Son hazırlık, ilk Teravih ve Sahur

Ahmet Güldağ

31.08.2008



Bu akşam ilk teravih’i kılma ve sahur yemeğine kalkmak suretiyle Mübarek Ramazan’ı misafir etmiş olacağız.
Bu Mübarek Ramazan gelmeden evvel karşılama hazırlıklarını beyler keselerini açarak hanımlar imece usulü işlemlerle karşılama yaptıklarını yazmıştım önce
Karşılamalar yalnız boğaz işlemleri için değil başkaca işlemler içinde yapılırdı.
Kesilen Erişte ve dökülen şehriyeler iki üç gün evveli her evin bahçe veya hayat’ın da(Avlu da denilen açıklıktaki küçük yer) bulunabilen Tandır veya Toprak ocak üstlerine yerleştirilen demir saçların iç yüzeyine konup bir güzel açık kahverengi olabilecek şekilde karıştırılarak kavrulurdu.
Bu kavruluşun kıvamı önemli idi. Tam yapılabilmiş olanların tadı daha bir lezzet ve çeşni içinde olurdu.
***
Yine bir hafta kala evlerin eşyaları bir güzel yıkanır temizlenirken o zamanın boyasız tahta dolap, pencere, kapı ve varsa taban tahtası tel fırçalarla bir güzel kirleri alınır tertemiz yapılırdı.
Bunlar bitince ailenin tüm çamaşırları, ocaktaki kazana atılıp 100 derecenin üstünde ki suda bir sırıkla çevirerek karıştırmayı müteakip düz bir taş veya mermer üzerinde tokuşlanarak suyu alınırdı.
Bu çamaşırlar altlarına küllü ateş konulmuş bakır leğenler içine atılır başlarına oturmuş hanımlar leğendeki sıcak suya yeşil renkteki çamaşır sodasını atarak Muharrem çamaşır sabunu ile yıkama işlemine başlarlardı.
Kirli su atılıp yenilendikçe yapılan işlemin en sonunda beyazlatmak için küp şeker şeklinde mavi renkteki civit (çivit değil) atılarak son işlem tamamlanır, iplere tellere asılarak kurutmaya bırakılırdı.
Çamaşır değişimi evlerde bu günkü banyolar olmadığı için kentin hamamına Beyler sabahleyin giderek halleder, hanımlar ise çamaşır yıkama, tandırda ekmek yapma işleminden sonra koltuklarına kıstırdıkları çamaşır ve tas bulunan bohça ile kadın hamamlarına giderek temizlik işlemi tamamlamış olunurdu.
Bunlar normal günlerde de yapılırdı ama bilhassa Mübarek ramazan’ın başlayacağı ilk gün evveli özen gösterilerek yapılmış, hazırlanmış olunurdu.
Ertesi günü başlayacak Ramazan’ın ilk Teravih’i de Sahur’u da diğerlerinden bir başka olurdu.
O günün yatsı vaktine yakın nede olsa ilk başlangıç olduğu için, daha bir neşe ve heyecan gözlemlenirdi herkeste.
Hoparlörsüz cami şerefelerine çıkan Müezzin’lerin davudi sesleri içinde okunan ezanlar bir huşu verirdi dinlerken
Mahallenin bütün çocukları öncelikle iştirak ederken, Dede, baba, Ağabey’ler sökün ederdi camiye.
Unutmayalım. Bunlardan evveli evin hanımları, kızları, kız çocukları dahi güzel giysi ve işlemeli oyalı yaşmaklarını yarıştırırcasına giyinmiş olup, camiin kadınlar kısmını doldururlardı.
Çocuklat ayaklarında tahtadan yapılmış üstü yakılarak işlenmiş Nalın (Nâlin de denilir) veya Takunya’ları takarak camiye şen şakrak takırdatarak giderler etrafa şenlik saçarlardı.
Kimi evde kimi cami şadırvanında abdestini alanlar camiyi doldurmaya başlar, birbirlerine “Ramazanın mübarek olsun” diyerek tebrik eder, ezan sonu namaza durulurdu.
Teravih namazı başlamadan evvel bazı güzel sesli müezzin veya müezzin topluluğu “Hoş geldin ey Şehri Ramazan” ilahisini söylemelerini müteakip çoğu imam Fil suresinden başlayarak ikişer, bazıları dörder (Sonraları altı sekiz hatta on’a çıkaranlar bile bulununca darılmalar oldu bırakıldı) rekat kılarak selam verir arada salavat yanında ilahiler söyler biraz dinlenmiş olmakla yeniden durularak tamamlanırdı.
Teravih sonu, evine yollananlar arasında büyük camilere gitmiş olanlar yakındaki çayhane de sohbete dalabilirlerdi.
***
Gece sahura kalkılacağı için o gün her zamanki yatma saatinden evvel, çoğunluk olarak varlıklı varlıksız olanlar, karyolalardaki yaylı yataklarda değil yere serilen yün içli yatak ve yorganlarda uykuya dalarlardı.
Evin hanımefendisi sahur vaktinden çok önce kalkar ilk sahur yemeğinin zengin olması için hazırlık yapardı.
Hamur yoğrulur varsa kız ve gelin de çağrılır yufkalar açılır. Bunlarla kimi içlenip dört köşe örttüğü katmer denilen hamuru tavada kızartır, kimi içlendikten sonra kıvırarak tepsiye koyup mangalda pişirirdi ama su böreği yapma, etli, sebzeli yemekler ile tatlı ve meyvelere yer verilmezdi. nedense sahur sofrasında.
Tabii o lezzeti bugün görülemeyen Erişte veya şehriye pilavı pişirilir, yaz veya kış olsa da Kayısı, Erik hoşafı hazır olurdu.
***
Bu arada davul sesleri duyulmaya başlar davulcunun manilerle vuruşu ayrı bir zevk verir dinletirlerdi kendilerini. Giyimleri bile Türk geleneği kıyafetleri içinde dolaşırlarken;
……..
Aldanma sağa sola, / Gel gidelim hak yola,
Güzel oruç tutanın, / Akıbeti hayrola.
Maniler çiçeklidir. / Birbirine eklidir.
Davulcunun daveti, / Mutlaka böreklidir.
……
Şeklinde pek çok değişik maniler söylerlerdi.
Kırklı yıllar başında yasaklanıp Yakın yıllarda serbestleşen ve…
Bu gün geleneğe hiçte uymadığı gibi, sesleri de zevkle dinlenemeyen, bir para kazanma yolu tutumu içinde hiç faydası hatta şehrin gürültüsü içinde duyulmayabilen, davulcuyum diye güm güm vurup üçüncü gün kapınıza dayanıp davul parası verin diyenlerden değildi onlar.
Ramazan sonu bayramlaşma geleneği ziyareti içinde gelince ev sahipleri de memnuniyetlerine göre hediye ve bahşişlerini verirlerdi.
***
Bu arada bu günkü ses fazlalığı olmadığı için Konya Alâeddin tepesinde çaput barut içerikli top bir defa atılır, en kıyı yerlerde olanlar bile duyup uyanabilirlerdi.
Uyanamamışlarsa imsak’e beş dakika kala top beş dakika aralıklı olarak iki defa atılır ki, bu ikinci top demektir.
Bu ikici defa atılan aralıklı topların ilkine uyananlar telaşla beş dakika içinde bir şeyler atıştırıp sularını içmiş olurlardı.
Normal zaman içinde sahura kalkmış olanlar hazırlanan börek ve pilavları hoşaflarıyla (Bu günün kompostosuna yakın ama pişirilerek yapılmaz) beraber hallederler, sonra da sularını içerlerdi.
Sofra sonu kimi kestirmek için yatar kimi ibadete çekilir. Sabah ezanlarına tekrar ayaktadırlar.
***
Diyeceksiniz ki “kendi yaşamınızda gördüğünüz bu olanları anlatırken son takı olarak neden “dı”” eki yapıyorsunuz.
Şimdileri devam edemediği mazide yeni adıyla nostalji de kaldığı için…
***
Ramazan’ınızın mübarekle dolması, sağlık ve esenlik içinde hoş bir ramazan geçirme içinde yaşam dilerim efendim…
 

734 defa okundu...
Yazarın Diğer Yazıları
Foto Galeri Video Galeri
TSUNAMİ

unix öğreniyoruz

Konyadan Resimler

Konya'da Lale

Tüm Galeriler

24°
Cumartesi Pazar Pazartesi Salı
Döviz Kurları
DOLAR          1.5120
EURO            1.9380
BORSA          60.866
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?

Eskisi daha iyidi
Kararsızım
Güzel
Çok güzel
Diğer Anketler
KONYA
  • ADANA
  • ADIYAMAN
  • AFYON
  • AĞRI
  • AKSARAY
  • AMASYA
  • ANKARA
  • ANTALYA
  • ARDAHAN
  • ARTVİN
  • AYDIN
  • BALIKESİR
  • BARTIN
  • BATMAN
  • BAYBURT
  • BİLECİK
  • BİNGÖL
  • BİTLİS
  • BOLU
  • BURDUR
  • BURSA
  • ÇANAKKALE
  • ÇANKIRI
  • ÇORUM
  • DENİZLİ
  • DİYARBAKIR
  • DÜZCE
  • EDİRNE
  • ELAZIĞ
  • ERZİNCAN
  • ERZURUM
  • ESKİŞEHİR
  • GAZİANTEP
  • GİRESUN
  • GÜMÜŞHANE
  • HAKKARİ
  • HATAY
  • IĞDIR
  • ISPARTA
  • İÇEL
  • İSTANBUL
  • İZMİR
  • KAHRAMANMARAŞ
  • KARABÜK
  • KARAMAN
  • KARS
  • KASTAMONU
  • KAYSERİ
  • KIRIKKALE
  • KIRKLARELİ
  • KIRŞEHİR
  • KİLİS
  • KOCAELİ
  • KONYA
  • KÜTAHYA
  • MALATYA
  • MANİSA
  • MARDİN
  • MUĞLA
  • MUŞ
  • NEVŞEHİR
  • NİĞDE
  • ORDU
  • OSMANİYE
  • RİZE
  • SAKARYA
  • SAMSUN
  • SİİRT
  • SİNOP
  • SİVAS
  • ŞANLIURFA
  • ŞIRNAK
  • TEKİRDAĞ
  • TOKAT
  • TRABZON
  • TUNCELİ
  • UŞAK
  • VAN
  • YALOVA
  • YOZGAT
  • ZONGULDAK
Haber Arşivi  |   Künye  |   İletişim  |   Giriş sayfam yap  |   Sık Kullanılanlara Ekle  |   Sitene ekle  |  
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları sakldır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz