TOBB- ETÜ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Aktaş ise,
firmalara, bankalarla olan ilişkilere dikkat edilmesi, müşteri istihbaratının
iyi yapılması ve işçi çıkarmanın en son çözüm olarak görülmesi tavsiyesinde
bulundu.
Konya Ticaret Odası son
ayların en önemli gündem maddelerinden biri olan ekonomik krizi Antalya’da
organize ettiği toplantıyla masaya yatırdı. KTO Meclis Üyeleri ile Meslek
Komitesi Üyeleri’nin katıldığı toplantıda Oda Başkanı Üzülmez, kriz ortamında
uygulanması gereken reçeteyi açıkladı. İçinde bulunduğumuz dönemde herkesin
gergin, şartların ise sürekli değişken olduğuna dikkati çeken Üzülmez,
“Risklerin analiz edilmekte zorlanıldığı dönemden geçiyoruz. Krizi, “fırsat”
yada “tehlike” olarak algılamak bize bağlı. Krizlerin sadece tehlike boyutunu
görüp bunu tartışırsak sağlıklı önlemler alamayız. Kriz kavramının
bileşenlerini iyi bilmeliyiz. Yüksek cari açık, enflasyon, faiz,
işsizlik ve düşük büyüme krizin bizlere yansıyan olumsuz göstergeleridir. Yüksek
girdi maliyetleri, kur istikrarsızlığı, ürün çeşitliliğindeki kısırlık,
şirketlerimizdeki kurumsal ve yapısal sorunlar, verimlilikteki yavaşlama
rekabeti zorlaştırabilir. Bu süreçte uzun vadeli hedefler sektirilmeden kısa
vadeli kriz yönetimi unsurlarının ön plana çıkarılması özel sektör açısından
faydalı olur. Hükümet kanadında ekonominin daha iyi yönetilmesi, siyasi ve mali
disiplin, özel kesimde ise; risk idaresi, şirket yönetiminde kalitenin
artırılması, yeni döneme ilişkin
strateji çalışmalarının izlenmesi faydalı olur” diye konuştu. Geniş kapsamlı bir paketin devreye
sokulması ve bu paketin kısa vadede talebi uyandırıcı, uzun vadede rekabet
gücünü artırıcı araçlar içermesi gerektiğinin altını çizen KTO Başkanı Üzülmez,
“Paket, talep artışı, istihdamın ve yatırımın korunması, nakit sorununun çözümü
ve firma boyutunda önlemleri içermelidir” dedi. Firmalarında bu ortamda tanıtım
bütçelerini kısmamalarını aksine ağırlık vermelerini tavsiye eden Üzülmez,
şirket evliliklerinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Üzülmez, kriz
döneminde ekonomideki muhtemel risklerle ilgili olarak ta; “Düşük büyüme dönemi
sandığımızdan uzun sürebilir. İhracat pazarları daha da durağanlaşabilir.
İşsizlik artabilir, istihdam daralabilir. Bozulan gelir dağılımı dengesi
artar, yabancı sermaye girişleri
azalabilir. Kur riskinin yanında, finansmanda vade ve maliyet riski doğabilir” uyarısında
bulundu.
Şirketlerde
krizin yönetilmesiyle ilgili çözüm önerilerini sıralayan Üzülmez, şöyle
konuştu:
“Her
işletmenin içinde bulunduğu ortam ve sorun çözmedeki yetkinliği farklıdır, bu yüzden
işletmeler için sorun çözme bir ölçüde kendine özgü kültür ve reçete
gerektirir. İlk öncelik var olanın korunmasıdır. Var olanın korunmasında
teknolojik gelişmelerin mümkün olduğunca iyi izlenmesi ve uygulanması faydalı
olur. Giderler gelirleri aşmamalıdır. Gelirler düşeceği için giderlerin
özellikle sabit olanları minimize edilmelidir.
Şirket yöneticileri strese dayanıklı olmalı, uzun vadeli, saydam, açık,
güven verici ve en önemlisi işlerin kontrolde olduğunu hissettirmeli ve paniği
yatıştırıcı şekilde krizi yönetmelidir. Kriz dönemlerinde aynı sektörde
zincirin halkalarında birlik oluşturmak faydalıdır. Aksi takdirde bireysel
kurtarma çalışmalarının fazlalığı sektörü, sonunda da firmayı batırır. Ortak
bir hedefi olmayan ve büyük yurtdışı alıcılar karşısında birbirlerini saf dışı
bırakmaya çalışan Türk üreticiler ve aracıları krizi yönetememektedir. Mağaza
sahipleri-perakendeci veya şirket-banka çekişmeleri krizin olumsuz etkilerini
arttırıyor. Firmalar arasında güven kendiliğinden oluşturulamıyorsa bir
otoritenin (hükümet, meslek örgütleri veya sektörel düzenleme kurullarının)
acilen devreye girmesi gerekir. İşten çıkarma olacaksa önlem en kısa zamanda ve
sadece bir kerede yapılmalı, en azından uzun bir süre için tekrarlanmayacağı
güvencesi verilmelidir. Her ne kadar krizin acı tarafı olsa da, aynı zamanda
yararlı tarafları da bulunur. Kişilerin yaptıkları hataların ortaya çıkması,
aynı zamanda kendilerini yenilemelerini sağlar. Krizler, şirketlerin yatırım
stratejilerini revize etmeleri açısından bulunmaz bir fırsat sunar. Kriz
ortamı, akılcı ve cesur liderler için ortaya çıkma fırsatları sunar.
Birbirimizin kuyusunu kazmak değil aramızda organize olmak önemlidir. En kısa
sürede işyerinizin “yapısal ve ekonomik özelliklerini” gözden geçirin. Bir
işyerinin ayakta durması verimliliğe bağlıdır. Yüksek verimlilik alanını bir
fırsat olarak görüyorsanız hemen harekete geçin. Kriz ötesini gören planlama
yeteneğine kavuşmaya çalışın. Kriz yönetiminin özünde, önlemleri çevrenin
ve çalışanların size olan güvenini kaybetmeden, koordinasyonu ve hızı yüksek
şekilde, işi yönettiğinizi gösterme ve riskleri iyi hesaplama yatmaktadır. Eğer bir kriz dönemini fırsatları
değerlendirmek, tehlikeleri de en düşük maliyetle atlatmak istiyorsak, panik
yapmadan, sakin düşünerek tehlikeleri doğru tanımlayarak fırsatları da
öngörmeye gerekli önemi vermeliyiz.” Toplantıda
TOBB-ETÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü Başkanı Prof. Dr.
Ramazan Aktaş ise ABD’de başlayan ve dünyayı etkileyen kriz hakkında bilgi
verdi. Firmaların bu dönemde yatırımlarını ötelemesini tavsiye eden Aktaş,
“Mümkün mertebe yatırım ötelenmeli yada öz sermayeyle yapılmalıdır. Kısa vadeli
borçlanmalardan kaçınılmalı, para kazanmaktan ziyade, para kaybetmeme esas alınmalıdır.
Tasarrufa önem verilmeli, işçi çıkarma en son çare olmalıdır. Rakiplerin kriz
nedeniyle işten çıkardığı kaliteli, kalifiye elemanlar kriz sonu
düşünülerek istihdam edilmelidir. Her önüne gelene satış yapılmamalı,
müşteri istihbaratına önem verimledir. Bu dönemde stoklu çalışılmamalıdır.
Kriz, likit olanı için fırsattır. Çıkabilecek fırsatlar iyi
değerlendirilmelidir. Bankalarla ilişkilere dikkat edilmeli, bankalara güven
verilmeli, bankalardan gelecek görevlilere kapılar açık tutulmalı geleceğe yönelik
hedefler paylaşılmalıdır” diye konuştu. Yaşanan krizlerden ders çıkarılması
gerektiğini anlatan Prof. Dr. Ramazan Aktaş, kamuoyunun en çok merak ettiği
“Krizde dibi gördük mü?” sorusuyla ilgili olarak, “Dünyada kriz bitmeden
Türkiye’de bitmez. Krizin başladığı yer olan ABD’de konut satışları yeniden
başladığında dibi gördük diyeceğiz. Altın fiyatları düşünce güvenin oluşmaya
başladığını düşüneceğiz. En önemlisi dibi gördük diyebilmek için insanların
“Bundan daha kötüsü olmaz” diye düşünmeye başlaması lazım” dedi. Aktaş ayrıca
firmaların kriz sonrasına kendilerini şimdiden hazırlamalarını tavsiye ederek,
inovasyona önem verilmelisini, işçi eğitimine kaynak aktarılmasını önerdi.
Aktaş, kriz sonrasında daha kurallı bir dünya ekonomisine geçileceğini sözlerine
ekledi.
Katılımcıların ilgiyle
takip ettiği toplantılar zincirinde ayrıca TOBB-ETÜ Üniversitesi Uluslar arası
ilişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mithat Çelikpaşa’da Türk Dış Politikası
hakkında konferans verdi. Son olarak KOSGEB Sinerji Odağı Uzmanı Erkan
Yılmaz’da KOSGEB Destekleri hakkında sunum yaparak, kendisine yöneltilen
soruları cevaplandırdı. Toplantıya katılan KTO Meclis Üyeleri ve Meslek
Komitesi Üyeleri, toplantının kendileri açısından son derece verimli geçtiğini
belirterek, burada öğrendikleri bilgileri sektörleriyle paylaşacaklarını
söyledi.
2110 defa okundu...







NURULLAH AYDIN
MAHMUT TOPTAŞ
AYDOĞAN DEVECİ





1.5120
60.866
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?