22 Temmuz genel seçimi sonrası piyasalarda yaşanması beklenen hareketlilik Cumhurbaşkanlığı seçiminin belirsizliği nedeniyle ertelendi. Bununla birlikte dünya piyasalarında yaşanan dalgalanmaların da en çok Türkiye’yi olumsuz etkilemesi kurulması beklenen AKP hükümetinin ekonomide yeni bir yol haritası çizmesi gerektiği görüşünü kuvvetlendirdi.
İş çevreleri AKP hükümetinin 2002–20007 döneminde ekonomide uyguladığı düşük kur-yüksek faiz modelinden bir an önce vazgeçmesini ve yeni dönemle birlikte yeni bir ekonomik program ortaya koymasını bekliyor. Bir anlamda ekonomide mevcut model yerine yeni bir model olması gerektiği yönünde mesajlar veren iş çevreleri, kurulacak hükümetten ekonomide tadilat değil, ray değiştirmesini bekliyor.
22 TEMMUZ GERİDE KALDI AMA DURGUNLUK DEVAM EDİYOR
2000 krizinden iki yıl sonra iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Cumhurbaşkanının seçilememesi ve e-muhtıra nedeniyle erken seçime gitti. Aniden gelen erken seçim kararı 2002–2007 dönemindeki istikrar havasının sona ermesine neden oldu. Siyasette yaşanan istikrarsızlık doğal olarak ekonomide istikrarsızlığı beraberinde getirdi. Yaşanan siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın 22 Temmuz genel seçimlerinin ardından sona ermesi herkesin beklentisiydi. Türkiye böyle bir ortamda genel seçimlere gitti ve oyunu kullandı. Sandıktan 2002’de aldığı oyu artıran AKP, tek başına hükümeti kurma yetkisini de aldı. Ancak Cumhurbaşkanını seçememesi dolayısıyla erken seçime giden AKP, yeni kurulacak hükümetten önce bu hesabı kapamanın yollarını aramaya başladı. Geçtiğimiz hafta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı için çoğunluğun desteğiyle gösterdiği adayı seçtiren AKP, şimdi de yarım kalan Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini tamamlamayı hedefliyor. Sandıktan tek başına iktidar çıkmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı be
lirsizliği dolayısıyla siyasette yaşanan istikrar sorunu ekonomide de her haliyle kendini gösteriyor. Hem yaz durgunluğu, hem de ekonomideki istikrarsızlık iş çevrelerini kara kara düşündürüyor. 2002-2007 döneminde siyasi istikrarın sağlanmasına rağmen AKP iktidarının para oyunlarıyla ekonomide tadilat yapma düşüncesinin kağıtta kaldığını düşünen iş çevreleri, bir an önce Cumhurbaşkanın seçilmesi ve siyasi istikrarla birlikte yeni bir ekonomik modelle iş piyasasının beklentilerinin reel olarak karşılanmasını bekliyor.
BÜTÜN GELİŞMELER AKP LEHİNEYDİ, ŞİMDİ TAM TERSİ
Seçim sonrası piyasalarda yaşanan durgunluk ve yeni hükümetle birlikte ekonomide benimsenecek model konusunda önemli açıklamalarda bulunan Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Konya Şube Başkanı Selçuk Öztürk, siyasi ve ekonomik sürecin tahlilini yaptı, AKP’nin yeni dönemde ekonomide yeni bir model ortaya koymasının kaçınılmaz olduğuna işaret etti.
Selçuk Öztürk, 22 Temmuz’da yapılan seçimlerin vatandaşlar tarafından normal olarak değerlendirildiğini anımsatarak, böyle bir anlayışın yanlış olduğunu söyledi. Normal bir şekilde seçime gidilmediğini, siyaseten istikrarsızlığın söz konusu olduğunu ve bunun da ekonomide istikrarsızlığı beraberinde getirdiğine dikkat çeken Selçuk Öztürk, seçim sonrası Cumhurbaşkanı seçimi belirsizliğinin istikrarsızlığın devam etmesine neden olduğunu belirtti. Ancak sadece Cumhurbaşkanı seçimi belirsizliğini ekonomideki istikrarsızlığın nedeni olarak göstermenin de yanlış olacağını anlatan Öztürk, dünya piyasalarında yaşanan dalgalanmaların en çok Türkiye’yi olumsuz etkilediğini ve bunun görmezden gelinemeyeceğini vurguladı. Öztürk, 2002–2007 döneminde siyasi istikrarla birlikte bütün gelişmelerin AKP hükümeti lehinde olduğunu hatırlatarak, “Ülkedeki siyasi istikrarla birlikte dünya piyasalarında yaşanan gelişmeler Türkiye lehineydi. Ancak şimdi öyle değil. Bugün dünya piyasalarında sıkıntı var ve bundan en çok Türkiye etkileniyor. Bunun sebebi de Türkiye’nin mevcut ekonomi modelinin düşük kur-yüksek faiz üzerine kurulu olması” dedi.
Bununla ilgili örnekler veren Selçuk Öztürk, şunları söyledi: “Türkiye 42 ülke arasında yatırımcıya en yüksek faizi veren ülke. The Economist dergisinin Haziran-2007 verilerine dayanılarak Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun yaptığı araştırmaya göre, 3 ay vadede en yüksek faiz yüzde 19,14'le Türkiye'de. Türkiye'yi yüzde 11,93'le Brezilya takip ediyor. Şili, Arjantin gibi ülkelerde Türkiye'den daha az faiz veriyor. Ayrıca Türkiye'nin cari açığı Haziran ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,7 oranında artarak, 2 milyar 868 milyon dolardan 3 milyar 317 milyon dolara çıktı. Dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 14,8 arttı.”
ÜRETİM HAREKETLERİ HAYATA GEÇİRİLMELİ
AKP hükümetinin gelinen süreçte ekonomiyi finans hareketleriyle, para oyunlarıyla ayakta tutmaya çalıştığının altını çizen Selçuk Öztürk, yeni dönemde hükümetin üretim hareketlerini hayata geçirmesi gerektiği konusuna vurgu yaptı. Üretim odaklı bir ekonomik model oluşturulmasını isteyen Selçuk Öztürk, yüksek faiz-düşük kura devam edilirse ekonomide yaşanan sıkıntıların devam edeceği uyarısında bulundu. Öztürk, şimdiye kadar üretim modeli benimsenmiş olsaydı, mevcut ekonomik sıkıntıların da yaşanmayacağı değerlendirmesini yaptı.
TADİLAT DEĞİL, RAYLAR DEĞİŞTİRİLMELİ
Türkiye’ye giren yabancı sermayenin de üretim ve istihdamda değil, finans sektöründe olduğuna vurgu yapan Selçuk Öztürk, yabancı sermayenin ülkeye girişine karşı olmadıklarını ancak bunun üretim ve istihdam kollarında olması şartının altını çizdi.
868 defa okundu...












1.8295
56.820
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?







