzun süreli ve sağlıklı rasat yapılan bir tesisin mevcut olmadığını belirten Haksal, 11 Ocak itibarıyla göldeki su kotunun 1121.80 metre olduğunu kaydetti.
Haksal, gölde hızla artan kirliliğin önlenmesi için şu uyarılarda bulundu: “Beyşehir Gölünde muhtemel kirlenmenin önlenmesi amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınmasında fayda görülmektedir. Göl çevresinde kirletici unsur taşıyan yapılaşmaya ve faaliyetlere izin verilmemesi, yağış alanı içerisinde kalan yerleşim birimlerine ait kanalizasyon atıklarının göle intikalinin önlenmesi, göl çevresinde yapılan tarımsal faaliyetler kapsamında organik tarıma önem verilmesi, Göldeki balık popülasyonunun gölün doğal yapısına uygun hale getirilmesi gerekiyor.”
Ülke genelinde olduğu gibi Konya’da da son yıllarda yaşanan kuraklık ve kontrol dışı su kullanımı ile hızlı nüfus artışının kentleşme ve sanayileşmeyi beraberinde getirdiğinin altını çizen Haksal, atık su miktarındaki artışın mevcut su kaynaklarını önemli ölçüde tehdit ettiğini söyledi.
SU İYİ İDARE EDİLİRSE HAYAT, BEREKET VE REFAHTIR
Haksal, suyun iyi idare edilirse hayat, bereket ve refah olduğunu idare edilmezse kıtlık, sıkıntı ve felaket olacağını açıkladı. Canlıların temel gereksinimi olan suyun içme ve kullanma gibi bireysel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra; tarım, sanayi, turizm, ulaşım gibi birçok sektörde de hayati önem taşıdığının altını çizen Haksal, “Birçok ülkenin ulusal programında su yer alır. İklim değişikliği nedeniyle kuraklığın artması yağış miktarı ve seyrinin değişmesi ile günümüzde suyun ekonomik, sosyal ve çevresel bir değer olarak kabul edilmesi kayıpların önlenmesi için uygun sulama tekniklerinin tatbiki, toprak ve su kaynaklarının beraberce etkin ve uyumlu değerlendirilmesi bir zorunluluk halini almıştır” değerlendirmesinde bulundu.
KONYA TESPİTLERİ
* Konya ve bölgesindeki çiftçilerin Türkiye geneline göre su konusunda daha bilinçli ve deneyimlidir
* Çiftçilerin arz ve talep dengesine bağlı olarak ürün dengesindeki çeşitliliğe süratle uyum sağlanabilir.
* Tarımsal faaliyetlere paralel olarak bölgedeki tarımsal sanayi de hızla gelişmekte
* Çiftçilerimizin klasik sulama sistemlerinden modern ve ekonomik sulama sistemlerine geçişleri memnuniyet vericidir.
* İlimizin tarıma elverişli arazi miktarı, mevcut su kaynakları ile sulanabilecek arazi miktarının yaklaşık 3 katıdır. Su kaynakları yeterli değildir.
* Mevcut su kaynaklarından azami istifade edebilmek için daha az su tüketen bitki çeşitleri tercih edilmelidir.
* Yeraltı suyu kullanımında,emniyetli rezerve göre adil ve kontrol edilebilir bir sistem yerleştirilmelidir
* Havza şartlarına uygun bir tarım politikası belirlenmeli ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır.
* Modern sulama tekniklerinin uygulanmasına tüm şahıs ve kuruluşlarca önem verilmelidir.
* Sulama kooperatif ve birlikleri günün şartlarına göre yapılanmalı, ekim beyannamelerini, mesaha ölçümlerini, tahsilatlarını ve bakım onarım çalışmalarını düzenli olarak yürütmelidir.
* İçme, kullanma ve sanayi suyu tüketimleri mutlaka kayıt altına alınmalı ve atık sular arıtılarak sulamada kullanılmalıdır.
* Gelişen sanayi ve nüfus artışları göz önünde bulundurularak tasarruflu ve bilinçli su kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
* Tarımda toplulaştırmaya gereken önem verilmelidir.
* Uygun alanlarda organik tarım faaliyetleri teşvik edilerek, kaliteli ve ekonomik değeri yüksek ürünlere geçilmelidir.
*Ağaçlandırma faaliyetlerine önem verilmeli, su havzalarında toprağı tutmaya ve erozyonu önlemeye yönelik tüm koruma önlemleri alınmalıdır.
* İlgili kurum ve kuruluşlar arasında gerekli koordinasyonun sağlanması ve yasal düzenlemelerin yapılması.
KOMİSYON İLK GEZİSİNİ KONYA’YA YAPTI
Küresel ısınma nedeniyle iyice artan Konya’daki kuraklık sorununun masaya yatırıldığı toplantıda sorunlar ve çözüm yolları konuşuldu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Komisyon Başkanı Mustafa Öztürk, iki aydır çalışmalarını sürdüren komisyonlarının ilk ziyareti Konya’ya gerçekleştirdiğini söyledi. Öztürk, küresel ısınma nedeniyle iyice kısıtlı hale gelen su kaynaklarının iyi yönetilebilmesi için çıktıkları yolda ilk adımı Konya’dan başlattıklarını belirterek, “Burada yaptığımız inceleme ve çalışmalardan elde ettiğimiz bilgiler ışığında mecliste gerek yasal gerekse uygulamada değişiklik ve düzenlemelerin yapılması için çalışmalar gerçekleştireceğiz. Sadece tarımsal sulamada değil konut ve sanayide de suyun iyi yönetilmesi gerekir” diye konuştu.
VALİ AYDIN: HER KAYNAK TÜKENİR ÖNEMLİ OLAN İYİ KULLANMAK
Vali Osman Aydın konuşmasında, küresel ısınma nedeniyle oluşan kuraklıktan en çok Konya’nın olumsuz etkilendiğine dikkat çekti. Son 20 yıl içinde Konya’daki yer altı su seviyesinin 22 metre daha derine gittiğinin altını çizen Aydın, “Hiçbir kaynak tükenmez değil. Ne kadar su kaynağımız olursa olsun onu iyi kullanmadıktan sonra tükenecektir. Hem mevcut kaynakların korunması konusunda hem de kaynakların azalmasını engellemek konusunda önlemler almalıyız” diye konuştu.
Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ise konuşmasında toplantının Konya ve ülke için büyük önem taşıdığını belirterek, tasarruf politikalarının son yıllarda artan kuraklık nedeniyle hayata geçirilir hale geldiğini açıkladı. Konya’da tasarruf konusunda önemli çalışmaların yapıldığını geçtiğimiz sene yüzde 10 oranında tasarrufun sağlandığını dile getiren Akyürek, artan nüfus ve abone sayısına rağmen su kullanımının azalmasının önemli olduğunu kaydetti.
KURAKLIK NEDENİYLE 750 MİLYON YTL’LİK ÜRÜN KAYBI YAŞANDI
Protokol konuşmalarının ardından DSİ 4. Bölge Müdürü Hacı Haksal, görevi bölgesi dahilindeki Konya, Aksaray, Karaman ve Nevşehir’in kuraklık ve su sorunu ile ilgili sunumda bulundu.
Haksal, son yıllarda Türkiye ve dünyayı etkisi altına alan küresel ısınma sorunundan Konya’nın da ciddi seviyede olumsuz etkilendiğine dikkat çekerek, “2007 yılında bölgemizde etkili olan küresel ısınmaya bağlı kuraklık sorunu ciddi seviyede ürün kaybına neden oldu. Bunun toplam değeri 750 milyon YTL. Kuraklık nedeniyle 2007 yılında 48 bin 547 hektar alanda ekmeklik buğday, 3 bin 714 hektar alanda makarnalık buğday, 28 bin 881 hektar alanda arpa, 705 hektar alanda çavdar, 450 hektar alanda yulaf, bin 520 hektar alanda fiğ, 93 hektar alanda çerezlik ayçiçeği hasat edilememiştir. Kuraklığın etkisiyle makarnalık buğdayda 74 kilogram/dekar, ekmeklik buğdayda 113 kilogram/dekar, arpada 115 kilogram/dekar, ayçiçeğinde 194 kilogram/dekar, fiğde (dane) 29 kilogram/dekar verim kaybı olmuştur” dedi.
125 BİN ÇİFTÇİNİN 75 BİNİ KURAKLIKTAN ZARAR GÖRDÜ
Haksal, 2007 yılı içinde çiftçi kayıt sisteminde bulunan 125 bin 566 çiftçinin 75 binin kuraklık afetinden zarar gördüğünü beyan ederek mağduriyetlerinin giderilmesi için Tarım İl Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğunu açıkladı. Bu şekilde toplam 51 milyon 378 bin 408 YTL’nin tahakkuk ettirildiğinin altını çizen Haksal, hasat edilmeyen ürün kaybından doğan zararın 624 milyon 430 bin YTL toplam ekonomik kaybın ise 749 milyon 258 bin YTL olduğuna dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl Tuz Gölü havzasında yer alan ilçelerde yoğun kuraklığın Toroslar ve Sultan Dağları civarında yer alan ilçelerde ise yıllar ortalamasında yağışın kaydedildiğini belirten Haksal, özellikle kuru alanlara ekilen ekmeklik buğday çeşitlerinin yoğun olarak kuraklıktan etkilendiğinin görüldüğünü söyledi.
BÖLGEDEKİ KUYULARIN ENVANTER ÇALIŞMASI SÜRÜYOR
Konya’da ruhsat verilen kuyuların yanında izinsiz açılan kuyuların da mevcut olduğunun altını çizen Haksal, “Bölgemizdeki yer altı suyu kullanımını tespit etmek ve alınması gerekli tedbirleri belirlemek amacıyla Konya Kapalı Havzası bakanlığımız tarafından pilot bölge ilan edildi. Yeraltı suyu kuyuları tespit çalışmaları; Valilikler, Kaymakamlıklar, Belediyeler, KOSKİ, MEDAŞ kurumları ile muhtarlıkların yardım ve destekleriyle yürütülmektedir.
Bugüne kadar Bölgemizin alansal olarak yüzde 65’lik kısmında çalışma yapılmış ve 48 bin 900 adet kuyu tespit edilmiştir” dedi.
BEYŞEHİR GÖLÜNDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Son yıllarda kuruma ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Beyşehir Gölü ile ilgili de tespitlerde bulunan DSİ Bölge Müdürü Haksal, ülkenin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü’nde yaklaşık 100 yıldır günlük olarak regülatörden su çekildiğini açıkladı. Ülkede bu kadar uzun süreli ve sağlıklı rasat yapılan bir tesisin mevcut olmadığını belirten Haksal, 11 Ocak itibarıyla göldeki su kotunun 1121.80 metre olduğunu kaydetti.
Haksal, gölde hızla artan kirliliğin önlenmesi için şu uyarılarda bulundu: “Beyşehir Gölünde muhtemel kirlenmenin önlenmesi amacıyla aşağıdaki tedbirlerin alınmasında fayda görülmektedir. Göl çevresinde kirletici unsur taşıyan yapılaşmaya ve faaliyetlere izin verilmemesi, yağış alanı içerisinde kalan yerleşim birimlerine ait kanalizasyon atıklarının göle intikalinin önlenmesi, göl çevresinde yapılan tarımsal faaliyetler kapsamında organik tarıma önem verilmesi, Göldeki balık popülasyonunun gölün doğal yapısına uygun hale getirilmesi gerekiyor.”
Ülke genelinde olduğu gibi Konya’da da son yıllarda yaşanan kuraklık ve kontrol dışı su kullanımı ile hızlı nüfus artışının kentleşme ve sanayileşmeyi beraberinde getirdiğinin altını çizen Haksal, atık su miktarındaki artışın mevcut su kaynaklarını önemli ölçüde tehdit ettiğini söyledi.
SU İYİ İDARE EDİLİRSE HAYAT, BEREKET VE REFAHTIR
Haksal, suyun iyi idare edilirse hayat, bereket ve refah olduğunu idare edilmezse kıtlık, sıkıntı ve felaket olacağını açıkladı. Canlıların temel gereksinimi olan suyun içme ve kullanma gibi bireysel ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra; tarım, sanayi, turizm, ulaşım gibi birçok sektörde de hayati önem taşıdığının altını çizen Haksal, “Birçok ülkenin ulusal programında su yer alır. İklim değişikliği nedeniyle kuraklığın artması yağış miktarı ve seyrinin değişmesi ile günümüzde suyun ekonomik, sosyal ve çevresel bir değer olarak kabul edilmesi kayıpların önlenmesi için uygun sulama tekniklerinin tatbiki, toprak ve su kaynaklarının beraberce etkin ve uyumlu değerlendirilmesi bir zorunluluk halini almıştır” değerlendirmesinde bulundu.
KONYA TESPİTLERİ
* Konya ve bölgesindeki çiftçilerin Türkiye geneline göre su konusunda daha bilinçli ve deneyimlidir
* Çiftçilerin arz ve talep dengesine bağlı olarak ürün dengesindeki çeşitliliğe süratle uyum sağlanabilir.
* Tarımsal faaliyetlere paralel olarak bölgedeki tarımsal sanayi de hızla gelişmekte
* Çiftçilerimizin klasik sulama sistemlerinden modern ve ekonomik sulama sistemlerine geçişleri memnuniyet vericidir.
* İlimizin tarıma elverişli arazi miktarı, mevcut su kaynakları ile sulanabilecek arazi miktarının yaklaşık 3 katıdır. Su kaynakları yeterli değildir.
* Mevcut su kaynaklarından azami istifade edebilmek için daha az su tüketen bitki çeşitleri tercih edilmelidir.
* Yeraltı suyu kullanımında,emniyetli rezerve göre adil ve kontrol edilebilir bir sistem yerleştirilmelidir
* Havza şartlarına uygun bir tarım politikası belirlenmeli ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır.
* Modern sulama tekniklerinin uygulanmasına tüm şahıs ve kuruluşlarca önem verilmelidir.
* Sulama kooperatif ve birlikleri günün şartlarına göre yapılanmalı, ekim beyannamelerini, mesaha ölçümlerini, tahsilatlarını ve bakım onarım çalışmalarını düzenli olarak yürütmelidir.
* İçme, kullanma ve sanayi suyu tüketimleri mutlaka kayıt altına alınmalı ve atık sular arıtılarak sulamada kullanılmalıdır.
* Gelişen sanayi ve nüfus artışları göz önünde bulundurularak tasarruflu ve bilinçli su kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
* Tarımda toplulaştırmaya gereken önem verilmelidir.
* Uygun alanlarda organik tarım faaliyetleri teşvik edilerek, kaliteli ve ekonomik değeri yüksek ürünlere geçilmelidir.
*Ağaçlandırma faaliyetlerine önem verilmeli, su havzalarında toprağı tutmaya ve erozyonu önlemeye yönelik tüm koruma önlemleri alınmalıdır.
* İlgili kurum ve kuruluşlar arasında gerekli koordinasyonun sağlanması ve yasal düzenlemelerin yapılması.
TOPRAK KAYNAKLARI
KONYA İLİ BÖLGE
Yüzölçümü 37 543 km2 61 908,8 km2
Tarıma Elverişli Arazi 1 815 181 ha 2 754 243 ha
DSİ’ce Sulanabilir Arazi 537 046 ha 713 041 ha
İşletmeye Açılan Sulamalar
DSİ Yerüstü suyu Sulamaları 164 451 ha 219 606 ha
DSİ Yeraltısuyu Sulamaları 128 835 ha 190 063 ha
İl Özel İdaresi ve Halk Sulamaları 84 140 ha 132 449 ha
Toplam 377 426 ha 542 118 ha
İnşaatı Devam Eden Sulamalar 6 121 ha 8 833 ha
Planlama Aşamasında Sulamalar 237 639 ha 294 539 ha
Genel Toplam 621 186 ha 845 490 ha
KONYA İLİ BÖLGE
Yüzölçümü 37 543 km2 61 908,8 km2
Tarıma Elverişli Arazi 1 815 181 ha 2 754 243 ha
DSİ’ce Sulanabilir Arazi 537 046 ha 713 041 ha
İşletmeye Açılan Sulamalar
DSİ Yerüstü suyu Sulamaları 164 451 ha 219 606 ha
DSİ Yeraltısuyu Sulamaları 128 835 ha 190 063 ha
İl Özel İdaresi ve Halk Sulamaları 84 140 ha 132 449 ha
Toplam 377 426 ha 542 118 ha
İnşaatı Devam Eden Sulamalar 6 121 ha 8 833 ha
Planlama Aşamasında Sulamalar 237 639 ha 294 539 ha
Genel Toplam 621 186 ha 845 490 ha

BEYŞEHİR GÖLÜNDEN ÇEKİLEN SU MİKTARI
Yıl Konya
Bölgesi Isparta
Bölgesi Toplam
Çek.Su
Yıl Konya
Bölgesi Isparta
Bölgesi Toplam
Çek.Su
1991 394 6 400 2000 400 53 453
1992 344 10 354 2001 94 49 143
1993 292 7 299 2002 135 32 167
1994 141 8 149 2003 260 32 292
1995 254 11 265 2004 270 32 302
1996 304 12 316 2005 311 35 346
1997 319 15 334 2006 200 33 233
1998 336 19 355 2007 203 41 244
1999 293 32 325 2008 - - -
Merhaba
1051 defa okundu...













1.7650
2.3276
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







