Konya merkezli faaliyet gösteren Şefkat-Der'in Genel Başkan Yardımcısı Ayfer Erel yaptığı açıklamada, zengin ve kıtalar arasındaki Türkiye'nin, ülkesindeki savaş, yoksulluk ve açlık tehlikesinden kaçarak kendisine yeni dünya kurmak isteyenlerin adeta uğrak yeri olduğunu belirtti.
Erel, aslında özellikle Afrikalı mültecilerin bu umut yolculuğunda Türkiye kıyılarına, ellerinde kalan son parayı da alan insan tacirleri tarafından, 'Bir Avrupa ülkesi' diye kandırılarak bırakıldıklarına, son derece kötü şartlarda yapılan bu deniz yolculuklarında pek çoğunun hayatını kaybettiğine dikkat çekti.
Afrikalı göçmenlerin Türkiye'ye gelmeye başlamasının yeni bir durum olmadığını, ancak özellikle son 3 yılda, Afrika'da yaşanan çatışmalar ve açlığın artması üzerine daha da yoğunlaştığını belirten Erel, 'Türkiye'ye geldikleri bir şekilde emniyet güçlerince tespit edilen Afrikalılar, buradaki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği yetkililerine bildiriliyor. Söz konusu kişilerin durumu ayrıntılı bir şekilde araştırılıp, mülteci kabul eden ülkelere yazı yazılıyor. Bu yazılardan olumlu yanıtı gelinceye kadar da ülkemizde kalıyorlar' dedi.
Ayfer Erel, İçişleri Bakanlığının, BM'nin mültecilik başvurusunu kabul ettiği çoğu kadın ve çocuk, bu Afrikalı sığınmacıları, Ankara ve İstanbul'un olanakları yetersiz gelmeye başladığı için, 26 ilin Valiliklerine dağıtarak, burada kiralanan evlerde barınmalarını sağladığını anlattı.
Pek çoğu 2 yıldan fazladır, gönderildikleri Anadolu illerinde barınmaya çalışan bu sığınmacıların büyük çoğunluğunu, kadınlar ve çocukların oluşturduğunu ifade eden Erel, 'Konya'da halen çoğu kadın ve çocuk, yaklaşık 850 Afrikalı sığınmacı bulunuyor. Bu siyahi kadınlardan her birinin yaşamı da ayrı bir dram... 8 Martta birilerinin kendilerini fark etmesini bekliyor' diye konuştu.
O, DİĞER SİYAHİ KADINLARIN BİR SİMGESİ
Şefkat-Der Konya Kadın Sığınma Evi'nde barınan Somalili, 33 yaşındaki Fatma Muhittin Muhammed, Türkiye'deki 26 kente dağıtılmış siyahi kadınların içinde bulunduğu zor durumun adeta bir simgesi gibi...
Eşi ve büyük oğlunu Somali'deki çatışmalarda kaybettiğini söyleyen Fatma, köyünde beslediği son birkaç hayvanını da satarak yola çıkmış ve 4'ü kız 6 çocuğuyla birlikte kendisini Türkiye'de bulmuş.
'Karşı kabiledekiler, kız çocuklarımıza tecavüz edip, erkek çocuklarımızı çocuk savaşçı yapmak için esir alıyordu, eşim ve büyük oğlum da ölünce başka çarem kalmamıştı' diyen Fatma, daha 33 yaşında olmasına rağmen kendisinin hayattan bir beklentisi olmadığını, bundan sonra mülteci statüsünde kendilerini kabul edecek bir ülkede çocuklarını okutup, onlara iyi birer gelecek sağlamak istediğini söylüyor.
Fatma, 'Ülkesinden uzakta, dul bir kadının çocuklarıyla birlikte yaşadığı sıkıntıyı tahmin edebilmek bile çok zor. Ayrıca Türkiye'de şehit haberlerini duydukça, savaş bölgesinden gelmiş biri olarak büyük tedirginlik yaşıyorum. Tek isteğim, ailemle birlikte insanların ölmediği, savaşların olmadığı bir dünyada yaşamak' diye konuştu.
Erel, aslında özellikle Afrikalı mültecilerin bu umut yolculuğunda Türkiye kıyılarına, ellerinde kalan son parayı da alan insan tacirleri tarafından, 'Bir Avrupa ülkesi' diye kandırılarak bırakıldıklarına, son derece kötü şartlarda yapılan bu deniz yolculuklarında pek çoğunun hayatını kaybettiğine dikkat çekti.
Afrikalı göçmenlerin Türkiye'ye gelmeye başlamasının yeni bir durum olmadığını, ancak özellikle son 3 yılda, Afrika'da yaşanan çatışmalar ve açlığın artması üzerine daha da yoğunlaştığını belirten Erel, 'Türkiye'ye geldikleri bir şekilde emniyet güçlerince tespit edilen Afrikalılar, buradaki BM Mülteciler Yüksek Komiserliği yetkililerine bildiriliyor. Söz konusu kişilerin durumu ayrıntılı bir şekilde araştırılıp, mülteci kabul eden ülkelere yazı yazılıyor. Bu yazılardan olumlu yanıtı gelinceye kadar da ülkemizde kalıyorlar' dedi.
Ayfer Erel, İçişleri Bakanlığının, BM'nin mültecilik başvurusunu kabul ettiği çoğu kadın ve çocuk, bu Afrikalı sığınmacıları, Ankara ve İstanbul'un olanakları yetersiz gelmeye başladığı için, 26 ilin Valiliklerine dağıtarak, burada kiralanan evlerde barınmalarını sağladığını anlattı.
Pek çoğu 2 yıldan fazladır, gönderildikleri Anadolu illerinde barınmaya çalışan bu sığınmacıların büyük çoğunluğunu, kadınlar ve çocukların oluşturduğunu ifade eden Erel, 'Konya'da halen çoğu kadın ve çocuk, yaklaşık 850 Afrikalı sığınmacı bulunuyor. Bu siyahi kadınlardan her birinin yaşamı da ayrı bir dram... 8 Martta birilerinin kendilerini fark etmesini bekliyor' diye konuştu.
O, DİĞER SİYAHİ KADINLARIN BİR SİMGESİ
Şefkat-Der Konya Kadın Sığınma Evi'nde barınan Somalili, 33 yaşındaki Fatma Muhittin Muhammed, Türkiye'deki 26 kente dağıtılmış siyahi kadınların içinde bulunduğu zor durumun adeta bir simgesi gibi...
Eşi ve büyük oğlunu Somali'deki çatışmalarda kaybettiğini söyleyen Fatma, köyünde beslediği son birkaç hayvanını da satarak yola çıkmış ve 4'ü kız 6 çocuğuyla birlikte kendisini Türkiye'de bulmuş.
'Karşı kabiledekiler, kız çocuklarımıza tecavüz edip, erkek çocuklarımızı çocuk savaşçı yapmak için esir alıyordu, eşim ve büyük oğlum da ölünce başka çarem kalmamıştı' diyen Fatma, daha 33 yaşında olmasına rağmen kendisinin hayattan bir beklentisi olmadığını, bundan sonra mülteci statüsünde kendilerini kabul edecek bir ülkede çocuklarını okutup, onlara iyi birer gelecek sağlamak istediğini söylüyor.
Fatma, 'Ülkesinden uzakta, dul bir kadının çocuklarıyla birlikte yaşadığı sıkıntıyı tahmin edebilmek bile çok zor. Ayrıca Türkiye'de şehit haberlerini duydukça, savaş bölgesinden gelmiş biri olarak büyük tedirginlik yaşıyorum. Tek isteğim, ailemle birlikte insanların ölmediği, savaşların olmadığı bir dünyada yaşamak' diye konuştu.
Merhaba
1101 defa okundu...













1.8305
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







